- Kategori
- İlişkiler
Dokunma yavrum! Cıssss olursun!

Aşk olsun ama!... Sen, koskoca Afrodit ablanı nasıl tanımazsın!
Dokunma yavrum! Cıssss olursun!
Etten değil, ateştendir dudakları o ablanın!...
Bir seni değil, herkesi yakar onun teni...
Gözleri var ya; o güzel gözleri...
Hiçbir yerine dokunmadan, anadan üryan bırakır bedenini!...
Elleri, sanki cehennem ateşi...
Dokunan bir, dokunmayan bin pişman...
Hani eskilerin o meşhuuuur Fahriye ablası var ya hani...
Onun eline su bile dökemez Fahriye ablası!...
Vücüt hatları; hem dolgun, hem yuvarlak...
Göğüsleri dik; beli kıvrak.
" Ya bacakları ? " mı dedin?
Ben diyeyim sütun; sen anla saray!
Döşüyle gerdanı yayla mübareğin; hem de ne yayla!
Ben tutayım, sen yuvarla!
İnci gerdan taktığı boynu, sanki İstanbul Boğazı!
Kalçaları taş gibi diri; ateş çukuru sanki göbek deliği!
O, kan kırmızıya boyadığı tırnaklarına ojeyi,
Kınayı tırnağına çalan Kleopatra'dan da, ojeyi icat eden Çin hanedanından da önce sürüyordu...
Neeee! " Hoooop! Dur bakalım biraz! " diye bana mı diyorsun yoksa?
Aşk olsun ama!... Sen, koskoca Afrodit ablanı nasıl tanımazsın!
Senin niyetin kötüyse, ben ne yapayım abisi!...
Söyle!... Afrodit'i başka nasıl anlatayım?
Sana bakarak değil herhalde!
Bak! Sen daha Afrodit'i bile tanımadın!
Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.