Düdüklü tencere / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '11

 
Kategori
Anılar
 

Düdüklü tencere

Düdüklü tencere
 

lahanadan elbisem...


Yağmurlu bir gün. Hava soğuk. Kendimi, ev eşyaları satan bir mağazaya atıveriyorum. Düdüklü Tencerelerde kampanya yapılmış. Gözüm takılıyor standa.

Annemin, babama diye diye sonunda bir düdüklü tencere aldırdığı günü hatırlıyorum. Pek bir heyecanla çıkarmıştı kutusundan. Sanırsın dünyanın en muhteşem icadı.

Ben hep korkardım düdüklü tencerelerden. Annem hiç korkmazdı. Ne zaman konusu açılsa zamandan tasarruf olduğunu söyleyip dururdu. Hem sebzeler de kendi buharında ölünce daha lezzetli olurmuş.

Mutfağına, o en inzivasına çekilip yemek yapmaya koyulduğunda düdüklü tenceresi hep vazgeçilmeziydi. Annemden pek vakit kalmazdı ya, ara ara ben yapardım yemekleri. Severdim o dilsiz sebzelerin beni dinleyişlerini. Annem de böyle düşünürdü ki, onlarla uğraşırken aklında hep birşeyler, dalıp gidişine tanık olurdum çoğu zaman.

Etraftan kulağıma çalınan seslerle yeniden mağazaya dönüyorum. Kadınlardan biri: “Her kadına lazım vallaha!” diyor, diğeri: “Büyük kolaylık” , bir diğeri ise: “Bayağı ucuzlamış” diyor.

Yıllar sonra annemin yaşına geldiğimde, düdüklü tencere ile arasındaki o tuhaf bağı anlamıştım: bazı kadınlar vardı, annem gibi, içinin kapağı bir düdüklü tencereninki gibi sımsıkı kapanan... Yıllarca içinde saklayıp, bir çok hayalini ukteye dönüştüren... Cümle olamadan kendi buharında ölmüş kelimeleri olan kadınlar... Dışarıya hayat veren, ama içeriye hayatı sızdırmayan...

Düşüncelerimde yaptığım yolculuktan şimdiki zamana satıcı kızın bana seslenişi ile yeniden dönüyorum.

* Düdüklü Tencerelerde kampanya yaptık. %40’a varan indirim. Almayı düşünür müydünüz?
* Ben düdüklü tencere kullanmıyorum, diyorum.
* Kaçırılmaması gereken bir fırsat ama, diyor satıcı.
 

Ona bakıp dalıyorum bir an.

* Bence düşünmelisiniz. Hem zamandan tasarruf sağlıyor hem de sebzeler kendi buharında ölünce daha lezzetli oluyor. Bence her kadın kullanmalı. Ben de annemden alışmışımdır, diye devam ediyor..
 

İyi de, zamandan tasarruf etmek istemedim ki ben hiç, onu hayallerim için harcamaktan hiç korkmadım hatta. Kendi buharında ölen, cümle olamamış kelimelerimin olmasından çok korktum lakin.

O, bu alışkanlığını annesinden aldığını söylüyordu. Ben ise annemin bana katamadığı alışkanlıklarından biridir diye geçiriyordum içimden.

Bazı alışkanlıklar da tıpkı genler gibi annelerden kızlara mı geçiyordu? Ama geçmeyen şeyler de vardı öyle değil mi? Geçmesine izin vermediğin... Bir düdüklü tencerenin ki gibi sımsıkı kapanan bir iç kapağı mesela...

Satıcı kıza teşekkür edip, “Ben düdüklü tencerelerden korkarım” diyorum.


 

 
Toplam blog
: 5
: 710
Kayıt tarihi
: 05.10.11
 
 

Eğitimi: Hacettepe Üniversitesi - Fransız Dili ve Edebiyatı İlgi alanları: öykü ve denemeler ..