- Kategori
- İnançlar
Dünyada hiç iyi insan yok mu?

İnternette vakit geçiren herkes çok iyi bilir; sosyal medyada insanlar sürekli insanların kötü olduğundan yakınırlar. İhanet etmeyen güvenilir bir dost aradıklarını, hatta bazen insanların insan kalmasını beklediklerini bile söyleyebilirler. Bunları söyleyen insanların bir kısmının hayatına bakarsak etraflarındaki kişilerin de onlardan şikayetçi olduğunu görürüz. Herkes birbirinin kötü ahlaklı olduğundan, bencil, acımasız olduğundan yakınır. Peki bu durum niçin böyledir? Dünyada gerçekten hiç iyi insan yok mudur?
Allah'ın bize verdiği çok önemli bilgilerden birisi de insanın nefis sahibi olduğudur. Nefis, içinde her türlü kötülüğü barındıran negatif bir güçtür. Bunun karşısında da insanı her zaman güzel ahlaklı olmaya, şefkatli, fedakar olmaya yönelten pozitif güç yani vicdan vardır. İnsan içinde sürekli olarak bu iki sesi duyar. Daima vicdanına uyanlar gittikçe nefislerindeki kötü özelliklerden arınır ve çok üstün bir ahlaka kavuşurlar. Nefislerinin bencil tutkularının ardınca gidenlerse sürekli mutsuz, bereketsiz bir hayatın içinde kavrulur dururlar.
Nefis hakkında bilinmesi gerekenlerden biri, içinde sınır tanımaz bir kötülük barındırmasıdır. Bu çok önemli bir konudur: Nefis Allah'a düşman yaratılmıştır ve sürekli vicdana uyarak eğitilip arındırılmazsa insana sonsuza kadar azap yaşatır. Dünyada cehennem gibi bir hayat yaşamasına neden olur ve ahirette de Allah'ın dilemesiyle sonsuz cehennem azabına sürükler. Fakat dikkat edelim; nefis cehenneme gitse bile yaptığı kötülüklerden pişman olmayacak, sonsuza kadar bencilliği, acımasızlığı, ihaneti, kibri, düşüncesizliği, cahilliği, zalimliği ve her türlü kötülüğü sürdürmek isteyecektir. Allah bu gerçeği bize Kuran'da sır olarak vermiştir:
Ancak insan, önündeki (sonsuz geleceği)ni de 'fücurla sürdürmek ister.' [Kıyamet Suresi, 5]
Vicdana uymak insanın menfaatlerine görünüşte zarar veriyor gibi olabilir. Örneğin yolda giderken kaza geçirmiş, yerde yatan bir insan görürsünüz; vicdanınız size onu mutlaka oradan alıp hastaneye yetiştirmeniz gerektiğini söyler. Nefsiniz ise zaten aceleniz olduğunu, onu alırsanız arabanızın kirleneceğini, polise gidip ifade vermek zorunda kalabileceğinizi söyler. Yani bahaneler öne sürer. Nefsin bu bahaneleri tamamen geçersizdir. Çünkü yaralı bir insanı yerde bırakmak onu ölüme terk etmek demektir. Ne kadar zorluk olursa olsun, hatta sonucunda öleceğini bilse bile insan mutlaka vicdanına uymalıdır.
İşte vicdan dünyada sevginin, huzurun, barışın yerleşmesi için bir anahtardır. Herkes vicdanına uyarsa dünya cennetin bir örneği gibi olur. İnsanlar güvenebilecekleri yüzlerce, binlerce dostlara sahip olur. Canını, malını dostlarına gözü kapalı emanet edebilir. Sevdiklerinin, dostlarının ona ihanet edeceğinden, yüz üstü bırakacağından kuşkusu olmaz. Çünkü sevdikleri vicdanlıdır, canları pahasına onu korurlar.
Vicdanın böyle güzel bir dünyaya kapı açmasının nedeni sürekli Allah'a yönelen bir güç olmasından dolayıdır. Vicdan bir anlamda Allah'ın ilhamıdır, hep Allah'ı düşünmek, Allah'ı çok sevmek ister. Bütün dikkatini Allah'a vermek ister. Vicdanımız Allah'a derin bir hayranlıkla bağlıdır, Allah'ın sevgisini kaybetmekten çok sakınır. Tek amacı Allah'ın kendisinden razı olmasıdır.
Zaten dünyada insanlara her türlü zorluğu aşma, güzel ahlakta hayatının sonuna kadar sabır gösterme gücünü başka hiçbir şey veremez. Vicdana tam uyulmadan, Allah'ın rızasını amaçlamadan yapılan davranışlar, görünüşte güzel davranışlar olsa bile hem yapmacık olduğu hissedilir hem de kişinin menfaatine zarar vermediği sürece devam edebilir.
Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', [Şems Suresi, 7]
Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). [Şems Suresi, 8]
Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. [Şems Suresi, 9]
Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır. [Şems Suresi, 10]