E-günlük "uzak durulacak kadınlar" konusunu araştırdı:) / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

E-günlük "uzak durulacak kadınlar" konusunu araştırdı:)

Bilim insanları "uzak durulacak erkekler'i" araştırıp bulmuşlar, teveccü göstermişler, insanlık adına büyük katkı yapmışlar, sağolsunlar, varolsunlar... Ben de evrende ki son "bilim adamı" olarak seneler içerisinde yaptığım araştırma ve gözlemlerime, (hatta yatak odalarını laboratuvar kabul edersek), laboratuvar deneylerime dayanarak, "Uzak durulacak kadınlar'ı" yazayım dedim ama, içim el vermiyor. Biliyorsun e-günlüğüm; hiç bir zaman gaz'a, dolduruşa, dolmuşa, tahriklere, tezgaha gelmediğim, kapılmadığım bir konudur bu konu... Her ne kadar araştırmalar kadın-erkek üzerine yapılıp açıklansada, olayın öz'ü insan'dan başkası değil. Ben bu kışkırtmalara gelmem. Gelemem...

Merhaba e-günlüğüm; uzak durulacak "insan" mı? Hemen yazarım. Yalancı, kişiliksiz, gurursuz, öz güvenden yoksun, saygısız, erdemsiz, aile eğitimi almamış, eğitimi, bilgileri, tecrübeleri ile değil "öğrenimi" ile ayakta duran, "olmak" yerine "sahip olmak" kavramını benimsemiş, amaçsız, görüşsüz, ideolojisiz insanlardan uzak durmak gerekiyor. Çünkü bu tip insanlar'ın doğa da benzerleri otlar ve kene'ler... Hiç bir şey öğrenemiyorlar, kitap okuma alışkanlıkları yok, çekeleyerek ve dürtülerek yaşıyorlar. Çevresindeki insanların zamanlarını kendi kompleksleri ve özentileri doğrultusunda çalıyorlar, zamanlarını çalmakla kalmayıp, yaşamlarından da kesitler çalıyorlar, tepkisiz ve duyarsız bir yapıya sahipler, amaçsız ve ben merkezci bir yapıya sahipler, "kene"ler gibi kan emer, başkalarının başarıları ile övünür, başkalarının şöhretlerinden pay çıkarırlar. Onlar için "insan" "ülke" "vatan" "cumhuriyet" "özgürlük" "demokrasi" "doğa" gibi kavramlar çok anlam taşımaz. Hayvanlara ve doğa'ya bakışları, "seviyorum" dedikleri her şey yalandır, düzmecedir, sahtedir. Ve en önemlisi: Söyledikleri, savundukları ile yaptıkları asla bir birini tutmaz...

Ben en çok "süs köpek" stili olanları severim. Tarif ediyorum: (kadın olanı) Uzun boyludur, harika vücudu, kalçaları, saçları vardır, çok havalı ve gösterişlidir, bakımlıdır, gelirinin kaynağı bilinmez ama çok güzel ve kaliteli giyinir. En lüks kuaförlere gider, bol bol yürüyüşe çıkar, sık sık alışveriş yapar, partilere, gece kulüplerine gider. Bu tipler sadece yanında gezdirmeye yarar, tıpkı "süs köpekleri" gibi. Başka hiç bir "insani" özellikleri yoktur. Hem kadın hem erkek versiyonu mevcuttur. Erkek olanı da uzun boyludur, çok şık ve yakışıklı olup, geliri belli olmadığı halde son model arabalarla gezer. Güneş gözlüğü ve pahalı bir saat takar. İki versiyon da bakımlık ve gezdirmelik olduğundan bir birlerini her zaman bulurlar... Sonları iyi değildir. Hep yalnız kalır, hep kullanırken, kullanılırlar. Ancak onlar için hayatın anlamı bundan ibarettir... Birinci değil ikincil kişi olmayı seçerler ve kabullenirler.

