​ Dostum Dali, İstanbul'a geldi! (3) / Mizah / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '08

 
Kategori
Mizah
 

Dostum Dali, İstanbul'a geldi! (3)

Dostum Dali, İstanbul'a geldi! (3)
 

kaynak: www.sn9.net


- Merhaba sevgili dostum

- Ben de artık ev sahibi sayılırım. Kaç gündür İstanbul’dayım. Sen de hoş geldin.

- Doğru söze ne denir. Hep ne isterdim biliyor musun?

- Ne isterdin?

- Senin yapıtlarında düşle gerçeği ayırmak neredeyse olanaksız. Gerçeklikle efsanenin bileşimi bu eserler. İstanbul üzerine bir çalışma yapsaydın, neler olurdu tual üzerinde diye hep merak etmişimdir.

- Bak sevgili dostum.

- Evet, seni dinliyorum Dali.

- Bu saçma soruna elbet cevap vermeyeceğim ama ben sana başka mesajlar vermek istiyorum.

- Anladım. Tamam öyle olsun.

- Bozulma hemen. Sen bir süredir resim yapıyorsun, sergiler açıyorsun. O nedenle sanatla ilgili bir şeyler öğrensen benden çok iyi edersin.

- Çok sevinirim.

- Gerçek bir ressam en sıradan şeyler karşısında en sıra dışı fikirleri üretebilen kişidir.

- Bak senin şu sözlerini de çok seviyorum huysuz dostum. ‘’ Mükemmelden korkmayın; nasılsa ona ulaşamayacaksınız.’’ Birkaç tane daha var. ‘’ Hırs olmayınca zeka kanatsız bir kuştur’’ ve kulağımda küpe olan ve birçok röportajında söylediğin cümle çok hoşuma gidiyor. ‘’ Benim deliliğim ile gerçek deli arasındaki farkı biliyormusunuız? Gerçek deli asla zafere ulaşamaz. Benim yaşamımda ise her çılgınlık yeni bir zaferdir. Başarı sağlayan her çılgınlığı ayırt etmek çok önemlidir. Tam bir başarı için azıcık çılgınlık her zaman lazımdır.’’

- Evet ben hayatım boyunca çılgın bir yazar ve ressam oldum.

- Ve çılgın insanlarla yaşamayı seviyorsun.

- Evet, Sigmund Freud’la, Picasso, Miro ve diğer şair, yazar ve ressamlarla ilişkilerimde hep bu çılgınlık ilkesiyle hareket ettim.

- Doğru dostum. Özellikle Sigmund Freud’un bilinçaltı imgelerin erotik çağırışımları üzerine yazdıklarından büyük ölçüde etkilenmiştin. Sürrealizm’de düşüncenin herhangi bir mantık çizgisi izlemeden akmasını temel alan otomatizm kavramını benimsediysen de bunu diğer sürrealistlerden daha iyimser bir bakış açısıyla işledin. Hatta bu eğilime ‘’ eleştirel paranoya’’ adını verdin.

- Aferin sana. Dersini iyi çalışmışsın.

- Teşekkür ederim. Dali’cim, senin gibi deli bir ressamla konuşmak bile delilik. Ne zaman ne yapacağın belli olmaz.

- Sevgili dostum. Picasso’dan etkilendiğim doğru. Bak sana bu etkiyi güncemdeki 1957 yılının Mayıs ayından aynen aktarayım.

- Çok heyecanlandım şimdi. Dinliyorum seni.

- Uyanır uyanmaz Gala’nın kulağını öpüyorum; dilimin ucuyla kulak memesinin üzerindeki minik beni hissetmek için. Tam bu sırada, salyama karışan Picasso’nun tadını duyuyorum, tanıdığım en hayat dolu insan, sol kulak memesinin üzerinde doğuştan bir iz taşıyan Picasso’nun.

- Çok ilginç, devam et lütfen.

- Koyu zeytin yeşili, ağır ağır pırtlayıp dışa doğru büyüyen bu ben, karım Gala’nınkiyle tamtamına aynı noktada, sanki aynı kalıptan çıkmış. Pek çok kez, ne zaman aklıma Picasso gelse, Gala’nın sol kulağının ucundaki o minimini kabartıyı okşuyorum. Bu sık sık başıma geliyor, çünkü Picasso, babamdan sonra en çok aklıma gelen insan. İkisi de, üç aşağı beş yukarı yaşamımın Giyom Tell’leri. Gençliğimin ilk yıllarından beri hiç çekinmeden otoritelerine karşı kahramanca başkaldırdım.

- Bu sohbetimiz giderek zenginleşiyor. Bilmiyorum blog arkadaşlarıma da ilginç gelecek mi bakalım. Neyse bugünkü sohbetimizi burada keselim. Kahvemde bitti zaten. Seni ziyaretçilerinle baş başa bırakayım.

- Evet, ben burada çok eğleniyorum. Görüşürüz.

 
Toplam blog
: 137
: 1054
Kayıt tarihi
: 05.01.07
 
 

1951 İstanbul doğumluyum. Bireysel ve Kurumsal Gelişim Danışmanlığı, Moda Tasarımı ve Marka Danışman..