​ Domuzu olmak ! / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '09

 
Kategori
Blog
 

Domuzu olmak !

Domuzu olmak !
 

(Schwein haben- domuzu olmak- şanslı olmak)

Milliyet BLOG'da bir domuz tartışmasıdır gidiyor.

Domuz gribi ve domuz gribi aşısıyla ülkemizin gündemine "domuz" oturmuş durumda.

Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Rahmetli Mustafa Ekmekçi'nin Domuz üzerine yazdığı yazıları yıllar önce ilgiyle okumuştum.

Mustafa Ekmekçi'nin yazılarından çok etkilenmiştim. Bir domuz sever olmuştum. Ülkemizdeki protein eksikliğinin ancak domuz eti üretimiyle karşılanacağını da düşünüyordum.

Çalıştığım okulda öğretmenler odasında bu konuyu zaman zaman arkadaşlarla tartışıyorduk. Ben domuz eti yenilmesi gerektiğini savunuyordum. Arkadaşlarım da dinsel açıdan, sağlık açısından, domuzun pis bir hayvan olduğundan bahisle karşı çıkıyorlardı.

Bu tartışmalarımız devam ederken arkadaşımın biri, "Hocam bizim köylülerden biri yaban domuzu vurmuş, yarın sana domuzun etinden getireceğim, hepimizin huzurunda burda yiyecek misin ?" Demişti. Bunun şaka mı, gerçek mi olduğunu algılamaya çalışarak, kekeleyerek evet getir demiştim...

Ertesi günün gelmemesini, arkadaşımın bana şaka yapmış olmasını umarak beklemeye başlamıştım. Ertesi gün, Arkadaşım okula eli boş geldi ve beni çok sevindirmiş oldu...

Yaşam, beni bu sefer domuz etinin en çok tüketildiği ülkelerden Almanya'ya öğretmen olarak gönderdi.

Marketler domuz eti doluydu. Özellikle de domuz sucukları, sosisleri çok tüketiliyordu. Türklerden bazıları da, domuz sucuğunu ve sosisini çok seviyorlardı.

Ben domuz reyonlarına yaklaşamıyordum. Aldığım sucuk ve sosislerin de, içeriğine bakarak alıyordum.

Almanlar'ın da birbirine kızdıkları zaman "Schwein" (domuz) dediklerini duyuyordum. "Schwein haben" (domuzu olmak) dedikleri zamanda şanslısın demek istediklerini çözmeye çalışıyordum. Domuz etiyle beynim ( beynimdeki kültürel yapım) anlaşamamıştı. Sözle, eylem bir çatışma içindeydi. bu ikiliyi de beynimdeki kültür kalıpları yönetiyordu...

Ve bir gün, - o sıralarda yalnızdım-. Yemek yapmakla pek aram yoktu. Beceremiyordum da. Genellikle hazır gıdalar tüketiyordum.

Birgün marketin birinden üzerinde av hayvanları eti kavurması yazılı kiloluk bir kutu kavurma aldım. Evde ısıtıp ekmek arası yapıp çayla içiyordum. Bana çok lezzetli gelmişti. Sonralarıda üç- dört kutu daha bitirdim. Birgün merak edip, kutunun üzerinde çok küçük yazılmış hayvan isimlerini yanıma sözlük alarak çevirmeye başladım. Geyik, karaca,tavşan, yaban keçisi ve wildschewin (Yaban domuzu)...

Evet, kutu kutu yaban domuzlu av hayvanları kavurmasını yemiştim. Bana yediğim zaman çok lezzetli gelmiş olan kavurma eti midemi bulandırmaya başlamıştı. Gerçekte bulanan beynimdi. Bir daha da o kavurmadan almadım.

Beynimizdeki kültürel yapı-kalıplar- dünden bugüne değişmiyor, yüzyılları alıyor. Sözle ifadesini bulan çoğu düşünce görüş eyleme geçtiği zaman beynin kalıplarına çarpabiliyor.

Yine de siz siz olun önyargılarınızı yoketmeye çalışın, domuzun da bir hayvan olduğunu, geleceğin neler göstereceğini, beyinlerdeki kalıpların değişebileceğini düşünün.

Schwein Haben - Şansınız açık olsun.

 
Toplam blog
: 1410
: 1053
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..