- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Dur oturak bilmez. Munzur'da Şevval Sam..

Bu kız geçen yıl memleketim olan Ardeşen'e oradan da Ayder yaylasına, dünyanın en çok yağış alan dünyanın en çok doğal çiçek çeşidinin bulunduğu yere gitmiş, bir televizyon çekimi için.
Yanlış hatırlamıyorsam on gün konaklamış ve İstanbul'a döndükten sonra anlata anlata bitirememiş.
Büyülenmişti adeta..
Nasıl da keyifli keyifli anlatıyordu doğanın o bitimsiz güzelliklerini.
Gerçekten de güzeldir benim memleketim..
Gökyüzünden bakıldığında sanki yeşilin varyantlarıyla bulut kümeleri gibi toprağa sarmış gibidir tabiat.
Yeşilin tüm tonlarının adeta tual kağıtlarına aktarılmış tablolarından söz ederken ben de keyif almıştım doğduğum topraklardan söz ettiği için.
O, bu toprakların önce insanı, sonra yorumcusu dur.
Sonra da bi tanesi..
Evet şimarık da olsa bi tanedir o.
Hep bu topraklardan söz eder..
Hep bu topraklardan beslenerek türküleri yorumlamaya çalıştığını söyler ya..bazen süryani bazen lazca türkülerini.
'Tango da arabesk de bu toprakların' der ya..
'Rumca da Ermenice de bizim, halay da horon da zeybek de Sürmene sallaması da bizimdir' der ya..
İşte bundan dolayı da iki tanesi dir o..
Daha da çok yönlüdür de şimarmasın..
Yok, şimarıklık yakışıyor ona..
Bu yıl da ne yapmış bi bakın hele..
Munzur'a gitmiş konser vermeye..
Bugün festivalde kendisi..
Munzur dağlarının volkanik ve tortul kayaçları, vadileri, buzul gölleri, şelaleler, tepeler, yamaçlar meşe ağaçları, söğüt, kavak ve çınar türlerinden meydana gelmiş bitki örtüsünden beslenerek dönecek İstanbul'a..
Bu kız aynı zamanda akıllı da ha!..
Şevval..
Şevval Sam..