Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '14

 
Kategori
Bebek - Çocuk
 

Doğum hikayem

Doğum hikayem
 

1.       Gün:

21 Ekim 2012’de gece 3 sularında başladı benim doğum hikayem... Ardarda gelen kasılmaları şiddetli bir tuvalet ihtiyacı takip etti. Öyle ki yatağa bir kaç adım mesafedeki tuvalete gidene kadar bacaklarımdan sular akmaya başladı. O an bunun normal bir tuvalet ihtiyacı olmadığını ve sularımın gelmeye başladığını anladım. Ancak hem sancılarım hem de sularımın gelmesi çok şiddetli olmadığı için biraz beklemek istedim. Tuvalete gidip bir ped takarak yatağa uzandım. Öncelikle ağrılarımın periyodunu takip etmek için biraz bekledim. Ortalama 20 dk’da bir sancı geliyordu ve düzenli olarak aynı periyodda geliyordu. Yani bu yalancı Braxton Hiccks kasılmalarından olamazdı. Gerçek doğum ağrıları olduğuna kanaat getirdiğimde kalkıp hazırlanmaya başladım.

Hikayenin komik tarafı şimdi başlıyor. Bu benim ilk doğumum olacak ve doğal olarak sadece araştırmalarım ve arkadaşlarımın doğum hikayeleri doğrultusunda bilgi sahibiyim. Belirlediğim doğum yöntemi epidural normal olacağı için çok şiddetli ağrı hissedeceğimi beklemiyordum. Bir arkadaşım da epidural normal doğum yapmıştı ve doğumunun sadece 15 dakika sürdüğünü, neredeyse hiç bir şey hissetmeden bebeği kucağına aldığını söylemişti. Benim beklentimde bu kadar kolay olmasa da zor olmayacağı yönündeydi en azından... Dolayısı ile banyoya gidip saçlarıma fön bile çektim fotoğraflarda güzel görüneyim diyeJ Sonra manikür yaptım... Doğum çantamı ve süslemelerimi yeniden gözden geçirdim... Üzerimi değiştirdim... Doktorum doğum sancılarım başladığında banyo yapmamı önermediği için duşa girmedim, iyi ki dün banyo ve temizlik işini halletmişim.

Sabah 6 civarında usulca eşimi ve annemi uyandırarak sancılarımın başladığını, artık yavaşça hastaneye gitmemiz gerektini söyledim. Her ne kadar panik yapmayacakları şekilde, sakince söylesem de evde birden bir panik ve sevinç havası oldu. O kadar bekledik ki bu anı, gelince de bir an ne yapacaklarını şaşırdılar. Onların hazırlanması ile tüm eşyalarımızı yüklenip (tekrar gel git olmasın diye süslemelere varıncaya kadar her şeyi aldık) hastane yollarını tuttuk. Saat 7 civarında hastaneye vardığımızda sancılarımın şiddeti daha da artmış ve sıklaşmıştı. Şansıma Pazar günü olduğu için kendi doktorum yerine nöbetçi doktora çıkmak zorunda kaldım. Hemen pelvik muayene yaptı. Rahim 3 satim açıklığındaydı ve sular gelmeye devam ediyordu. Daha doğumun çok başında olduğumu ama sularım hızla geldiği için yine de yatış yapacaklarını belirtti. Eşim muhasebeden yatış işlemlerini yapmaya gittiğinde biz annemle çoktan doğum servisine çıkıp beklemeye başlamıştık bile. Saat 7,30 sularında uygun odaya yerleştik ve beni hemen NST aletine bağladılar ve kateter takarak damar yolu açtılar. Servis hemşireleri yatışın hemen ardından saat başı gelerek tansiyon ve ateş kontrolü yaptı. Doğum öncesi tüm önlemleri almak için sağlıkla ilgili bir form dolduruldu (ilk bebek mi, tüp bebek mi vb). Ayrıca NST sonuçları da her 30 dk’da bir kontrol edilerek doktora iletiliyordu.

