​ Dün, Ermenilerden "özür diledik"; bugün "taziye mesajı" yayınladık... Ama hepsi boşuna... / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '14

 
Kategori
Siyaset
 

Dün, Ermenilerden "özür diledik"; bugün "taziye mesajı" yayınladık... Ama hepsi boşuna...

Dün, Ermenilerden "özür diledik"; bugün "taziye mesajı" yayınladık... Ama hepsi boşuna...
 

100 yıldan beri devam eden bu mesele, ABD, AB ve Rusya "Nabucoo Projesi" için el sıkışmadan bitmez...


ÖNCE, DÜNKÜ "ÖZÜR"...(2008) 

Günceli yakından izleyenler hemen hatırlayacaklardır... 2008 yılı Aralık ayında, bir kısım öğretim üyesi ve bazı gazetecilerden oluşan bir grup, kendi ifadeleri  ile, "1915'te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı 'Büyük Felaket' ile  ilgili olarak, 'Ermeniler'den özür dileme kampanyası' başlatmışlardı.

Kampanyanın öncülüğünü yapanlar, Ermenilerin başına gelenlerin yıllardır konuşulmamış olmasından dolayı kişisel olarak özür dilediler.

Özür metni şöyleydi : "1915'te, Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı 'Büyük Felaket'e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum"

Bu metin, 14 Aralık 2008'de, internetin bir "web" sayfasında, Türkçe'den başka 10 yabancı dilde yayınlandı...Bildiri, yayınlandığı ilk 24 saat içinde 5000 kişi tarafından imzalandı.

Ülkede tartışmalar başladı...

Başbakan Erdoğan, "Ermenilere karşı herhangi bir suç işlenmediğini ve işlenmeyen bir suç için özür dilenemeyeceğini" belirtti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ermenilerden özür dileyen aydınları suçladı ve "onlardan utanıyorum" dedi.

Zamanın DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise,  "Özür Kampanyası"nı, "erdemli" bir çıkış olarak değerlendirdi

Genelkurmay Başkanlığı'nın, kampanya aleyhine yaptığı açıklama, kimi "sosyalistler" gruplar  tarafından "demokrasiye müdahale" olarak yorumlandı.

Özür kampanyası, Azerbaycan'da da, toplumun her kesimi tarafından tepkiyle karşılandı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bulunduğu makamın gereği olarak "tarafsız" bir ifade kullanmaya dikkat ederek şunları söyledi : "Türkiye'de özgür ve demokratik bir ortam yaşanıyor; canlı bir tartışma var. Bundan da memnuniyet duyuyorum"

Bu açıklama, Cumhurbaşkanı'nın "özür kampanyası"na destek verdiği şekilde yorumlandı... CHP İzmir milletvekili Canan Arıtman, bir açıklama yaparak, Abdullah Gül'ü, "kendi etnik kimliğinin temsilciliğini yapmakla" suçlamış ve "annesinin kökenini araştırın görürsünüz"diyerek de iddiasını sürdürdü(1)

Canan Arıtman'ın bu, "acıtıcı, gönül kırıcı, dayanaksız" sözlerine, neyse ki, CHP ve üst düzey sözcüleri, sanırım bütün CHP'liler adına karşı çıktılar...

Aşağıda "dipnot"ta da belirttiğimi gibi, ben de, o günlerde bu kampanyaya, destekten çok karşı çıkanlar safında yer alarak  bir blog yazdım...Bloğumda şu ifadeleri kullanmıştım :

"Özür dilemek yetmez... Oldu olacak,  İstanbul'un yedi tepesinden birinin en görünüz yerine Ermenilerden özür dilemek için bir de 'özür anıtı' dikelim olsun bitsin"(2)

ŞİMDİ DE, BUGÜNKÜ, "TAZİYE"...(2014)

2008'den 2014'e 6 yıl geçti...Köprülerin altında çok sular geçmedi ama, az da olsa geçen sular bazı kirliliklerin temizlenmesine yetebilir. Eğer, akan suyun kaynağına bazıları doğayı kirletecek bazı maddeler atmazsa...

Bakın, dün(2008), "İşlenmeyen bir suç için özür dilenemeyeceğini" söyleyen Başbakan, bugün(2014), 1915 yılı Tehcir olayında, şu veya bu şekilde hayatını kaybeden Ermeni vatandaşlarımızın torunlarına "taziyelerde" bulunuyor...

