- Kategori
- Siyaset
Düşlediğimiz CHP bu muydu!?
Yer: İstanbul – Sultangazi Spor Salonu, CHP İlçe Örgütü Toplantısı…
Tarih: 16 Kasım 2008 Pazar günü…
Katılanlar: CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, sanatçı İbrahim Erkal, onlarca kara çarşaflı ve türbanlı bayanlar…
Star TV haberinde; birçok türbanlı ve kara çarşaflı kadının, CHP’ye üye olduklarını, rozetlerini de, bizzat Genel Başkan Deniz Baykal’ın taktığını bildirdi.
Star TV muhabiri soruyordu: “Sayın Baykal; parti anlayışı mı değişti, yoksa insanlarımız mı değişti? Dışarıdan bakanlar, bu salonun CHP’ye ait değil de; bir AKP veya SP İlçe Örgütü toplantısı zannedebilirler? Bu konuda neler söyleyeceksiniz efendim?” deyince, Baykal birkaç kez aksırıp - öksürdükten sonra; “Anadolu insanlarımızda geleneksel hale gelmiş bu kıyafetler doğal karşılanmalıdır. Zorla bu gelenekleri değiştirmeye çalışmak yanlıştır. Bu örtülü başların içinde, pırıl pırıl ve aydınlık düşünceleri olan nice kadınlarımız var. Bunu anlamamız ve saygılı davranmamız lazım…” dedi.
İşte budur!.. İşte mağlûbiyet de, havlu atmak da, tırsmak ve partiyi oy kaygusuyla, dolgu maddeleriyle doldurup, curcunaya çevirmek de budur!..
1954 yılı seçimleri öncesinde, dini kullanarak oy toplayan Demokrat Parti (DP) kurmaylarını örnek göstererek, merhum İsmet İnönü’yle görüşmeye çıkan CHP kurmayları; İnönü’den de, basın ordusuyla Cuma Namazları’na gitmesini, basın önünde iftar ve sahur sofralarında bulunmasının, partiye çok oy getireceğini ve böylece, DP’nin bu yolla aldığı oyların yarısını CHP’nin alacağını dile getirip, İnönü’den izin isterler. Rahmetli İnönü bu fikre şiddetle karşı çıkar ve kurmaylarına der ki; “Dini konularda bir kere taviz verdiniz mi, önüne geçemezsiniz! İsteklerinin ardı – arkası kesilmez! Kurucusu olduğumuz bu ülkede bazı sorumluluklarımız var, biz onlar gibi asla davranamayız! Bunlara bir kere elini kaptıranın, kolunu kurtardığı hiç görülmemiştir! Bu işten uzak durunuz, uzun vadede bu tavizler kimseye fayda sağlamaz; devrimlerimize, ilkelerimize ve laikliğe hep bağlı kalınız!..” demiştir.
Peki; 85 yıllık CHP tarihinde son derece dikkat edilen bu ciddi tavır ve dik duruş, nasıl oluyor da, sayın Genel Başkan Deniz Baykal tarafından bir çırpıda kenara atılıp, bu kara çarşaflı ve türbanlılara partinin kapıları açılıyor ve bunlar üye yapılıyorlar!?
Baykal diyordu ki; “E canım, bunlar Anadolu insanı gelenekleridir, anlayışlı olmak lazım…”
Kara çarşaf bazı yerlerde vardı, ama; bu türbanı başımıza, 1974’ten sonra Erbakan Hoca sarmadı mı? Hangi Anadolu geleneğiydi bu!? Böyle türban bağlama, 1974’e kadar Anadolu’nun hangi kentinde, kasabasında veya köyünde vardı!?
Sayın Genel Başkan; Yerel Seçimler yaklaştı diye ve üç – beş oy daha almak uğruna; parti geleneklerinden, devrimlerimizden ve ilkelerimizden nasıl taviz verir!? Bunu; bizim gibi yıllarca özveri gösterip, sabır gösterip, her seçim yenilgisi sonucunda bile, mevzilerinden asla bir adım geri çekilmemiş parti üyelerine nasıl kabul ettirebilir, hiç düşünmedi mi acaba!?
“Türbanlı, kara çarşaflı ama; içinde pırıl pırıl ve aydınlık kafaları varmış!?”
Sen bize biraz sabır, biraz akıl – fikir ihsan eyle Yaa Rabbim!..
Atatürk, “Kılık - Kıyafet Devrimi”ni niye yaptı? Kadınlara seçme ve seçilme haklarıyla, miras haklarını tam 74 yıl önce niye verdi!? “Kadınlarımız aydınlansınlar, akıllansınlar, medeni ve çağdaş vatandaşlar olsunlar” diye vermedi mi? E, bu türbanlı ve kara çarşaflı kadınlar, 74 yıldır aydınlanamayıp, ikinci sınıf vatandaşlıktan hâlâ kendilerini kurtaramadılar ise ve hâlâ “Cumhuriyet Kadını” olamadılar ise, ne işleri var CHP’de!?
Haa; eğer bunlar “Truva Atı” iseler ve CHP’yi içten çökertmeye geliyorlarsa; bu daha da vahimdir ve bunun vebali de, yine Genel Başkan’ın boynunda olacaktır! Bu da böyle biline!..
Ben, Atatürk ve İnönü’nün istediği yapıdaki CHP’yi istiyorum, ya sizler !? Sakin KOŞAR.