 Saat 9 civarında sancılarım iyiden iyiye arttı. Artık 10 dakikada bir geliyor ve daha uzun, daha şiddetli oluyordu. Nöbetçi doktor yeniden pelvik muayene yaptığında rahim açıklığı 5 cm’e varmış ve silinme %60 civarındaydı. Bu bilgiler sürekli olarak benim kendi doktorumla da paylaşılıyormuş. Saat 9,30 civarında hemşire gelip lavman yaptı. Artan sancılarımın üzerine bir de bu eklenince artık insanlıktan çıktım. Fönlü saçlarımdan eser kalmamasını bırak, sanki savaşa girmiş gibi yapış yapış, ter içinde, yorgun ve bitap bir halde görünüyordum daha şimdidenJ Her sancı girdiğinde annemin ellerini sıktığımdan kadıncağızın parmakları kırılacaktı neredeyse. Bir de beni o halde gördüğü için o da dayanamıyor sürekli ağlıyordu.

Saat 10’a yaklaştığında sancıların şiddetine dayanamaz oldum. Hemşirelere Epidural’in ne zaman takılacağını sorduğumda doktorumun onayını beklediklerini belirttiler. Pazar günü doktorumu bu saatte rahatsız etmek istemediğim için hemen mesaj attım. Artık sancılara dayanamadığımı belirttim. Sağolsun hemen geri aradı. Epidural uygulama için rahmin en az 6 cm açılması gerekiyormuş, bunu beklediklerini ve açılır açılmaz takılacağını söyledi. Görüşmenin ardından yeniden nöbetçi doktor gelerek pelvik muayene yaptı. Artık rahim 6 cm açık ve %70 civarında silikti. NST sonuçlarımda düzenli ve şiddetli doğum sancılarını doğruluyordu. Hemen anestezi uzmanı çağırıldı. Yine benim şanssızlığım, Pazar günü olduğu için gelmesi 1 saati bulacaktı ve zorlu 1 saat beni bekliyordu. 10,30 gibi kayınvalidemler geldi. Annemin parmaklarını dinlendirerek onunkileri sıkmaya başladım ve bağırmamak için yorganı ısırıyordum sancı geldikçe. L

Saat 11’de anestezi uzmanı geldiğinde bir an önce takılması için yalvarıyordum. Önce katater omuriliğime yerleştirildi, sonra da koluma serum benzeri bir şey takıldı yanılmıyorsam tansiyonumu düzenlemek için. Kataterin elime verdikleri bir düğmesi vardı, acil bir durumda ya da sancıların hala çok yüksek seyiretmesi halinde buradan hemşireyi çağırabiliyormuşum. Ayrıca anestezi oranını kendim ayarlayabileceğim ayrı bir tuş vardı. Eğer az gelirse bir noktaya kadar (sınırlı çünkü tamamen hasanın kontrolüne bırakılırsa aşırı doz verilebilir) anestezi oranını kendim ayarlayabiliyormuşum. Tabii ki hemen en üst seviyeyi ayarladım. Epidural takıldıktan bir 15 dakika sonra sancılarımın şiddeti azaldı, ohh dedim. Bu süreç yaklaşık 30-45 dk felan sürdü. Hemşireler düzenli yaptıkları kontrollerde doğumun durduğunu söylediler. Yani sancılar gitmişti, hemen hemen 20 dakikadır ciddi sancı gelmemişti. Bu nedenle doktorumun sunni sancı verilmesini uygun bulduğunu dile getirdiler.

Bu sırada bizimkilerden süslemeleri yerleştirmelerini rica ettim. Her paketi aldıklarında, paketin üzerinde neyin, nasıl ve nereye konulacağının yazdığı manuelleri görünce şok oldular. Üzerine o kadar sancı arasında hayır ‘o şuraya olacak, öyle değil böyle yapmalısın’ gibi müdahalelerim de olunca oldukça alay konusu oldumJ. Bayağı komikti, o dakikalar güzel bir hatıra oldu... Ha bu arada süslemeler bittiğinde en güzel doğum odası da bizimki olmuştu!

Saat 12 civarında diğer koluma da ‘Oxytocyn’ takıldı ve Epidural’in dozu azaltıldı. 15 dakika sonra yeniden başlayan sancılarım eskisine oranla çok daha şiddetlenmişti. Pelvik muayenede rahiminin 7 cm açıldığı ve %80 silindiği görüldü. Ancak şiddetli bir baskı vardı alt tarafta. Ben sanki çok accayip büyük tuvaletim gelmiş gibi hissediyordum. Hemşireye lavmandan sonra mümkün olup olmadığını sorduğumda büyük ihtimalle bebeğin yola yerleştiğini ama rahat edeceksem tuvalete çıkmakta herhangi bir sakınca olmadığını belirtti. Bu bebeğin makatta yarattığı etkiymiş, bilmiyordum.

