​ Dünya, kadınların kırmızı kutusu etrafında dönüyor; durmak nedir bilmeden... / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '13

 
Kategori
İlişkiler
 

Dünya, kadınların kırmızı kutusu etrafında dönüyor; durmak nedir bilmeden...

Dünya, kadınların kırmızı kutusu etrafında dönüyor; durmak nedir bilmeden...
 

Dünya, kadınların kırmızı kutusu etrafında dönüyor; durmak nedir bilmeden...


Dünya, kadınların kırmızı kutusu etrafında dönüyor; durmak nedir bilmeden... Bir kadın, sade kırmızı kutusuna güveniyor, korkmak nedir bilmeden, hiçkimseden çekinmeden... Sanki dünyanın en güçlü silahı, bir tek ondaymış gibi...

Kleopetra Sezar'ı, Afrodit Eros'u, Juliet Romeo'yu, Leyla Mecnun'u, Hürrem Kanuni'yi bambaşka devasa aşk hikayeleriyle süslenerek anlatılsa da; bir güzel kırmızı kutu hatırına esir etmemiş miydi?

Baltacı Mehmed Paşa, Katerina'yı çadırında neden misafir etmişti? Ya da tarihin en büyük savaşlarından biri, Truva, hangi kadının kırmızı kutusu yüzünden çıkmıştı? Paris Helen'i neden kaçırmış, neden dönemin en büyüğü, Truva savaşı'na sebep olmuştu? Hatırlayanınınız var mı? 

Erkeğe, kadından kat kat üstün fizik güç, beden kuvveti veren yaradan; kadına verdiği küçücük bir kırmızı kutuyla onu, erkeğin aklını başından alan bir hale getirmiş, erkeğin kaba kuvvetinden kaynaklanan üstünlüğünü bir anda sıfıra indirmişti... Çünkü akıllı bir kadın, bir kırmızı kutusunun hatırına, erkeğini deliye döndürebiliyor, kendisinin zincirsiz kölesi, bazen delisi, bazen de divanesi yapabiliyordu...

Kırmızı kutusunu, banka gibi çalıştırmayı akıl edebilen, cin fikirli bir kadın!, ezelden ebediyete değişmez bir kuralmış gibi, biraz ahmak ya da cinselliğe fazlaca düşkün olan adamları soyup soğana çevirebiliyor, aklı, bedeninin belden aşağı kısmına takılı kalmış şaşgolozların, ocağına incir ağacı dikebiliyor, neyi var, neyi yoksa kaşla göz arasında elinden alabiliyordu...

Şöyle küçücük bir kırmızı kutu, ne de çok işe yarıyordu yarab!...

Kimi kadın, o kutunun hatırına, yuvasını kurtarıyor, kimi günahkar olanları kadınların, kutularını geçim kapısı yapıyor, kimi şehvet düşkünü adamları dize getirmek, kariyer basamaklarını daha hızla çıkabilmek için özel bir sığınağa dönüştürüyordu; kırmızı kutusunu...

Eeee... Doğruya doğru şimdi!... Kimi kırmızı kutular da, kurşun geçirmez, bomba işlemez çelikten bir mağra gibi!...

Kim bilir, bugüne kadar kaç  kahraman komutanın sonunu hazırladı; bir kırmızı kutu... Kim bilir, kaç parlak siyasetçinin, tarihi bir kişilik olmasını engelledi; kaç kadının, kaç kırmızı kutusu? Kaç büyük sanatçı ya da bilim adamı, aklını başından alan bir kadının ve kırmızı kutusunun esiri olmuştu?

İşin en garibi, insanlığın yaşam yolculuğu da, ana rahmine ilk düştüğünde, bir kadının kırmızı kutusunda başlamamış mıydı? 

Dünya kuruldu kurulalı, kadınlar yüzünden sayısız savaşlar çıkmadı mı? Her başarılı erkeğin arkasında durarak onu dokunulmaz bir kahramana, mitolojik bir efsaneye dönüştüren kadın, adamına sonsuz bir huzur ve güven aşılarken, kırmızı kutusunun gücünden nasıl ve ne kadar faydalanmıştır acaba? Alın size Gülen Adam'dan bir bilimsel araştırma konusu daha!...

Yazıyı istediğiniz kadar uzatabilir, sizleri bıktırana kadar örnekler vermeye devam edebilirim. Ancak ben, lafı daha fazla uzatmadan, son sözlerimi söylemek niyetindeyim. Ne dersiniz? Birlikte bu yazımı da bitirelim mi?

Ben onu, bunu bilmem arkadaş!... Şu koca dünya, şu sonsuz ve sınırsız evren, bir tek şeyin üzerinde, bir tek şeyin hatırına dönüyor; hem de hiç durmadan ve dinlenmeden...

Havva, bir yasak elma hatırına, Adem'i kandırmasa, bugün ne sen, ne ben, ne de şu koca insanlık olabilirdi yeryüzünde...

Dünya, kadınların kırmızı kutusu etrafında dönüyor; durmak nedir bilmeden...

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..