- Kategori
- Eğitim
Dönemeç
Yazarı: Ümit Kaftancıoğlu
Kitap, 13 hikayeden oluşmaktadır. Bunlar:
1- Dönemeç
2- Kara Kotan
3- Süpürge
4- Yat- Kalk
5- Azık
6- Boz İtler
7- Gece Sekiz- Gündüz Dokuz
8- Sarı
9- Fatih Yangını
10- Tuntul
11- Karasanlı Kancık
12- Alacaklar
13- Ulgar
DÖNEMEÇ
Bu hikayede; yazarın okuma azmi ve mücadelesi anlatılıyor. Garip isimli kahramanımız Kars’ın Saskara köyünde yaşamaktadır. Ailesi çok fakirdir. Garip’in içinde büyük bir okuma aşkı vardır. Köyden üç arkadaşıyla birlikte Köy Enstitisü olan Cılavuz’a gitmek için zor şartlar altında yola çıkarlar. Cılavuz’a ulaştıklarında zaman geçtiği, okul dönemi başladığı için kabul edilmezler. Fakat müdür yardımcısının çabaları ve yardımlarıyla sınava tabi tutulurlar. Garip köy kahvesinde bulduğu her kitabı okumuş ve üç bin kitap bitirmiştir. Bu yüzden sorulan bütün soruları bilerek hocalarını etkiler ve Cılavuz’a kabul edilir. Diğer arkadaşları Garip’e veda ederek köye dönerler.
KARA KOTAN
Bu hikayede; Loplop adlı bir köylünün askerde iken subayların aklına girmesiyle açıkgözlülük yapıp, fakir köylünün elinden tarlalarını haksız yoldan almak için çabası anlatılıyor. Loplop kendine ait olduğunu iddia ettiği tarlayı üstüne geçirmek için bir hakimi köyüne getirir, onu yedirir, içirir. Hakim tarlaya gider, sahibini çağırır. Ona ve köylülere sorular sorar ve olayı anlar, tarlayı gerçek sahibine bırakır. Loplop’un planları ve hayalleri suya düşer, adalet yerini bulur.
SÜPÜRGE
Yayladan köylerindeki evlerine dönen bir ailenin annesi, süpürgeyi yaylada unuttuklarını fark eder. Eşinden yaylaya gidip süpürgeyi getirmesini ister. Fakat onca dil döküp, feryat etmesine rağmen eşi gitmez. Çocuklarından büyük olanlarına söyler ama onlara da söz dinletemez. Küçük oğlunu zorla gönderir. Çocuk gönülsüz bir şekilde yola düşer. Uzun bir zaman yürür fakat yolu kaybettiğini anlar. Karanlık basınca korkmaya başlar. Ailesinden korktuğu için geri de dönemez. Hem ağlar hem de gider. Karanlıkta gittiği yeri göremez. Bir çukura düşer ve bayılır. “Süpürge” diyerek uyanır. Yayladan bir iz bir görüntü bulmaya çalışır. Ağlar. Kalkıp bilmediği bir yöne, bilmediği bir yere yürür, koşar, ağlar. Anne Durhatın önce oğlunun gitmediğini sanır. Komşulara, akrabalara sorar. Köyde olmadığını anlayınca eşini gönderir ve yayla yolunda ümitle beklemeye başlar. Eşinin tek başına geldiğini görünce ağlar, saçını başını yolar, karanlıkları, geceleri, günleri yırtar.
YAT- KALK
Osmanlı köye bir cami yapılmasını muhtara iletir. Muhtar köy halkını toplar ve durumu anlatır, fakat köylü buna yanaşmaz. Çünkü köylülerin hepsi Alevi’dir. Kendilerinin ibadetinin cem yapmak olduğunu, zaten namaz kılmadıklarını, kılmak isteseler bile bunu herhangi bir yerde yapabileceklerini söylerler. Muhtar emrin büyük yerden olduğunu, buna uyulacağını söyler ve camii imeceyle yapılır. İlk ezan okunur, cemaat toplanır. İnsanlar namaz kılmayı bilmediğinden, gösteren kişiye uymakta zorlanır. Zorlandıkları için cemaat tekrar toplanmaz. Herkes bir kişinin evinde toplanıp cemlerine devam ederler. Camide de cem yapmaya başlarlar fakat dedelerinin “burada yapılan cemin Ali divanında geçerli olmayacağını” söylemesiyle camii terk edilir.
AZIK
Köylü kadın tarlada çalışan kocasına azık hazırlar. Çocuğuna götürmesini söyler, fakat çocuk götürmez. Anası beddualar ederek eline aldığı taşı, çocuğun sırtının ortasına atar, azığı alıp kocasına götürür, sofrasını kurar, yedirir sonra köye döner. Döndüğünde oğlunun öldüğünü öğrenir ve bayılır. Köylüler çocuğu soğuk su dolu bir teknenin içine koymuşlardır kendine gelmesi için. Akşama doğru çocuk kendine gelir fakat annesini uyandıramazlar. Çünkü kadın ölmüştür.