Saat 1’de yeniden pelvik muayene yapıldı, açıklık 8 cm ve silinme %90’a yakınmış. Ama sancılarım dayanılmaz boyuttaydı. Kolumdaki Epidural’in dozu iyice azaltıldı, çünkü doğum anındaki ıkınmaları hissetmem gerekiyordu. Annemlerin ellerini sıkarak, bir şeyler ısırarak ve dua ederek katlanmaya çalışıyordum. NST’de doğum sancılarımın yeniden düzene girdiği ve ortalama 5 dakikada bir geldiği görülüyordu. 1.30’da kendi doktorum gelmişti nihayet. Gerçekten onu çok seviyorum, hem hamilelik hem de doğum sürecindeki en büyük destekçimdi diyebilirim. Kendi ailemin heyecan ve stresten veremediği desteği sakinliği ve bilgeliği ile o verdi bir doğum koçu gibi... Öncelikle yanlış durduğumu, ayaklarımı açmam gerektiğini, özellikle sancı geldikçe daha çok açarak yavaş yavaş ıkınmamın faydalı olacağını söyledi. Bense bu saate kadar sancı geldikçe sanki tuvaletimi kaçıracakmış gibi sıkıyordum kendimi. Belki bu da yavaşlatmış olabilir süreci. Başka şeyleden, süslemelerden vs bahsederek beni sakinleştirmeye çalıştı.

Saat 13:40’ta kendisinin yaptığı pelvik muayenede rahim açıklığı 9 cm ve silinme %90’ın üzerindeydi. Benim doğum odasında alınmamı istedi. NST makinesi ve iki kolumdaki tüm aparatlar takılı halde yatağımla beraber doğumhane’ye alındım ve doğum sandaleysine geçtim. Doğumhaneye geçtiğimden bebeğin doğumuna kadar geçen 45 dakika sanırım hayatımın en uzun 45 dakikasıydı. Artık her sancı geldiğinde tuvaletimi yapar gibi güçlü bir şekilde ıkınmamı istiyordu. Ama ben sancılardan artık duramıyor ve ne kadar engellesem de bağırmaya başlamıştım. Ne zaman bitecek diyordum sürekli, daha ne kadar var? Bunun benim ıkınma performansıma bağlı olduğunu, bağırarak ya da konuşarak kendimi yıpratmak yerine daha derin nefesler alıp daha güçlü ıkınmamın bunu çabuklaştıracağını söyledi. Ayrıca bebeğin kalp atışlarını dinletti, bak o da ne kadar zor durumda, sıkışmış halde. Senin çabanı bekliyor dedi. Bu sözleri beni hem sakinleştirdi hem de kendimi toplamamı sağladı az da olsa. Daha sonra odaya kayınvalidemi aldılar bana destek olsun diye. Ama benim gözüm o sırada kimseyi görmüyordu. Zaten o da 15 dakika sonra fenalaştı ve biraz nefes almak için çıkıp sonlara doğru yeniden geldi.

Odaya geçtikten sonra yaklaşık 8-10 güçlü ıkınmanın ardından bebeğin başı göründü. 14:15 gibi lokal aneztezi yapılarak son aşamada epizyomi yapıldı. Son kez oldukça güçlü bir ıkınma ve nöbetçi doktorun karnıma yaptığı baskının ardından bebeğimin sesi duyuldu. İlk sözcüklerim doktoruma ‘Epidural tamamen hamileleri kandırmak için uydurulmuş bir yalan, hiç bir etkisi yok!’ demek oldu. Ama bu benim doğumum için geçerli olabilirmiş. Kolay bir doğum olmadığını, sancıların durmasından dolayı Epidural’in çok erken çekildiğini ve dolayısı ile doğum sancılarını olması gerektiğinden fazla hissettiğimi söyledi. Ayrıca bu hassasiyet bünyeden bünyeye de değişebilirmiş. Kimileri sana yaptığımız dozda bayılıyor dedi.