Ne dedi Başbakan?

"Kadim ve eşsiz bir coğrafyada, benzer gelenek ve göreneklere sahip halkların, geçmişlerini olgunlukla konuşabileceklerine, kayıplarını kendilerine yakışır yöntemlerle ve birlikte anacaklarına dair umut ve inançla, 20.yüzyılın başlarındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz...Aynı dönemde ve benzer koşullarda  yaşamlarını yitiren etnik ve dini kökeni ne olursa olsun tüm Osmanlı vatandaşlarını da rahmetle ve saygıyla anıyoruz"(3)

Başbakan Erdoğan'ın, "tarihten ve siyasetten soyutlanmış"  ezber bozucu bu  "insani" çıkışı, özellikle dünyada ve Türkiye'deki Ermeni vatandaşlarımız nezdinde olumlu karşılandı. Elbette eleştirilerde oldu ama, bu eleştiriler, 2008 yılındaki "özür kampanyası" kadar  yoğum ve ağır değildi

Örneğin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bunun değerlendirilecek bir yanı yok" derken, CHP Genel Başkan Yardımcısı  Faruk Loğoğlu ise, "Taziye kutsal bir kavram, bundan gocunmamak lazım. Bu açıklama için niye bu kadar geç kalındı" dedi.(4)

Agos Gazetesi ise, "İlk kez bu kadar empati duygusu olan bir açıklama söz konusu" olduğunu yazdı.

NEDİR BU "ERMENİ SOYKIRI İDDİALARI" YA DA "TEHCİR" OLAYI ?

Bu konu hakkında o kadar çok şey yazıldı ki...Birbirini tutmayan kitaplar ve makaleler aynı şeyi tekrarlamaktan başka bir şey yapmadıkları için, belik de bu konu aleyhine çok şey yaptılar...Bu kitaplarda ve makalelerde çok korkunç şeylerden söz edilmekte, kaynakları her zaman kuşkulu olan çok fazla fotoğraf yayınlanmakta ve bu fotoğraflara giderek daha çok dramatikleşen öyküler eşlik etmektedir.

NOT- 1 : 1998 yılı itibari ile, TBMM'de yabancı dillerle yazılmış olanlarla birlikte 282 adet kitap vardı. Şimdi bu sayı sanırım 300'ü çoktan geçmiştir.

Şu anda elimde, "Ermeni Trajedisi" adlı bir kitap var.(NOT- 1'deki bilgi de bu kitaptan alınmıştır) Kitap, bir Fransız avukat tarafından yazılmıştır. Yazar, bazı yerlerde objektifliğinden uzaklaşmış ama yine de bizlerin "Sözde Ermeni Soykırımı" başlığı  altında yazdıklarımıza ve söylediklerimize destek vermektedir...

Kitabın yazarı, Fransız Avukat Georges de Maleville, bakın neler diyor?(5)

Yazar, Osmanlı vatandaşı Ermenilerin, Birinci Dünya Savaşı başlar başlamaz, Çarlık Rusyası'na karşı savaşan Osmanlı ordusunu arkadan  vurduklarını" belirtiyor ve  bu nedenle de, "bölgelerdeki Ermenilerin, Osmanlı sınırları içinde güneye, Suriye'ye göç ettirildiklerini" vurguluyor...Bunun asla bir "soykırımı" olarak nitelendirilemeyeceğin üzerinde duran Fransız Avukat, buna karşılık bu "yer değiştirme" sırasında "birçok Ermeni'nin, eşkıya, Ermenilerce öldürülen yakınlarının öcünü almak isteyenler ve hatta onları korumakla yükümlü olanlarca öldürüldüğünü" belirtmektedir.

Avukat yazarın, üzerinde önemle durduğu gerçek ise, "bu olayların, Osmanlı merkezi yönetimin bilgisi ve denetimi dışında" olduğudur.

NOT- 2 : Burada devreye girerek şu açıklamayı yapmak zorundayım. Yazarın bu son cümlesi, "bütün bu olaylar karşısında Osmanlı Devleti'nin sessiz kaldığı, görmezden geldiği ya da ilgilenmediği" şeklinde yorumlanmamalıdır.

