- Kategori
- Deneme
Düşüyorum kadınım

Serin bir kış sabahına gözlerimi açtığımda başlıyor sana özlemim. Bu upuzun sahili baştan başa adımlarken, gülümseyen yüzün geliyor gözlerimin önüne, uzak iklimlerden. Martıların çığlıkları karışıyor günaydınlara. Tanıdık yüzler görüyorum yürüyen. Hepsinin gülüşleri sana benziyor, seni daha da özlüyorum gülüşlerinde, günaydın deyişlerinde. Kar taneleri süzülüyor yanaklarımdan, gözyaşlarım karışıyor kar tanelerine. Bütün sahil özlem kokuyor, sen kokuyor kahve vakitlerinde; sen gelmiyorsun. bilesin ben üşüyorum kadınım… Bir balıkçı motorunun sesi bölüyor kahve tadındaki düşlerimi.
Günlük işlere dalıyorum zamanla. Ne tuhaf, karşıma gelen her insanda senden izler buluyorum küçük küçük. Bendeki gözlerini, bendeki saçlarını alıyorum avuçlarıma, ne kadar da sen oluyorlar bilemezsin. Bir sızı saplanıyor yüreğime ansızın. Yokluğunun karanlık dehlizlerinde kayboluyorum gitgide. Gülüşlerin yetişiyor imdadıma, kurtuluyorum karanlık dehlizlerinden kayboluşlarımın, sayende. Ve İstanbul’un buz kesen ikindileri vuruluyor, sıcak iklimlerden, günün tam orta yerinde. Özlemlerim inanılmaz olsa da; yüreğim mutluluk seferinde. Başımı pencereye yaslayıp önümde uzanan sonsuz maviliğe dalıyorum bir süre, sevdiklerini ötelere yollamış boynu bükük sevdalar gibi, özlemlerin dayanılmazlığında, geleceğinden umutsuzluğa düşen gönüllerin ruh haliyle. Bir gemi yaklaşıyor ağır ağır, ötelerden sahile doğru, gün batımlarında. Aceleci yolcuları güvertelerine doluşmuş, özlemlerine kavuşacaklar belki de. Tel tel olmuş umutlarımı toplayıp koşuyorum limana. Ne gemi var limanda, ne de yolcular. Yalan mı bütün bunlar? Hadi sen gelişlerini erteledin diyelim. Denizdeki gemiler, yolcular yalan mı? Denizler mi yalan söylüyor? Şair ve şairelerin yüreklerini hoplatan pırıl pırıl yakamozlar yalan mı? Uçsuz bucaksız mavilikler yalan mı, mavi düşler yalan mı? Yoksa ben mi görmek istiyorum beynimdeki hayalleri, yerkürede? Özlemlerim bir kez daha mıhlanıyor çaresiz yüreğime. Ve ben bir kez daha üşüyorum kadınım ertelenen gelişlerinin gün batımlarında. Gün batımlarının kızıllığı vuruyor yüreğimin sahillerine. Mavilikler kayboluyor, yalıların silüetleri kayboluyor deniz yüzeyinden, hüzün vakitlerinin siyahi tonlarında. Bir sokak lambasının aydınlattığı, hazan bahçelerini, hüzün bahçelerine çeviren, kış mevsiminin hınçlarını izliyorum penceremden, evreni saran karanlık gecenin ilk saatlerinde. Mevsimlere direnen çimenlerin, çam ağaçlarının yeşillikleri, bir umut aşılıyor, özlemlerin kavurduğu yaralı yüreğime.
Ve bir cümle düşüyor gönlümün tam orta yerine, uzak iklimlerden. Sen geliyorsun… Bir anda tüm evren kayboluyor gözlerimin önünden. Yüz hatlarım gülümsüyor aniden. Acılar çoktan firar etmiş, hüzünler kaçacak delik arıyor korkudan. Sevinç gözyaşları mutluluğu giydirmiş özlemlerin üstüne, sevda bahçelerinde provası yapılmış bir kostüm gibi. Öznesi sen olan şiirler yazılıyor deste deste, yüklemsiz cümleler düşüyor kalem uçlarından, sayfa sayfa. Tan yeri ağarana dek sürüyor bu hayali mutluluk.
Ayaz gecelerin tan aydınlıklarında sen yine yoksun. Sen gelmezsen bilesin ben üşüyorum kadınım…!
Hadi uzat ellerini
Yoksa…!
Yoksa…!
Düşüyorum kadınım…!
Akif Uğur