Hemen odada hazır bekleyen çocuk doktoru ve hemşireleri aldılar ilk muayenelerini yapmak için. Tam Apgar skoru aldı kızım benim. Bebek odasına götürülmeden önce bir havluya sarıp yanıma getirdiler. O kadar canım yanmıştı ki gözüm görmedi diyebilirim. O an canımla boğuşuyordum ve aylarca beklediğim bebeğime bile bakamadım. Sadece yüzüne baktım ve ilk tepkim ‘Aa bunun ne kadar saçı var?’ demek oldu. Doktorum babasına benzetti küçük hanımı.

Bebek odasında ise bebeğim nemli bir bezle güzelce temizlenmiş (yıkanmasını özellikle talep etmedim ki zaten hastane de yıkamıyormuş), ilk aşısı olan Hepatit B yapılmış, işitme testi yapılmış, ayak izi alınmış, kilo ve boy ölçümleri yapılmıştı. 3.312 kg, 49 cm uzunluğunda ve 34 cm baş çevresi ile dünyaya gelmiş. Gayet sağlıklı ve tam not almış tüm testlerinden.

Sürecin en zor kısmı geride kalsa da henüz bitmiş değildi. 10 dakika kadar sonra plasenta’nın atılması için yeniden ıkınmam istendi, sancılar bebekteki kadar olmasa da gelmeye devam ediyordu. Bebekten sonra çok zorlamayan bir ıkınmayla plasenta da atıldı ve böylece doğumum tamamlanmış oldu. Epizyomi dikişi için Epidural oranını maksimum seviyeye çıkardılar ki hissetmeyeyim. Ama o kadar hassaslaşmışım ki çok fayda etmedi diyebilirim. Yaklaşık 15-20 dakika süren bu dikiş işlemine benim tepkim artık çok sıkıldığımdan ‘Bu ne kadarlık bir kesi böyle, kanaviçe mi işliyorsunuz?’ oldu. Dikişlerin ardından doktorlar odadan ayrıldı, hemşireler hertarafımı temizleyerek çamaşırlarımı giydirdiler ve beni yeniden yatağıma aldılar.

Odaya döndüğümde saat 15 olmuştu. Bu arada abimler ve eşimin kardeşi de gelmişti ziyarete. Bizimkiler bebeği görmüşler bebek odasında hazırlanırken ama henüz odaya getirmemişlerdi. Bu arada ben de bir şeyler atışdırdım. Doğum sancıları sırasında yemek yemek yasak olduğu için dün geceden beri aç duruyordum. Çok iştahım olmasa da bir kase çorba içmek için zorladım kendimi.

15,30’da hemşireler bebeğimi getirdiler. Bebeğimi ilk kucağıma alışım inanılmaz bir duyguydu. Biraz dinlendiğim için artık duygularım normale dönmüştü. 9 ay 14 günlük uzun bekleyişin ardından en sonunda kavuşmuştum güzel kızıma. İşte oradaydı, sağlıklı görünüyordu ama minicik bir kuş gibiydi... Size o kadar muhtaç o kadar savunmasız ki... Göz yaşlarıma engel olamadım, zaten o da ağlıyordu (tabi muhtemelen aç olduğu için). O an odadaki herkesin gözleri doldu. Zorlu sürecin muhteşem finali buydu ve küçük yavrunuzu kucağınıza aldığınızda hissettiğiniz o duygu tüm o zorluklara, ağrı ve sancılara değiyor ve her şeyi unnuturuyordu.

Hemşirenin de yardımıya hemen bebeğimi emzirmeye başladım. Henüz göğsün nasıl tutulması gerektiği, bebeğin duruması gerektiği pozisyonunu tam bilmediğimden biraz acemice oldu. Hatta alışana kadar bir kaç gün bu şekilde devam etti ama pes etmedim. Çok şükürki bebeğim de emme konusunda istekliydi, sanki öncesinde biliyormuş gibiydi. Hemşireler en az 2 saatte bir emzirmem gerektiği konusunda bilgilendi ama ben o kadar bile beklemedim. Zaten bizimki de sık sık acıkıyordu, ben de ağladıkça emzirdim. Benim akkılı ve güçlü kızım... J

Daha sonra aynı zamanda doğum fotoğrafçım olan eşimin kardeşi güzel çekimler yaptı. Daha sonra hatıra olacak çok güzel bir doğum albümü yapacağız kızıma.