BOZ İTLER
Bu hikayede; üzerinde büyü olduğuna inanılan bir kızın büyüsünü bozmak için tutulan ve köylülerce kendisine güvenilen ve saygı duyulan bir hocanın sahtekarlığı anlatılıyor. Hoca kızın bulunduğu odanın kapısını kilitler ve kızın ölen babasından kalan değerli eşyalarını çalar. Dışarıda bekleyen kızın anasına da sabah oluncaya kadar içeri girmemesini, aksi takdirde büyünün bozulmayacağını söyleyerek o zamana kadar da köyden kaçar.
GECE SEKİZ, GÜNDÜZ DOKUZ
Bu hikayede; köylü tarafından atılan bir iftira, dedikodu ve düzenlenen oyunu askerde olan bir gence mektupla haber vermeleri, gencin buna dayanamayıp intihar etmesi anlatılıyor.
SARI
Garip ve arkadaşları köyün ağasının evinden birinin soba külü döktükten sonra yerde sarı bir şeyin kaldığını görürler. Almak isterler fakat evin köpeği izin vermez. Köyün yetişkinlerinden birisi onu alır. Bu sarı şeyin ne olduğunu kimse bilmez. Elden ele dolaşır fakat ismi konmaz. Garip Cılavuz’da okurken yemekhanede bu sarı şey önüne konur. Garip onu tanır fakat ne yapacağını bilemez ve arkadaşlarına sorar. Arkadaşları onun adının PORTAKAL olduğunu söyler.
FATİH YANGINI
Bu hikayede; Garip’in okuma yazma bildiği için köylünün ona parayla mektup yazdırmalarını anlatıyor. Yazdığı mektuplardan birinin yanlış kişinin eline geçmesiyle ortalık karışır ve mektubu yazdıran genç kız zor durumda kalır. Karşı köyün diline düşer ve alay konusu haline gelirler.
TUNTUL
Bir köylünün kızına köylülerden TUNTUL adlı birinin iftira atması ve bu iftiranın acısından dolayı kızın babasının ettiği beddua anlatılıyor.
KARASANLI KANCIK
Bu hikayede; aynı kızı isteyen iki kişiden biri diğerini öldürür. Ölen kişinin babası kızın evine gelir, beddua eder. Kızın babası bunu kendilerinin yapmadığını ve kimin yaptığını söyler. Bu sırada katil içeri girer ve kızı tartaklar. Bunun üzerine kızın tarafı o kişiyi vurur. Kızın babası adama oğlunun kanının karşılığını aldıklarını, artık böyle bir kızlarının olmadığını, onu alıp götürmesini söylerler. Adam kıza kıyamaz, acır haline ve kızı evine getirir. Aylar geçer. Diğer oğluna mektup yazar. Durumu anlatırlar. Kızın evden aylardır çıkmadığını, kızı eşi olarak almasını, okulunu bırakmasını, eğer daha okuyacaksa okul hayatı bitene kadar bekleyeceklerini, yoksa kızın evde çürüyüp gideceğini söylerler.
ALACAKLAR
Bu hikayede; köylünün çoğundan alacağı olan fakat alamayan bir bakkalcının borçları aklında tutup bunları Garip’e her sene yazdırması anlatılıyor. Bakkalcı bu kağıdı kapı kapı dolaşıp gösterir ama kimseden parasını alamaz. Seneler geçer, dükkan kapanır. Bakkalcı bayram bu kağıtların içinde para yatıyor diyerek onları atmaz.
ULGAR
Kar yolları kapatmadan kışlık yiyeceğini hazırlamak zorunda olan köylülerden bazıları bu hazırlığı yapamaz. Erzaksız kışı geçiremeyecekleri için zemheri soğukta diğer köylere gidip arpa almak zorunda kalırlar. Kırk kişi öküzleriyle toplanıp yola koyulur. Zor şartlar altında diğer köylere ulaşırlar. Her köyde mola verip dinlenip sonra yol alırlar. Fakat köyün birinde misafir olarak kabul edilmezler. Yoğun kar altında diğer köye ulaştıklarında köylünün biri soğuktan el ve ayak parmakları donar, köylülerin yardımıyla hastaneye kaldırılır. Parmakları kesilir. Arkadaşları onu orada bırakmak zorunda kalır. Arpalar, erzaklar alınır ve geri dönüş başlar. Başlangıçta dönüş sorunsuz olur. Son köye geldiklerinde köylüler bu havada giderlerse ölebileceklerini söyler. Fakat onlar kendilerini ailelerinin beklediğini söyleyerek devam ederler. Ulgar Dağı’na geldikleri zaman tipiye yakalanırlar. Üzerlerine çığ düşer ve hepsi ölür.
Sonuç:
Bir dönemin toplumsal tarihi, hikayelerle, Dönemeç'te anlatılmaktadır.