Nihayetinde bu anlayış (kadın-erkek) tek taraflı bakıldığında kışkırtıcı ve düşmanca bir amaca hizmet etmekten başka işe yaramaz. . Uzak durulacak kadın ile uzak durulacak erkek bir gün karşılaştığında hayatlarının en mutlu beraberliğine adım atmış oluyorlar. Yani uzak durulacak kadın ve erkek bir birinin "ruh eşi" olabiliyor. (ruh eşi de ne demekse) Bu bile görecelidir. Bir kadın (kadınsa) her zaman bir erkeğe, bir erkek (erkekse) her zaman bir kadına ihtiyaç duyar. (kadın veya erkek görünümlülerden söz etmiyorum) İşin diğer yönü ise bu teorinin çürüdüğü anlar olabilir yaşamda. Örneğin: Beş sene bir ıssız adada yapayalnız mahsur kalmışım. Ne beş senesi kafayı yerim. Kadınsız İki, üç ay bile çok... Ondan sonra kurtulmuş ve normal yaşama geri dönmüşüm. Her yerimden testesteron fışkırırken, seratonin seviyem düşmüşken, melatonin üretemez hale gelmişken, karşıma da "uzak durulacak kadın" modeli çıkmış. Yemin ediyorum, uzak durmak bir yana, o'na hayatımın kadını diye bakar ve en kısa zamanda ne kadar kolleksiyonum varsa gösteririm...

İşte hayat bu. Atalarımızın başına gelmiş ki; "Büyük lokma yut, ama büyük konuşma" demişler... Araştırmayı yapan bilim adamlarına duyrulur...

Merhaba e-günlüğüm; sen sakın yukarıda yazılanlara aldırma. Uzak durulacak kadın yoktur bu dünya'da. Bir olumsuz özelliği seni aldatmasın. Diğer özellikleri mutlaka bir gün işine yarayabilir... Kadın olsun erkek olsun, doğa'da ki bütün canlılar tek tek özelliklerine göre değil, bir bütün olarak bakılmayı ve değerlendirilmeyi hak ederler...

Offf ne uzun yazmışım yine. Neden uyarmıyorsun, dürtmüyorsun e-günlüğüm? Son bir şey daha yazayım sen dürtmeden. Çocuklardan ve gençlerden asla uzak durulmasın. Yarın, bir gün kendini bilmez bir bilim adamı çıkar araştırma falan yapar, şimdiden söyleyeyim, : Uzak durulacak çocuk ve genç yoktur, hepsine yakın durmak gerekiyor...
Son bir şey daha: Bendeniz kesinlikle "uzak durulacak" errkekler kategorisine giriyorum, ama, araştırma sonucu ortaya çıkanlardan değil... Son bir şey daha... (hahaha)

Dün gece malumaliniz "bahçe, masa, sigara, rakı, boss, papatyalar" kelimelerini yaşayarak ve uygulayarak geçti. Kahvaltımı naneli çikolata ve kakao serpilmiş, bol sütlü mısır gevreği ile yaptım. Fena değildi. Eti stick yeni çıkarmış, onu denedim. Güzel olmuş. En azından diğer rakibi gibi yeşil sermaya değil...

Değerli e-günlük; Sabah işe Linda ile koşarak geldik. Linda'yı yerine koydum, ve çayımı demledim. İlk işim çay içtiğim kupa'yı kırmak oldu. Tam kendime çay koymuş ve masaya doğru ilerliyordum ki, kupa elimden düştü. Bin dört yüz yirmi beş parçaya ayrıldı. (evet saydım ne olacak) Böylece, güne başlamadan yine, üzerimde sakıncalı, kıskanç gözler olduğunu anlamış oldum. Bu gün hepsi gazabıma uğrayıp, göz nezlesi olacak.

Öğlene doğru siparişlerimiz geldi ve kamyonu boşalttık. Yeni elemanı, servislere yollamıyorum, (yoksa abone kaybederiz) sadece götür getir işlerinde kullanıyorum. Bir iş söylemediğimiz sürece oturuyor. Bu modeller böyle imiş. Bir arızası çıkmazsa, son kullanma tarihine kadar kullanacağız. Az da olsa faydası oluyor. Şimdilik idare eder.

Öğle yemeği, servisler akşam yemeği derken, bu gün de çabucak geçti. (yaşlanınca günler çabuk geçiyor gibi gelirmiş) "Gidiyorum ben hoşçakal" diye bir şarkı var dı. O'nun gibi bir şey işte e-günlüğüm. Gidiyorum, yarın yazışırız. Hoşçakal

Biliyor musun: Keops olarak bilinen Mısır firavunu'nun asıl adı Hufu imiş. Keops adını Yunanlılar vermiş...
Çirkin söz: ''Karılar: gençlerin sevgilisi, orta yaşlıların arkadaşları, yaşlıların da dadısıdır..." Bacon
Güzel söz: "Gerçek olan bir tek yarış vardır. İnsanlık yarışı..." G. Moore

 
Toplam blog
: 512
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..