- Kategori
- Gündelik Yaşam
e-günlük' den kısa haber turu:)
Her yer de, hatta ara sokaklarda bile trafik lambaları var. Bu demek ki, trafik ışıkları çok önemli. Bana kalırsa, olması gereken yerlerde yok, olmaması gereken yerlerde var. Neye göre ve nasıl düzenleme yaptıklarını bilmiyorum ama çok az bir kısmı olması gereken yer de ve gerçekten iş görüyor...
Değerli e-günlüğüm; bir baktım ki bu uygulama, ara sokaklarda, hatta araba geçmeyen yerlerde bile var, ben de bir "hikmet" vardır deyip evin odalarına uyguladım. Fena olmadı, ek gelir sağlıyorum. Her odaya giriş de yeşil ışık beklenmek zorunda. Kırmızı ışıkta geçenlerden küçük bir ceza alıyorum ve evin bazı masrafları çıkıyor. İşe yarıyormuş. Tuvalete bile öyle "hop" diye girmek yok. Yeşil ışığı bekleyeceksin. Hele misafirler geldiğinde gelrimiz oldukça artıyor. İşte ekonomik krizle başa çıkmanın bir yolu daha...
Merhaba e-günlüğüm; Bu gün sani hiç bir şey yazmdan, Cumhuriyet gazetesinin yaptığını yaparak boş sayfa ile yollayacaktım ama şimdilik vazgeçtim...
THY bütün kanallardan reklamlarını çekmiş. Neden acaba?
Bu ay sonu seçim var mış. Ne seçimi, kim, kimi seçecek, halen bu ülkede partilere ve mensuplarına oy verenler var mı? Baksana, adamlar yüz yüze bile gelemiyorlar. Seçim meydanlarından bir birlerine laf atıp cevap veriyorlar. Hani eskiden köy kadınları su başlarında toplanır ve diğer çeşme başında konuşulanların dedikodusunu yapardı ya. Aynı ona benzetiyorum. Ülke ile ilgili, sorunları giderici, çözüme yönelik hiç bir konuşma yok. Sadece o, onu dedi, bu, bunu dedi muhabbeti... (buna halk dilinde amiyane tabirle "sidik yarışı" diyorlar, ama onlar halktan olmadığı için bilmezler) Onlar konuşsun gazeteler sussun. Hatta herkes sussun. "Siz susun gözleriniz konuşsun" diyeceğim ama bu zat'ların gözleri de konuşmuyor, ateş püskürüyor...
"Hamdolsun kriz teğet geçti" modası bitti. Teğet geçmediği anlaşılmış olacak ki; Yeni moda "evvel Allah kriz kalıcı değil" Bak bu doğru işte. Krizler kalıcı olmaz, mutlaka geçer ama, geçerken açtığı yaralar ne olacak, kim saracak?
Mart ayına girdik ve henüz kar yağmadı. Önümüzde ki yaz hastalıklar kol gezecek, mikroplar kırılmadığı için, keneler, pireler, sinekler bol olacak. Doğu, iç ve kuzey anadolu da kar yağan bölgelerin insanları her zaman ki gibi sağlıklı olmaya devam edecek.
Tarım bakanlığınca yoğurt ürünlerinde (olmayan) protein oranında azaltma yapılmış. Yoktu ki... Anadolu'da İnek'den çıktığı gibi sütü içenler, ve o sütle yoğurt yapanlar, antibiyotiksiz ve suni gıdasız tavuk eti yiyip, o tavukların yumurtalarını yiyenler har zaman biz şehirlilerden daha sağlıklı ve daha uzun ömürlü olacak.
Değerli e-günlüğüm; Kısa haberleri kısa kesmek lazım. Cumartesi günü trafik yoğunluğunun vücuduma yansıması mesai bittikten sonra belli oldu. İçki bile içemedim. (sağlıksızlık belirtisi) Köpeklerimin işlerini halledip doğru yatağa gittim. Aslında gençlerle buluşup gece hayatı yaşayacaktık. Olmadı. Başka zaman...
Pazar sabahı saat 10:00 da zar zor kalktım ve kahvaltının ardından köpeklerimin pazar gününü kutlayıp, iş yeri için alışverişe gittim. Bazı ürünler bitmişti ve onları aldım. Çaktırmadan ev için de alışveriş yaptık. Semtimizde bir 74 Mustang var. Ona talip olan bir arkadaş ile buluşup görmeye gittik. (ben biliyorum da, onu götürdüm) Araba her şeyi ile orjinal ama, masrafı çok olduğu için vaz geçtiler. Sonra eve döndüm. Akşam yine erkenden yattım. İyice dinlenmeli ve işe kanlı ve canlı gelmeliydim.
Bu sabah yenilenmiş bir şekilde Linda ile koşarak işe geldik. Linda bana bakarak "oh be işte böyle olmalısın" dedi. Sabah sanal gazete de şu haberi görüp "yine doğru bir araştırma yapmışlar" dedim. (bu kadar harcama yapmayıp bana sorabilirlerdi.) Güçlü hafıza için, yeterli uyku gerekiyor. Uykusuz kalındığında bellek, dil becerileri, soyut düşünme ve değerlendirme gibi bilişsel fonksiyonların işlevlerinde bozulma meydana geliyor muş... Bu araştırmaya bir de sabah kahvaltısı ekleseler iyi olurdu ama, şimdi bir de bunun için ayrı bir araştırma yapıp dünya para harcayacaklar... Kimileri çok iyi ve yeterli uyku uyuyor ama sabah kahvaltısı yapmıyor. O zaman yeterli uyku işe yaramıyor.
Bizim, cuma akşamları geleneksel gençlik gecemize katılan gençlerden biri, gece okulunda okuyor ve geçen cuma akşamı çalışmak istediğini söylemişti. Ben de "gel yanımda çalış perişan ol" demiştim. Bu sabah iş başı yaptı. Yeni elemanımızın ismi "Batuhan" biz ona kısaca "Batu" diyoruz. Hormonlu bir arkadaşımız. Bakalım bana ne kadar tahammül edebilecek...
İş arayanlara acizane önerim: İş aramayın, birleşip iş kurun. Bu güne kadar başkaları için harcadığınız enerjiyi, kendiniz için harcayın. Kesinlikle, huzurlu ve başarılı olcaksınız...
Haftaya, rahat bir trafik, ılık bir hava, ara sıra çiseleyen bir yağmur ve Başbakanımızın, Baykal'a açtığı yüz bin tl'lik tazminat davası eşliğinde başladık. Sayın Baykal haksız, bizim Başbakanımız "maganda" falan değil. Çok kibar ve hiç bir zaman bağırmayan, sakin konuşan biri. Sadece sesi biraz yüksek çıkıyor o kadar. Neyse bu konu bizi ilgilendirmez. Bizim görevimiz susmak.
Günler uzadı, havalar iyice geç kararmaya başladı. Biz de yemeğimizi aydınlık ortamda yemeye başladık. Hatta seni bile aydınlık bir ortamda gönderiyorum e-günlüğüm. Yarın yazışmak üzere. Hoşçakal.
Biliyor musun: Oregon'da cinsel ilişki sırasında partnerinin kulağına "ayıp" sözler fısıldamak yasak mış... (başlarına gözlemci mi dikiyorlar acaba)
Çirkin söz: "Kadın cehennemin kapısıdır..." Eflatun
Güzel söz: "Her siyasi parti, kendi yalanını yutarken ölür..." John Arbuthnot