- Kategori
- Efsaneler
Doğunun Yedi Muhafızı

Hikayenin geçtiği Ehernal Diyarı'nın haritasıç
Kitabım Doğunun Yedi Muhafızı'ndan kısa bir alıntı. Bölüm: Sıkıcı Günler;
“Anlaşmaları tekrarla!” diye kızdı Rolat. Yine her zamanki ciddi ve bilge tavrını takınmıştı.
“Sözlü anlaşmalar!” diye cevapladı Alyadua. Yine aynı karanlık odadaydılar ve gecenin bu karanlık saatlerinde canı oldukça sıkılmıştı. “Daha önce Kral Aendul, ilk insanların lideri, Ehernal’ın kuzeyine adım attı ve yıllar boyu relen beyi Endor ile birlikte omuz omuza savaştı. Eskiden adları, Isandro, Ukraton ve Nasil olan dağların eteklerinde düşman ordularına karşı cenk ettiler. Uzun savaş sekiz yıl sürdü.” Alyadua umutsuz gözlerle, ona sırtını dönmüş adama baktı. “Yeter mi?”
“Hayır!” diye cevap verdi Rolat. “Bu sadece başlangıç ve sana üç ay kadar önce anlatmıştım bunu. Devamı nerede?” diye sordu.
“Vurgulanması gereken yerleri unutmuş olabilirim. Bu sırada güneyde, yani çok çok güneyde, büyük bir savaş kopmaktaydı, vahşi insanların kuzeye göç etmesinden korkuluyordu. Relenler ve insanlar birlikte savaştılar; dağlarda, nehirlerde ve şimdilerde yıkık olan gökyüzündeki şehirlerde... Gökteki şehirleri oldukça merak ettim doğrusu.”
“Evet, ben de etmiştim.” diye onayladı Rolat. “Eskiden şer güç- lüydü, sürekli şarka bindirmeler yapardı ve bu karanlık saldırılar bir şekilde püskürtülürdü. Çünkü relenler bugünden çok daha bilgeydi. Şimdi söyle bana Alyadua, esas güç nedir?”
“Bir savaşçının gücü mü?” diye fikir yürüttü Alyadua.
“Güç bilekteyse neden kılıç tutmayı bile bilmeyen adamlar tahta geçip binlerce güçlü askere emirler yağdırıyor?” diye sordu Ro- lat yeniden masaya oturarak.
“Duyduğum kadarıyla Kral Ekselyon nice harpleri kazanmış bileğinin gücüyle.”
“Bu bir istisna. Şimdi söyle bana; esas güç nedir?”
Alyadua uzun bir süre düşündü. “Para mı? Zengin olmak mı?”
“Olabilir. Para ile, senin için savaşacak adamlar tutabilirsin ancak bir gün zayıf düşersen bilekleri güçlü o adamlar sana ihanet edebilirler, seni öldürebilirler.”
“Büyü mü?” diye sordu Alyadua ve bunun üzerine eğitmeni hafif bir şekilde tebessüm etti.
“Büyü, kaderleri karanlığa boğar. Kolay bir kaçış yoludur ve kaçakların ölümü de o kadar hızlı olur.
“Ne öyleyse?” diye sordu Alyadua.
“Bilgi.” diye cevap verdi kesin bir ses tonuyla Rolat. “Bilgi, her şeyin kaynağıdır. Kaslı adamlar aptaldır ve bilgiden yoksundur, hem kaslı hem bilgili adam dağın zirvesinde biten çiçek kadar nadirdir. Krallar, sıkıştıkları anda bilgelere danışarak nasihat isterler, bu her ne kadar hoşlarına gitmese de. Bilgi esas güçtür çocuk. Bilgi peşinde ilmi getirir ve çok az kişi bu güce sahip olduğu için çağlar boyu hâlâ bu durumdayız. Eğer akan kan durmuş olsaydı bir şeyler gelişebilirdi.
İşte eskiden relenler, şimdikinden daha bilgeydi, daha güçlüy- dü. Göklerde beliren uçurumlara şehirler dikerlerdi, uzun kolonlar yerden gökyüzüne metrelerce yükselip bulutların arasında kaybolurdu. Beyaz elbiselere bürünmüş relenler, yeni gelmiş adamlara ilim öğretirdi, işlerini yaparlardı. Tabi bu çağlar önceydi. Şimdi bunun tek örneği Risel Vadisi; kadim tarihten kalanların arasında en görkemlisi. Eğer bir gün oraya gidersen ya da yolun düşerse sadece üzerine kuru bir toprağa basar gibi basma, iyi bak. Uzun boylu relenlerin ne kadar güçlü olduklarını göreceksin ve bizim taştan kalelerimizin ne kadar zayıf olduğunu.”
“Sanırım cevabımı aldım.” dedi Alyadua. Rolat’ın ona kızgın gözlerle baktığını fark edince devam etti. “Düşman her zaman güç- lüydü. Sekiz yıl boyunca nice savaşlar koptu; Inder Savaşı, Under Ormanı Harbi, Ultaron Çayırları Cenki, Endibiya Savaşı ve daha fazlası. Savaş bittikten sonra karanlık batıya çekildi. Daha sonra re- lenler, yabancı insanlara bir yemin etti. Hayatlarının sonuna kadar bu insanlara sadık kalacaklardı ve her savaş vaktinde hazır olup ön saflarda yerlerini alacaklardı.
Buna ‘Sözlü Anlaşma’ deniyor. Sonra, evler yeniden yapıldı, ağaçlar yeniden dikildi. Savaşın yıkıntıları yıllar içerisinde kendini toplamaya başladı. Fakat Aendul’un soyundan gelen insanlar birbirleriyle kavga ettiler ve bazı aileler adamlarını alıp güneye at sürdüler. Böylelikle güneydeki topraklarda yeni hanedanlıklar ve krallıklar kuruldu. Yüzyıllar ve çağlar içerisinde yıkıldılar ve küllerinden yeniden doğdular. Kahramanlar yurtlarını kurtardı, güçlü insanlar savaştılar, yine de batının gazabı hiç bitmedi.”