​ E-günlük aşk'ı aradı durdu... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

E-günlük aşk'ı aradı durdu...

Aşık Veysel, Aşık Mahsuni, Aşık Hüdai, Aşık Feymani, Aşık Daimi, Aşık Gevheri, Aşık Şahturna, Aşık Ali İzzet, Aşık Beyhani, Aşık Erbabi, Aşık Feymani, Aşık İbrahim, Aşık İhsani... Bu liste uzayıp gidiyor. Aşk varmış ki, aşıklar var mış. Hatta uğrunda, ölenler, bekleyenler, dağları delenler var mış, (işsizin teki imiş) gözleri hiç bir şey görmez, bazıları, aşklarına ulaşamadıkları için (ulaşamayacağın kişiye ne aşık olursun be kardeşim) hastalanır, yatalak olurlar mış... Aşk uğruna ölenler bu gün terör olaylarında ölenlerden daha çok muş... Neden? Çünkü o zamanlar global ekonomik kriz, işsizlik, gelgenekon, gibi gündem maddeleri yok muş. Cep telefonu, televizyon, ipod'lar, play station'lar, oscar törenleri, abs, ebs özellikli, yüksek beygirli arabalar yok muş. Sevmek için yaşar mış insanlar, aşık olmak için, aşık olup ölmek için. O zamanlar şöhret olmak için böyle yapmak gerekiyor muş... Ne oluyor yahu, konu saptı yine. Yok yok "şöhret" olayı yok. İnsanlar sevgiye, aşk'a susarlarmış. Şimdiki gibi susayınca su içmezler miş... "Aşk karın doyurmaz" terimi o zamanlar geçersiz miş. Aşk karın doyuruyor muş. (iki kişi birlikte olunca ekim yapıyor, hayvan besliyor ve geçiniyorlarmış.)

Merhaba e-günlüğüm; Aşk mı? Aşk var tabi olmaz mı. Gözden kaçırdığımız, aşk'ın giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinin değişmesi... Aşk varken aşıklar var dı, halen aşk varsa aşıklar nerede? "burada" diye parmak kaldıranlar aşkları için ne yaptıklarını da dile getirsinler. Ortada "aşık" ozan bile kalmadı... Şu anda aşık olan biri olabilir mi. Aşkını mı düşünecek, işini ve geçimini mi? Her ay başı gelen faturaları nasıl ödeyeceğini mi? İşi olmazsa, aşkı bitecek, aşık olduğu kişi o'nu "işsiz" diye elinin tersi ile itip, daha varlıklı, işi, evi, arabası olan birine kaçacak... Zor işler bunlar. Aşk artık aslanın ağzında bile değil, gırtlağının içinde... Bu yüzden kimse elini uzatıp almaya cesaret edemiyor. Şimdi, bana gelmiş iş yeri kirasının iki katı fatura. Aşk'ı düşünebilir miyim? Aşk'ı düşünecek kafa kaldı mı? Aklıma bile gelmez... (gelmese "aşk" hakkında nasıl bu kadar yazarım)

Evet değerli e-günlüğüm; Dün ekonomiye yaptığım önemli katkılardan sonra eve gidip, bahçede ekonomik krizin iyileşmesi, işsizlere iş bulunması umudu ile rakımı içtim ve Boss'a da bu konuda ülkeye yardımcı olmasını söyledim. Başını sallayıp "tamam, olurum" dedi.

