- Kategori
- Felsefe
Dünden bugüne

AĞRI NIN ÇİÇEKLERİ
DÜNDEN BUGÜNE
Son günlerdeki tartışmalar... dilimize giren yeni söylemler, " KÜRT AÇILIMI"beni çok eskilere 55 yıl öncesine götürüyor.
Babam askerdi. doğuya tayin olmuştu.5-6 yaşlarındaydım trene binip günlerce uykusuz ve yorgun yolculuktan sonra ulaşmıştık yıllarca kalacağımız evimize... AĞRI DAĞI nın eteklerinde bir karakoldu babamın görev yeri. Görünürde hiç ev yoktu. Tüm evler yerin altındaydı. Uzun yolculuk bizi öyle yormuştu ki tüm köy halkını karşımızda görünce unutmuştuk yorgunluğumuzu. Halk seferberdi sanki... Bizi karşılamaya gelmişlerdi. Evimiz karakolun lojmanı idi. Diğerlerinden farkı sadece pencerelerimizdi. Diğer evlerin pencereleri tavandaydı. Kış aylarında , etrafımızı saran kar yığınlarından başka bir yeri göremezdik.Çok kar yağardı. İlçeye kızaklarla gidilirdi. o da ancak açık havalarda... bizden başka Türk yoktu. Tüm arkadaşlarım dillerini hiç bilmediğim Kürt kızlarıydı. Kışın ahırda oynardık. İneklerin, keçilerin bacaklarına salıncaklar kurardık, annemin bana ve tüm arkadaşlarıma yaptığı bezden bebeklerimiz için...
Bulunduğumuz yerde okul yoktu. En yakın komşu köyden öğretmen gelip sınav yapardı ve bana karne verirdi. tek kitabım alfabeydi.
ALİ TOP AT.
-SUNA TOPU TUT.
Demek çok uzak diyarlarda Suna ve Ali diye çocuklar da vardı. onların giysileri, görüntüleri çok farklıydı. ben ve kardeşim yeni yaşamımızda Kürtçe konuşmayı hemen öğrenmiştik.kardeşim Türkçe öğrenmeden Kürtçeyi öğrenmişti. Sabahları erkenden komşuların sofrasına gidip kurulurdu. Onların otlu çorbasından içerdi. Ana dilimiz gibi Kürtçe konuşuyorduk. Annem, babam da öğrenmişlerdi. çünkü bizim en yakın dostlarımızdı Kürtler. Babam göreve gittiğinde bizim kapımızda beklerlerdi. evimizin kilidi bile yoktu. Kapının arkasına bir odun koyardık adı "dayaktı."
Bahar geldiği zaman her taraf yemyeşil olurdu. o zaman AĞRI DAĞI nın güzelliği ortaya çıkardı. hiçbir zaman en tepesini göremezdik. hep bulutlarla kaplı olurdu. baharda da en önemli oyunumuz dağın eteğindeki kayaların üzerinde oluşan renkli yosunlardı. Onların üzerine taşları sürterek ellerimizi boyardık. Kına yakardık. Kış boyu hiç sebze ve meyve göremediğimiz için baharla birlikte otların arasından çıkan binbir çeşit yeni tatlar bulurduk. Otları toplardık... kimisi havuç tadında, kimisi limon .... Türlü çeşit otlar olurdu. Kengeri hatırlıyorum. toplayıp yemesi en zoru olan kengerdi. Onu büyükler toplardı.Dikenlerini ayıtlayıp bize verirlerdi. Teyzeler, amcalar kendi çocukları gibi severlerdi bizi. Annem onlara dikiş, nakış öğretirdi. babama da çok görevler düşüyordu. örneğin babamın hasta amcalara iğne yaptığını, yaraları sardığını iyi hatırlıyorum.
yıllar sonra öğretmen okulunu bitirdiğimde tayinimi doğu anadoluya istedim. çünkü o dostlarımıza vefa borcum vardı. 3 yıl yatılı bölge okulunda görev yaptım. öğrencilerim bitlendiği zaman onların çamaşırlarını bile yıkardım. Hepsi kürt çocuklarıydı. Yatakhanede öğrencilerim yatana dek yanlarında olurdum.
Hiçbir zaman düşünmedim "bu çocuklar Kürt ben Türküm" diye.... Babam da hiç düşünmezdi. Onlar bizim insanımızdı. Aramızda hiç kin ve nefret yoktu. Olamazdı ki, , , , Onlar bizim akrabalarımız gibiydi....
Bizim gibi doğuda çalışan yüzlerce asker, öğretmen, doktor olmadı mı...? Hangisi ayrım yaptı. bu kin ve nefreti kim getirdi bu ülkeye.....? Bu tamamen dışarıdan ithal edilmedi mi...? Biz, birbirini seven, et ve tırnak olmuş bir toplumduk. Şimdi, benim öğrencilerim mutlaka beni hatırlıyorlar..... Beni ne kadar özlediklerini.... onların yaşamında ne kadar unutulmaz olduğumu biliyorum. Bana kin ve nefret besliyor olabilirler mi..?
Bizi kim bu hale getirdi....? Beni , kendi çocuğu gibi bağrına basan Kece Teyzeyi nasıl sevgi ile anmam.... nasıl unuturum AĞRI DAĞI nın eteğinde ellerimize birlikte kına yaktığımız arkadaşlarımı...?Babam göreve gittiğinde "başçavuşun hanımı bize emanettir "diye kapımızda bekleyen Apo Dayıyı nasıl unuturum. Onlar bizim, akrabamız, dostumuz, arkadaşımız, kardeşimizdi....
Bugün ülkemizi bölmek ve doğu batı diye ayırmak isteyenlere, çocuklarımızı birbirine kırdıranlara hep birlikte verilecek derslerimiz olmalı..... Biz akrabayız..... Bu ülke bizim. Türkiye Türklerin ve Kürtlerin ülkesi doğusuyla ve batısıyla biz bir bütünüz...