- Kategori
- Sinema
Döngülerle gelişen sistem, Tron!

Tanrı’nın yarattığı sistemde, tanrılaşmaya yeltenen insanoğlu, kendi eliyle yaratır canavarını. Sistemin kurucusunu köleye dönüştürür zamanla, sahte dünyayı yönetmek için oluşturduğu yansıması! Döngü döngüyü doğurur, çiplerle kaynaştırır DNA’yı. Gerçekle sanalın birbirine karıştığı ortamda, kıran kırana yürütülür kurucuya başkaldırı… Çekiciliğini, bilinmezliğin gizeminden alan bu sahte sistemde unutulur nedense kullanıcı doğaçlaması! Zaferin ilan edildiği noktada egemenlik arayışına girenlerin, programa dâhil olmayanın hamlesiyle, bir anda bozuluverir tüm planları…
Video oyunları tasarımcısı Kevin Flynn, kendine ait projelerin patronu tarafından çalındığını ispata çalışırken bir aksaklık sonucu sistemde sıkışıp kalmıştı 1982 yılında çevrilen ‘Tron’ adlı filmde... Kişilik kazanan programının içinde adeta tanrısallaşan Kevin, sistemden çıkıp arkadaşı Alan’la birlikte ENCOM adlı şirketin yönetimini ele geçirmişti. Sisteme gidip gelmeye devam eden Kevin, evlenmiş Sam adında bir oğlu olmuştu. Oğluna ‘Tron’ oyununu birlikte oynama sözü veren Kevin motoruna binip gecenin karanlığına karışırken TRON EFSANESİ (TRON: Legacy) de başlamış oldu…
Gerçek dünyayla sistemi iç içe geçirenlerin öyküsü, 1982’de çevrilen ‘Tron’da o döneme göre çok çarpıcı bir dille anlatılmıştı. Bilgisayar efektlerini ve sanal setleri, canlı oyunculukla ilk kez buluşturan film bir dönüm noktası olmuştu. Yıllar sonra, uzun hazırlıkların ardından TRON EFSANESİ çekilirken yine daha önce benzeri görülmemiş 3 boyutlu bir yapım ortaya konmak istenmiş! Yer yer 2 boyutlu olarak hazırlanan film en son teknolojiyi kullanmış. Görsellik olağanüstü bir boyutta! Sıra dışı motosiklet sekanslarıysa neredeyse yapımın tamamına hâkim. Kevin rolünün 28 yıl aradan sonra Jeff Bridges tarafından yeniden canlandırılması da filmin bir başka özelliği! TRON EFSANESİ’nde Bridges, kendi gençliğine karşı oynamakta… Müziklerini ‘Tron’dan ilham alarak gerçekleştirmeye başlayan ve bu yapıma da imzasını atan elektronik müziğin Grammy ödüllü ikilisi Daft Punk’ın müziğiyse izleyiciyi müthiş efektler eşliğinde oyun dünyasının içine çekiyor.
Teknolojinin alabildiğine kullanıldığı TRON EFSANESİ’nin eksilerine gelince… Öncelikle senaryo yeterli derinliğe sahip değil! Gereksiz uzatmalar, bir oyun havasında izlenen filmi oldukça durgunlaştırmış. Akıcılık bazen o kadar yavaşlıyor ki, sistemin ağırlığı adeta üstünüze çöküyor. Dolayısıyla 3 boyutlu filmin özünü oluşturan efektler de bu süreçte yorucu bir yüke dönüşüyor. Oyunculuk konusunda da başarıdan pek söz etmek mümkün değil! Filmin başlangıcındaki sahnelerin dışında, insani unsur aramak boşuna… Ruhsuz ve donuk canlandırma, filmin içeriğiyle bağdaşsa da seyirciyi konudan soğutuyor. Filmin en hoş esprisiyse, OS12 ürününü piyasaya bedava sürüp babasının ruhunu yaşatmak isteyen Sam’in ENCOM’dan kaçarken üstüne düştüğü taksinin şoföründen geliyor! Yazılımı internette bedava kullanıma açan Sam’i, taksinin tepesinde gören şoför ‘Beleş taksi yok’ diyerek tepki veriyor. Espri yönünü bu sahneyle halleden filmde, Sam’in köpeği de hayvan severlere göz kırpmak! Bilgisayar dünyasıyla borsalarda söz sahibi olmak isteyenlerin hırsına karşılık ‘bedava’ program dağıtmaksa sistemin devlerine karşı bir gönderme! Birbirini fazla tanımayan baba-oğul ilişkisine değinen filmi derinlemesine incelediğimizde, kendi yarattıklarıyla uğraşmak zorunda kalan ABD sistemine tepki olarak görmek mümkün. Ne var ki, dikkat çekmeye çalışılan konular, oyun formatındaki sahneler arasında yitip gidiyor! Sonuçta, son sistem efektlerin dışında bir şey kalmıyor…
Anibal Güleroğlu