Saat 9’a kadar arkadaşlarımız ve akrabalarımız geldi ziyarete. Ben ne kadar halsiz ve yorgun olsam da ayakta durmaya çalışıyordum. Ayrıca ne kadar yorucu bir gün de olsa yine de yakınlarınızın yanınızda olduğunu bilmek ve arkadaşlarınızın sürprizleri sizi mutlu ediyor. Daha sonra ise ziyaret saati bittiğinden herkes gitti. Gece annem kaldı refakatçı olarak, bebek bakımı konusunda yardıma ihtiyacım olabilir düşüncesiyle eşimdense onu tercih ettim. Ayrıca eşim hazırlıksız yakalandı, grip olmuştu. Bebeğini bile kucağına alamamıştı henüz...

Saat 10 civarında bebek hemşiresi gelip kızımın durumunu kontrol etti. Emmesine rağmen hala kaka yapmadığı için yetersiz beslenmiş olabileceğini düşünerek mama takviyesi yapılması gerektiğini belirtti. Bebeği alıp hem bez değişikliği yapmak hem de beslemek üzere bebek odasına gittiler. Bu sıra da ben de ilk kez ayağa kalkıp odada bir kaç tur atabildim. Epidural’in etkisi geçmiş ve enerjim biraz daha yerine gelmişti.

Normalde 20 ml verilirken 30 ml içmiş bizim oburumuz. Çok şükür ki karnı doyunca 2 saat kadar uykuya dalabildi. Ondan sonra da bütün gece 2 saatte bir emzirmeye devam ettim. Ama çok ağlıyordu. Acaba doymuyor mu diye şüphe duydum. Ben de emzirirken şiddetli göğüs ağrısından başka birşey (ilk emzirmelerde alışkın olmadığı için canınız acıyor, hatta bir göğsüm çok daha fazla acıyordu ama ben çarşafı felan ısırarak emzirmeye devam ettim yine de) hissetmediğim için süt gelip gelmediğini anlamıyordum. Yeniden hemşire gelince nasıl anlayabileceğimi sordum. O da göğsümün ucunu sıktı, suya yakın şeffaflıkta bir kaç damla süt geldi sıkınca. Sütün iyi geldiğini, aç kaldığını zannetmediğini söyledi. Gece 3 civarı yeniden aldılar bebeği. Bezini ve kıyafetlerini değiştirdiler.

İlk gece biraz zahmetli geçti. Muhtemelen bebek daha dış dünyadaki hayata alışamadığı için huzursuzdu. Sık sık ağlıyor ve uyanıyordu. Onun için de zor bir süreç tabi, alışması zaman alacaktı. Dümyamıza hoş geldin ufaklık! Bunun dışında dikişlerin verdiği rahatsızlık ve halsizlik dışında çok şikayetim yoktu. Sadece dikişler nedeniyle uzun süre aynı pozisyonda yatmak ve oturmak sıkıntı yaratmıştı. Ha bir de emzirme sırasındaki göğüs acıları var tabii. Bu göğüs acıları 2-3 gün daha sürdü, sonra da düzenli krem kullanınca geçti (krem kullanmaya 1 ay aralıksız devam ettim, her emzirmeden sonra mutlaka sürdüm ve ilk günki kadar sıkıntı olmadı sonra).

2.        Gün:

Sabah erken saatlerde kahvaltımı yaptım, kahvaltının hemen ardından da tuvalete çıktım. Doktor akşama doğru çıkmamı bekliyordu aslında, demek ki hızla toparlanıyordum. Servis hemşireleri gelerek durumumu kontrol etti (tansiyon, ateş, kanama vs.) ve her şey normal görünüyordu. Saat 9 gibi dokltorum geldi vizite. O da dişkişleri kontrol etti ve bir losyon sürdü. Ayrıca kapanma durumunu ölçmek için pelvik muayene yaptı. Her şey yolunda görünüyordu. Kullanmam gereken ilaçlar için bir reçete yazdı ve dikişlerin bakımının nasıl yapılacağını anlattı. Dikişler için bir losyon, dikişler düşünceye kadar bağırsak hareketlerimi düzenleyerek kabız olmamı engelleyecek bitkisel bir şurup, ağrı kesici ve ateş düşürücü bir hap ve vitamin ilacı yazdı. Bunları 10. Gün muayenesine gelinceye kadar kullanacakmışım. Duş almak için bir gün daha beklememin daha sağlıklı olacağını belirtti.