Çünkü, Yazarın, kendisi de, "Osmanlı Devleti'nin bu gibi olayları önlemek için elinden geleni yaptığını, saptanan ve yakalanabilen sorumluların yargılatıp cezalandırdığı ve hatta bu yüzden birçok görevlinin idam edildiğini" belgeliyor ki, bu gerçekler "soykırımı" iddialarını temelden çürütmektedir...Yazar şu ifadenin altını çizmekten de kendini alamıyor; "soykırımı yapılmasını buyuran hangi yönetim, suç ortaklarını cezalandırabilir ki?"

Durum bu, gerçek de bu...Aslında, Başbakan Erdoğan'ın yayınladığı "taziye" mesajının bir benzerinin de, Ermeniler tarafından yayınlanması gerekir...Karşılıklı acılar yaşanmıştır...100 yıldır, kaşınan bu yaranın artık kabuk tutmasına izin verilmelidir.

Ermenistan, Amerika ve Fransa'daki Ermeni "diasporaları", bu konuda benzer bir "insani" yaklaşım gösterirler mi, acaba?

Bana sorarsanız göstermezler...Çünkü bu girişimin bir de "siyasi ve ekonomik" yanı vardır...Resmi kayıtlara göre ABD'de 650 - 700 bin; Fransa'da da 400 bin  kadar Ermeni olduğu yazılmaktadır. Ama, bu rakamlar, çeşitli kaynaklarda resmi olmayan bir şekilde, daha fazla olduğu belirtilmektedir...Örneğin ABD'de 1.5 - 2 milyon ...Bu Ermeniler, ABD'de ve Fransa'da, "siyasi baskı unsuru" olarak etkinlik gösterdiği için, siyasiler tarafından da "elde edilmesi gereken oylar" olarak kabul edilmektedir...Bu nedenle de, "Amerikan Ermeni Lobisi" ve Fransa'daki "Ermeni Diasporası", böyle bir "insani çıkış" yapamazlar...ABD, Fransa ve Rusya kıskacı içinde olan Ermenistan'dan ise böyle bir çıkış hiç beklenemez.

Meselenin, "ekonomik yanı" ise, Orta Asya doğal gazını, Türkiye üzerinden Avrupa'ya aktaracak bir "boru hattı projesi" ile ilgilidir...Adı "Nabucco Projesi" olan bu projeye, ABD ve AB destek verirken Rusya karşı çıkmaktadır. Çünkü bu proje yaşama geçtiğinde Rusya'dan Avrupa'ya aktarılan "doğal gaz etkinliğin" azalacağı gibi, Rusya, Kafkasya ve Asya'daki siyasi ve ekonomik bağlantılarının da  kendisinden uzaklaştığını seyretmek zorunda kalacaktır...

SONUÇ :

İşte bu siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı, "ABD, AB ve Rusya" bu konuda anlaşamadığı sürece,"Soykırımı iddiaları" bütün insani değerlere rağmen bir yüzyıl daha, etkinliğinde hiçbir azalma olmadan devam edecektir(6)

cdenizkent

_________________   :

(1) Buraya kadar yazdıklarım üzerinden fazla zaman geçmedi...Bu konular, medyada hep konuşuldu durdu. O zamanlar, güncelimizin konusu olan bu olay hakkında blog yazanlarımız bile oldu. Ben de -kampanya aleyhine- bir iki blog yazmıştım. Cumhurbaşkanı için yazdıklarım biraz ciddi olduğu için kaynak göstermem gerektiğini düşündüm...(1) Taraf Gazetesi, 19 Aralık 2008

(2) cdenizkent, "Ermeni tehciri ve özür...", milliyet.blog.com.tr, Kategori: güncel,22 Ararlık 2008 

(3) "Ermenilere taziye mesajı", Milliyet.com.tr, Güncelleme, 24 Nisan 2014

(4) "Başbakan'dan 1915 mesajı", A.g.y., Güncelleme, 23 Nisan 2014

(5) Georges de Maleville, 1915 Osmanlı - Rus Ermeni Trajedisi, İstanbul: 1989, ss. 6-11

(6) Bu öngörümüm dayandığı ayrıntıları için, Güncel Kategorisinde yazdığım, 27 Nisan 2009 tarihli "Türkiye-Ermenistan- Azerbaycan..."  ,  13 Temmuz 2009 tarihli, "Nabucco Projesi ve Türkiye" ve 12 Ekim 2009 tarihli, "Türkiye - Ermenistan İlişkileri" başlıklı bloglarıma bir göz atılmasını öneririm...

 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..