Saat 21:00 gibi adolesans gençleri geldi. Tabi Joker'de geldi. Joker çok güzelleşmiş, çok hareketlenmiş. Hepsinin Neşesi yerinde idi. Kız arkadaşlarından ayrılınca gerçek kimliklerine bürünüyor ve daha neşeli oluyorlar. Zamanla hem neşeli, hem sevgi'li olmayı öğrenecekler. Gelmeden önce yine sac da kavurma siparişi verdiler. (sebze kavurma) "olur" dedim. Başka seçeneğim olmadığı için. Konfiçyus'un dediğini ("çocuklarınız susmasını öğretin, nasılsa konuşmayı öğrenecekler...") yapmak istedim ama bir türlü yapamadım. Sanıyorum hiç bir aile yapamamış. Aynı tv dizilerinde ki gibi sürekli birileri hakkında konuşuyor, dedikodu yapıyorlar. Öyle alışmışlar ki başka konu açınca hepsi susuyor. Bir de çok meşguller. Her konu ile ilgilenecek zamanları yok, sürekli telefonları çalıyor, mesaj geliyor falan filan. Sanal (olmayan) bir hayatın içinde sürükleniyorlar... Geçer geçer. Hele bir askerlik yapsınlar... İlerleyen saatlerde yine batasıca "batak" oynadılar, sonra yüksek sesle konuşmalarından kafam şişti ve odalarına kovaladım... Kendimi de kovaladım ve sütümü içip yattım. Onlar her halde sabaha doğru yatmışlardır.

Sabah, Linda ve kargalar ile iş yarine geldik. Bu gün hafta sonu olduğu için servislerimiz geç başlıyor. İnsanlar geç kalkıyorlar. Malum dün gece çılgınlar gibi eylenip ekonomik krizin geçmesi için katkı yaptılar. Sabah servislerimi bitirip iş yerine geldim ve yemeğimi yedim. O arada bizim gençler kalkmış, onlarla sohbet ettim. Joker'le bahçede top oynamalarını seyrettim. Sonra tekrar servislere çıktım ve trafikle güreş ettim. Sinirlendim, asabileştim, derin nefes alıp, öfke kontrolü yaptım, sakinleştim, mutlu oldum, gülmeye başladım ve sıyırdığımı anladım. "Sıyırmak" mutluluğun doruk noktası... Bu aşamadan sonra ömür boyu mutlu oluyorsun... Hem, fazla sinirlenince güneş'in, yaşamın, güzel şeylerin tadını çıkaramıyorum..

Akşam olduğunda bütün kemiklerim, kaslarım, sızlıyordu. Kesinlikle bir hamam ve bir masaj ihtiyacım var dı. Osmanlı hamamı yerine Fin hamamı iyi olur diye düşündüm. Osmanlı hamamına bayanlar gitsin. Ben kendimi o pos bıyıklı yarmaların eline bırakamam... Masaj için de Singapur'a giderim, hiç bir şey ciğim kalmaz. Seneler önce Singapur'da masaj yaptırmıştım, iyi gelmişti. Hatta bu güne kadar o masajın, tekrarlanacağı hayali ile geldim. En kısa zamanda yine gideyim ki, bir sekiz sene daha idare ederim. Biz de her şeyin garantisi var, masajın yok. Ama uzak doğu'da masaja bile garanti veriyorlar. Helal olsun onlara.

Değerli e-günlüğüm; seni göndereyim de biraz hayal kurayım. "Finlandiya'da hamama gidiyorum ve işim bittikten sonra, uzak doğu'lu bir kadın beni alıp uçağı ile ülkesine götürüyor ve suyum çıkıncaya kadar yoğuruyor.." Gibi... Hadi git artık. Pazartesi yine beraberiz. Hoşçakal

Biliyor musun: Kral kelebeği adı verilen kelebeklerin tat alma duyusu, insanlarınkine oranla 12 bin kat daha güçlü imiş... (ilkelliği ve vahşiliği hariç, yaşamsal yetenekleri bizden üstün olmayan canlı yok ki...)
Çirkin söz: "Bir kadının, sevgilisine söyledikleri, rüzgarların ve hızla akan suların üzerine yazılmalıdır..." Catuli
Güzel söz: "Her istediğini yapamıyorsan, yapabileceğin bir şeyler iste..." Firdevsi

 
Toplam blog
: 512
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..