- Kategori
- Dostluk
Dost dediğin nedir?

Bugün dostlarımızı konuşalım istedim. Ama dostlarımızı. Hani dost görünüp aslında arkadaş dahi olamayanları değil. Nedir hakikaten dost. Ne ister, neyle beslenir bu dost dediğimiz kişiler...
Bana göre dost dedin mi önce gözünü kırpmadan senin yanında olabilendir. Yanında olması seni onaylamasını da gerektirmez üstelik. Belki herkesten daha çarpıcı bir şekilde vuruverir gerçekleri yüzüne ama seni terketmez. Hatalarınla, sevaplarınla hep yanındadır o.
Dost edinmek belki çok zor değildir ancak daim kılmak için gerçekten emek ister. Ne kadar emek verirsen o kadar dostun olarak kalacaktır senin yanında. Tıpkı bir çiceğe bakar gibi bakmalısın ona da. Sevginle, ilginle, saygınla değer vermelisin ki o da sana aynı şekilde geri dönebilsin. Sır saklamasından, neşeyle kahkaha atmasına, gözyaşlarını silmesine kadar hayatının her döneminde yanında hissedebilmelisin dost dediğin kişiyi. Dostlar arasında ayıp da olmamalı, utanç da. Bunları da onunla beraber aşmalısın. Sonra en önemlisi uzun dönemde görüşemesen bile ilk gördüğün de dün ayrılmış gibi olabilmelisin dost dediğin kişiden.
İnsan inişleriyle, çıkışlarıyla yaşamaktadır bu fani dünyada. Gün gelir, yanında kimsesi kalmaz en azından yaşadığı ortamda. Ancak şayet zamanında bir tane olsun dost edinebilmişsen korkma derim, işte o senin yalnızlığını, kederini, sevincini paylaştığın kişi geldi.
Günlük yaşamda öyle olaylar içinden geçeriz ki "hayır" dememiz gereken yerde istemesek de "evet" demek durumunda kalabiliriz. Çarpıcı nokta burada başlar bence dostuna hayır da diyebilirsin. O da sana elbette. Böylesine rahatlatır insanı dostu. Bilirsin ki o senin reddetmende art niyet aramayacaktır. Zaten seni tanıdığı için kabullenmeyi de öğrenmiştir.
En güzeli de kırıldığını, incindiğini söyleyebilmesidir bence. Düşünsenize gerçekten sizin için varlığının önemi olmayan bir kişinin size kırılması veya sizin ona kırılmanız ne denli etkili olur. Araştırıp, sorma ihtiyacı bile hissetmezsiniz büyük bir olasılıkla. Oysa o kişi dostunuzsa eğer çok önemlidir sizin kırılmanız da, onun kırılması da. Ve öğrenmek istersiniz nerede hata olduğunu, telafi etmek istersiniz bu durumu. Benim başımdan geçen bir olayı aktarayım size eminim ne demek istediğimi daha iyi anlatmiş olurum o zaman. Bu satırları okursa sevgili dostum eminim hatırlayacak ve gülümseyecektir.
Yıllar evveldi. Bahsettiğim kişi ile bir konu üzerinde anlaşmıştık. Fakat ne olduysa haberim bile olmadan o konu 3ncü bir şahıs tarafından ele alınmış ve ben devreden çıkarılmıştım. Ancak diyorum ya dostumdu o benim. Çok üzüldüm ve kendisiyle bunu konuşmam gerektiğini düşündüm. Çünkü onu kaybetmek istemiyordum.(Biyle bir dorumda konuşmamak küsmeye gider ve ben onunla küsmek istemiyordum) Ve dediğimi yaptım sordum ona neden dedim, neden? Verdiği cevap gerçekten beni duygulandırmıştı. Hem beni kırmak istememiş olduğu için hem de hayır kelimesini söylemenin zorluğu yüzünden haber veremeden bahse konu işi diğer arkadaşla beraber yürütmeye karar vermişti. Ve benim konuyu açıp neden diye sormama çok ama çok sevinip duygularını dile getirmiş , 25 yılı aşan dostluğumuzun birinci adımını başarıyla geçmiş olmuştuk. İyi ki varsın sevgili arkadaşım, sırdaşım, dostum. Tabii detayları vermedim ancak burada önemli bir olguyu kaçırmak istemem. Bahsedilen işten ben gerçekten anlamıyordum. Ama hevesliydim ve bir kere olsun aramızda olabilirmiş gibi bir konuşma geçmişti.
İşte bu dostluk, araya mesafeler, yıllar girmesine rağmen halen devam etmektedir. Bunda en büyük pay karşılıklı sevgi, saygı ve güven duygusunu hiç yitirmeden, her daim besleyerek yaşamamızdır. Bu arada nice arkadaşlar edindik her ikimizde. Ve tabii ki nice de dostlar. Tüm dostlarımızın ortak bir yanı vardı GÜVEN....Güven olan yerde art niyet bulamazsınız, ego hiç yoktur. Böyle olunca ilişki bitmeyecek dostluğa dönüşüverir.
