- Kategori
- Kültürler
Dünya’da neden Türkler en az gülüyor?

Gülmeyen bif bebek
Yakın zaman önce Gallup’un bir araştırmasına göre Türkler olarak dünyada en az gülen milletiz.
Araştırmaya göre “dün gülümsediniz mi ya da kahkaha attınız mı?” sorusuna en çok Türkler “hayır” yanıtını vermiş. Yani, 148 ülke arasından mutluluğunu dışarıya en az yansıtan ülkeyiz. Mutluluk da içten gelen, içten dışa yansıyan bir duygu hali olduğuna göre, bu araştırma diyor ki içimiz mutsuz. Kendimizle barışık değiliz demek. Barışıksak bile dışa vuramıyoruz.
Araştırmada insanların kahkaha atma sıklıklarına bakılıyor ve ortalama puan 75 iken, bizde bu 43.
148 ülke ankete göre duygusallık seviyelerine göre sıralanmış ve Türkiye 102 nci sırada. Bir dizi soru ile yapılan ankete göre güzel Türkiyemiz gün içinde en az olumluluk yaşanan 3 ncü ülke olmuş.
Anket sonuçlarına göre Güney Amerika’dan 7 ülke en duygusal ve mutluluk yaşayan ülkeler. Haşa. Amacım diğer ülkeleri kıyaslamak ya da hicvetmek değil ancak; listede Bangladeş, Gürcistan ve Azerbeycan ise en alttaki üçlü. Alt sıralarda ise Sovyetler Birliği ülkelerinin yer alması ilginç.
İlginç olan bir diğer konu da sağlık ve ekonomik koşulların kötüye gidişatı Suriye ve Yunanistan gibi ülkelerde onları sıralamada geriye götürüyor. Bu Gallup’un mutluluk üstüne yaptığı diğer araştırmalarda da ortaya çıkan refah seviyesinin (well-being) mutluluk üstüne etkisini teyid ediyor nitelikte.
Ülkelerin gülmek, eğlenmek gibi olumlu ve üzülmek, stres gibi olumsuz genel insan duygularının toplamda ne kadar sıklıkla yaşadığının öğrenilmesi amaçlanan ankette maalesef güzel Türkiyemizin durumu kötü görünüyor. Yüzlerce yıllık hoşgörü ve tevazu kültürüne sahip insanlarımızın artık eskisi gibi hadiselere pozitif göğüs geremediklerine ışık tutuyor bu sonuçlar.
Bunlar internetten edindiğim haberler ve isteyenler daha derin inceleyebilirler. Ancak bu üstünde düşünülmesi gereken bir anket.
Neden gülemiyoruz peki şimdi de biraz bunun üstüne kafa yoralım...
Bana göre gülemiyoruz...
Çünkü, rahat olamıyoruz, kendimizi rahat hissetmiyoruz. Hep kim ne der, ne düşünür diye kendimizi sınırlandıran bir toplum olduk çıktık
Çünkü, ”onu yapma baban kızar”, “bacak bacak üstüne atma amcanlara ayıp olur” vs vs gibi yönlendirmelerle tevazu ve saygı adı altında gereksiz şekil kalıplarına sokulan çocuklarımız büyüdüklerinde kendileri gibi olamıyorlar, kendi duygu ve ifadelerini özgürce ifade edemiyorlar
Çünkü, kendimize ve hayata dair farkındalığımız düşük olduğu için kendimizi ve başkalarını yargılıyor, eleştiriyor, sınıflandırıyor, bizden farklı olanı ayırıyoruz. Olanı olduğu gibi, kişileri oldukları gibi kabul edemiyoruz. Hem de ahi kültürü ve Mevlana, Yunus Emre, Sadrettin Konevi, Hacı Bektaş Veli ve daha nice evliyalardan gelen tasavvuf temellerimize rağmen
Çünkü, hayat mücadelesi dediğimiz koşturmacada insanlar Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ndeki en alt basamak olan fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak için çok fazla çaba göstermek zorundalar ve gereğinden fazla yoruluyorlar
Çünkü, mutluluğu dış koşullara bağlıyor, haz ile mutluluğu karıştırıyoruz
Çünkü, cinsellik, sosyetik yaşam, magazin haberleri gibi derinliği olmayan şeylere gülüyoruz. Mevlana’nın dediği gibi insanı neye güldüğü çok güzel ifade ediyor.
Çünkü.....
Bu liste daha uzar da gider. Siz detaylandırabilirsiniz.
Sevgiler,
Kenan