- Kategori
- Yolculuk
Dönülmez yola girenler

Bugün tanıdıklarımdan ikisi daha, dönüşü olmayan bir yolculuğa çıktılar. Hem de aynı saatlerde. Yüreğimdeki sevgilerini ve beynimdeki görüntülerini vermedim...
Yollar...
Yumak gibi sarıp bitiremediğimiz, parke taşı döşeli, ziftli, çamurlu ve taşlı yollar... Bir dere kenarında suyun sesiyle yürüyüp, kuş cıvıltılarıyla tükettiğimiz yollar. Atın nal sesleriyle toza boğduğumuz, motor gürültüleriyle sarsıp, tekerlek izleriyle karnını yardığımız yollar... Bazı canlıları canından bezdiren yollar. Bazen gözümüzde büyüyen, bazen bir adımda aşacakmışız gibi görünen yollar. Ülkeleri ve kentleri birbirine bağlayan yollar. Üstündekinin dinini, dilini, ırkını ve cinsiyetini sormayan yollar. Bazen sonsuza kadar uzanan, bazen çıkmaza giden yollar. Tarih boyunca zaferlere ve yenilgilere şahit olan yollar. Yaşamımız boyunca çiğnediklerimiz... Sizlere kızsam mı, övgüler mi yağdırsam bilemiyorum?
Ben yolları üçe ayırıyorum. Kavuşturan, ayıran ve gidip de dönülmesi olanaksız olan yol. İlk ikisinin çaresi vardır ama sonuncusunun yok. Dönülmeyen yola herkes bir gün mutlaka girecek. Bugüne kadar hiçbir canlı bundan kaçamadı. O yola giren hiçbir canlı da geriye dönemedi. Önemli olan o yola çıkmadan insanların gönlünde taht kurmak, anılacak iyi şeyler yapmak. Yolun alamayacağı kadar kalabalığı peşimize takmak.
Dünya malının dünyada kalacağını bilenler, yüreği insan sevgisiyle dolu olanlardır. Komşusu aç yatarken, yatağında kıvrananlardır. Yemeği boğazına düğümlenenlerdir. Verdikleri sözün arkasında duranlardır. Mazlumu zalime ezdirmeyenlerdir. Ezileni savunanlar, acıları ve sevinçleri paylaşanlardır. Dönülmez yola çıkmadan önce, mutlaka kendimizle hesaplaşmalıyız diye düşünüyorum. Yaşamımızı gözümüzün önüne getirip, eylemlerimizin ve söylemlerimizin bir bilânçosunu yapmamız gerekiyor.
Milyonlarca yıla meydan okuyan kayalar bile sonunda ufalanıp toprak olurken, kendimizi ölümsüz sanmamız cahilliğimizin bir göstergesidir? O cahillik ki, insanı insanlığından utandırır. O cahillik ki, bizi başka bir yaratığa dönüştürür. Bazıları kısacık ömürlerine, yüzlerce yıl yaşacak şeyler sığdırabiliyorlar. İşte, işin özü burada... Ölümsüzlük dediğimiz şey de o. Yeryüzünde bunu başarabilenlerin sayısı o kadar az ki.
Bugünkü yazıma şair Can Yücel’in bir şiiriyle son vermek istiyorum.
Ölüm bu ara çok oldun sen / ortalığı kırıp geçirdin / dostlara taktın, gençlere taktın kancayı... / kendim için söylemiyorum, yanlış anlama, bak! / nasıl olsa benim miyadım doldu / ama sen de bokunu çıkardın işin / Bir süre ara ver işgüzarlığına / tek dur biraz / ne dersin tam maaşla emekliliğe / İşsizlik sigortası da veririm istersen...
Dönülmez yola gidenler, uğurlar olsun...