- Kategori
- Dünya Kadınlar Günü
Dünya Kadınlar Günü’ne dair...

Bu yıl, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, etkinlikler açısından diğer belirli günlerin çoğundan daha sönük bir havada geçti.
Neden olarak, mevcut sosyal ve ekonomik sıkıntıların toplumda yarattığı karamsarlık ve hayal kırıklığı atmosferini göstermek mümkün...
Zaten böyle bir ortamda Kadınlar Günü’nün veya başka günlerin fazla bir önem arz ettiğini söylemek iyimserlik olur.
Neyse buraya fazla takılı kalmadan asıl gündeme geçelim. Dünya Kadınlar Günü’ne ve bu anlamda yapılanlara bakalım.
Önce o anlamlı günün, ilimizde nasıl kutlandığını kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum.
Adıyaman Kadın Platformu ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının kadın üyeleri, 7 Mart 2010 tarihinde, gün münasebetiyle ortaklaşa bir yürüyüş düzenlediler.
Çoğunluğu kadınlardan oluşan bir gurup, kadınların sorunlarını içeren dövizler eşliğinde şehir merkezindeki caddeleri turladılar.
Sonra Ziraat Bankası II. Şubesi önünde toplanarak, bir basın açıklaması yaptılar. Ve ardından davul-zurna eşliğinde halay çektiler.
Olup, bitenlerin çevredekiler tarafından ilgiyle izlenmesine rağmen, etkinliğe katılımın sınırlı olduğu gözlerden kaçmadı.
Aynı gün Şanlıurfa’da bulunan Başbakan Erdoğan, halka hitabı esnasında konuşmasının bir bölümünü Dünya Kadınlar Günü’ne ayırdı.
Terörden dolayı akan kanın, yaşanan acıların dinmesini arzuladığını ve buna her kesimden destek olduğunu ifade etti.
Ancak tüm bunların, kadınların yaşam içinde yüzleştikleri sıkıntıları tam olarak anlatmaya yettiğini söylemek mümkün değil.
Çünkü kadınların yığınla sorunları var. Asıl sıkıntı ise, geçmişi asırlar öncesine dayanan “erkek egemen” toplum düzeni...
Bu düzen içinde kadınlara ayrılan yeri ve biçilen rolü irdeledikçe, onların hangi ortamlarda ve ne gibi zorluklarla yüzleştikleri açıkça görülmekte...
Küçük yaşta berdel ya da para karşılığında evliliğe zorlan kız çocuklar... Terör veya kan davasında evlatlarını yitiren acılı anneler...
Yazın sıcağında, sırtındaki bebeğiyle tarlada çalışmaya mecbur bırakılan çileli kadınlar... Üzerine kuma getirilerek, yaşamaya zorlanan bahtı kara kadınlar...
Evde mutfak işlerinde, çamaşır ve bulaşıkta çalışan ev kölesi kadınlar... Ve daha neler, neler...
Ne yazık ki bunlar, hala ülkemizin büyük bir kısmında ve dünya ülkelerinin çoğunda yaşanan kadınlarla ilgili gerçeklerdir.
Demem o ki; yaklaşık yüz yıl önce Amerika’da, bir iplik fabrikasında az parayla gün boyu çalışmaya zorlanan kadınların direnişine sebep kötü şartlar, bu gün hala gündemde.
Dileğimiz sömürüsüz, sorunsuz; kadın-erkek eşitliğinin sağlandığı güzel bir dünya ve bu dünya içinde mutlu insanlar...