Benden bu kadar. Hayatınızdan dostların eksik olmaması dileğiyle....
Bana göre dost dedin mi önce gözünü kırpmadan senin yanında olabilendir. Yanında olması seni onaylamasını da gerektirmez üstelik. Belki herkesten daha çarpıcı bir şekilde vuruverir gerçekleri yüzüne ama seni terketmez. Hatalarınla, sevaplarınla hep yanındadır o.
Dost edinmek belki çok zor değildir ancak daim kılmak için gerçekten emek ister. Ne kadar emek verirsen o kadar dostun olarak kalacaktır senin yanında. Tıpkı bir çiceğe bakar gibi bakmalısın ona da. Sevginle, ilginle, saygınla değer vermelisin ki o da sana aynı şekilde geri dönebilsin. Sır saklamasından, neşeyle kahkaha atmasına, gözyaşlarını silmesine kadar hayatının her döneminde yanında hissedebilmelisin dost dediğin kişiyi. Dostlar arasında ayıp da olmamalı, utanç da. Bunları da onunla beraber aşmalısın. Sonra en önemlisi uzun dönemde görüşemesen bile ilk gördüğün de dün ayrılmış gibi olabilmelisin dost dediğin kişiden.
İnsan inişleriyle, çıkışlarıyla yaşamaktadır bu fani dünyada. Gün gelir, yanında kimsesi kalmaz en azından yaşadığı ortamda. Ancak şayet zamanında bir tane olsun dost edinebilmişsen korkma derim, işte o senin yalnızlığını, kederini, sevincini paylaştığın kişi geldi.
Günlük yaşamda öyle olaylar içinden geçeriz ki "hayır" dememiz gereken yerde istemesek de "evet" demek durumunda kalabiliriz. Çarpıcı nokta burada başlar bence dostuna hayır da diyebilirsin. O da sana elbette. Böylesine rahatlatır insanı dostu. Bilirsin ki o senin reddetmende art niyet aramayacaktır. Zaten seni tanıdığı için kabullenmeyi de öğrenmiştir.
En güzeli de kırıldığını, incindiğini söyleyebilmesidir bence. Düşünsenize gerçekten sizin için varlığının önemi olmayan bir kişinin size kırılması veya sizin ona kırılmanız ne denli etkili olur. Araştırıp, sorma ihtiyacı bile hissetmezsiniz büyük bir olasılıkla. Oysa o kişi dostunuzsa eğer çok önemlidir sizin kırılmanız da, onun kırılması da. Ve öğrenmek istersiniz nerede hata olduğunu, telafi etmek istersiniz bu durumu. Benim başımdan geçen bir olayı aktarayım size eminim ne demek istediğimi daha iyi anlatmiş olurum o zaman. Bu satırları okursa sevgili dostum eminim hatırlayacak ve gülümseyecektir.
Yıllar evveldi. Bahsettiğim kişi ile bir konu üzerinde anlaşmıştık. Fakat ne olduysa haberim bile olmadan o konu 3ncü bir şahıs tarafından ele alınmış ve ben devreden çıkarılmıştım. Ancak diyorum ya dostumdu o benim. Çok üzüldüm ve kendisiyle bunu konuşmam gerektiğini düşündüm. Çünkü onu kaybetmek istemiyordum.(Biyle bir dorumda konuşmamak küsmeye gider ve ben onunla küsmek istemiyordum) Ve dediğimi yaptım sordum ona neden dedim, neden? Verdiği cevap gerçekten beni duygulandırmıştı. Hem beni kırmak istememiş olduğu için hem de hayır kelimesini söylemenin zorluğu yüzünden haber veremeden bahse konu işi diğer arkadaşla beraber yürütmeye karar vermişti. Ve benim konuyu açıp neden diye sormama çok ama çok sevinip duygularını dile getirmiş , 25 yılı aşan dostluğumuzun birinci adımını başarıyla geçmiş olmuştuk. İyi ki varsın sevgili arkadaşım, sırdaşım, dostum. Tabii detayları vermedim ancak burada önemli bir olguyu kaçırmak istemem. Bahsedilen işten ben gerçekten anlamıyordum. Ama hevesliydim ve bir kere olsun aramızda olabilirmiş gibi bir konuşma geçmişti.
İşte bu dostluk, araya mesafeler, yıllar girmesine rağmen halen devam etmektedir. Bunda en büyük pay karşılıklı sevgi, saygı ve güven duygusunu hiç yitirmeden, her daim besleyerek yaşamamızdır. Bu arada nice arkadaşlar edindik her ikimizde. Ve tabii ki nice de dostlar. Tüm dostlarımızın ortak bir yanı vardı GÜVEN....Güven olan yerde art niyet bulamazsınız, ego hiç yoktur. Böyle olunca ilişki bitmeyecek dostluğa dönüşüverir.
Benden bu kadar. Hayatınızdan dostların eksik olmaması dileğiyle....