- Kategori
- İlişkiler
düş-mek

“..Oysa nerden bileceklerdi ki
ben hiç düş görmedim / ben hiç düş-medim
Şimdi sana uzanan ellerim
kök salma arzusudur beyaz bir nilüferin”
Düşüyorum.
Sahip olduğum topraklardan itildim. Yüzüm gökyüzüne dönük. Benimle birlikte düşen bir yapraktan daha yavaş düşüşüm. Bulutları çeşitli cisim ve canlılara benzetebilecek kadar uzun gökyüzüne bakışım. Onlar kadar yavaş değişiyor konumum ama düşüyorum.
Şaşkın değilim, korkmuyorum.
Belki de itilmedim ben atladım. Kendimi yatağıma atar gibi attım boşluğa ama garipsiyorum şimdi bu durumu.
Farklı olmasını mı bekliyordum?
İçimde bir şeylerin benden önce düşmesi gerekiyordu boşluğa ve boşalan yerin ani bir nefesle dolması.
Böyle oluyordu lunaparklarda, işin heyecanı buydu ama olmadı.
Ürkütücü bir yavaşlık bu.
‘Süpermen’ filminin en sevdiğim sahnesi geliyor gözümün önüne. Louise düşerken ilk kez o zaman gördüğü Süpermen onu tutuyor ve “korkma seni tuttum” diyor. Louise aşağı bakıp “seni kim tuttu?” diye soruyor.
Yavaşça yana dönüp bakıyorum ama beni tutan yok. Rahatsız edici bir yavaşlıkta tek başıma düşüyorum.
Bir kuş sürüsü geliyor uzaklardan, sağımdan solumdan geçiyorlar hatta bazıları çevremde dönüyor. Bir kuş duraksayıp karnıma konuyor. Çirkin bir sesle bağırıp telaşla tekrar uçmaya başlıyor, sürüye yetişiyor. Arkasından üzüntüyle bakıyorum.
Çeneme su damlası düşüyor. ‘Ağlıyor muyum?’ diye düşünürken boynumda küçük bir damlayla ıslanıyor sonra yanağıma, burnuma derken üzerime yüzlerce kristal damlanın döküldüğünü görüyorum. Harika bir ışık seliyle akıyorlar.
Seyretmek istiyorum ama gözlerimi korumak için göz kapaklarım isteğim dışında kapanıyor. Tenime düşen her damlayı hissetmek için gözüm dışında tüm duyularım açık. Vücudumdaki damlaları algıladığıma göre çıplağım ama utanç duymuyorum.
Damlalar azalıyor ve bitiyor.
Gözlerimi açıyorum, üzerimden bir gökkuşağı kıvrılıyor. Elimi uzattıkça görüntü uzaklaşıyor.
Bir ses “elimi şaklattığımda gözlerini açıp uyanacaksın” diyor.
Geriye doğru sayarken, düşüş hızım artıyor…
“..yürüyorum düş bahçelerinde
gördüm düşümden büyük bahçe yok”