Saat 10 civarı eşim ve kayınvalidemler geldi. Eşimin hastalığı biraz daha düzeldi ve ilk kez kucağına alabildi yavrumuzu. Yine fotoğraf çekimleri yaptık. Çünkü dün doğumun hemen ardından yapılan çekimlerde savaştan çıkmış gibi görünüyordum. Bugün ise biraz daha toparlamıştım kendimi, biraz makyaj ve fön ile insana döndümJ. Periyodik olarak hem kadın hastalıkları hem de bebek hemşireleri gelip sağlık durumumuzu kontrol ediyorlardı. Daha sonra emzirme uzmanı yeniden geldi ve daha sakin bir şekilde nasıl emzireceğimi öğretti. Onun ardından çocuk doktoru ziyaret ederek yeniden muayene etti kızımı. İkimizin de sağlığı iyiye gidiyordu. Hemşireler bebek bakımı, aşılar, emzirme, rutin doktor muayeneleri ve ilk hafta bebekte yaşanabilecek kilo kaybı ve sarılık ile ilgili bilgilendirme yaparak doğum evraklarını bıraktılar. 11 civarında aneztezi uzmanı gelerek omuriliğimdeki katateri çıkardı. Doğum sonrası ağrılarım devam edebilir ve aneztezi gerekebilir diye 1 gece takılı bırakmışlardı. Çok şükür ki daha sonra ihtiyacım olmadı.

Öğleye kadar yine arkadaş ve akrabalarımızın ziyaretleri oldu. Ben de sürekli yatmaktan sıkıldığım için ara ara koridorda ufak yürüyüşler yaptım. Sonra da acı gerçekle yüzleşmek üzere tartıldım. Doğuma 87 kilo ile girmiştim, ne kadar verdiğimi merak ediyordum. Ama gördüklerim karşısında şok oldum. 83 kilo geliyordum. Zaten bebek 3,312 kg doğdu, hiç mi suyu ve plesantası yoktu bunun dedim ve kara kara nasıl kilo vereceğimi düşünmeye başladım. Ama korktuğum gibi olmadı. Emzirmek inanılmaz hızlı kilo vermemi sağladı. İlk 10 günde 6 kilo verdim. 40. Gün muayenesinde ise 14 kilo vererek doğum öncesi kilom olan 73’e dönmüştüm. Sadece emzirerek 4. Ayda 23 kilo vermiş ve 64 kilo olmuştum bile. Bu benim normal kilomdu aslında, hamilelik öncesi hormon bozukluğu nedeni ile 3 ayda 7 kilo almış ve 73 kilo ile hamile kalmıştım.

Öğle yemeğinden sonra yeniden kadın hastalıkları doktorum geldi. Son bir muayenenin ardından artık çıkış işlemlerini yapabileceğimizi belirtti. Ben de sıkılmaya başlamıştım zaten bu hastane ortamından, bir an önce evime ve kendi yatağıma kavuşmak istiyordum. Eşim ve kayınpederim çıkış işlemlerini başlattılar. Biz de toparlanmaya başladık ama çıkış işlemlerinin bu kadar uzun süreceğini tahmin edemedik. Sigorta firması ile hastanenin uzlaşması yine saatlerimi aldı ve yine iki tarafın çalışanlarından dolayı bir sürü stres yaşadık. Ancak saat 16:00 gibi çıkış işlemleri tamamlandı ve hastaneden ayrılabildik. Biz direkt eve giderken eşim de doğum raporu ve diğer evrakları alarak nufus müdürlüğüne kimlik başvurusu yapmaya gitti. 16:30’da evimize vardığımızda kızımın kimliği çıkmıştı bile. O artık resmi olarak ailemizin en taze bireyiydi... 

 
Toplam blog
: 74
: 8561
Kayıt tarihi
: 30.04.14
 
 

İsmim Emel, İstanbul doğumluyum. 29 yaşında, evli ve çocuklu bir satış yöneticisiyim. 8 senedir T..