- Kategori
- Gündelik Yaşam
E-günlük hafta sonu...
Dün burada olmadığımız için dünya'nın "kadınlar günü"'nü kutlayamadık e-günlüğüm. Pek bir şey kaybettik sayılmaz.
Kadınlar günü ve diğer günler hakkında düşüncelerim pek farklı değil, kendilerini muhafaza ediyorlar. Değişince yazarım. Okumak isteyenler için: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=97359 Geçen sene bu gün yazmam gerekenleri kısaca yazmıştım. O yüzden tekrar yazmaya gerek duymadım. Olaya bir çok açıdan bakılabilir. Dünya'da kadınlar yoğun bir şekilde şiddet görürken bu günü nasıl kutlasınlar, karısını döven bakan kadın sempozyumunda nasıl konuşmacı oluyor, kadınlar günü'nü kadınlar kendi aralarında mı kutlayacak, yoksa biz erkekler onlara hediye ile hatırlatacak mıyız, erkekler günü olmayışı bir ayrımcılık göstergesi mi, kendisine şiddet uygulandığını söyleyen kadınlar, çocuğunu kesen, erkeğinin penisini kesen, bıçaklayan, bebeğini sokağa atan kadın için ne düşünüyor, kadınları el üstünde tuttuğunu söyleyen siyasi liderler ülke adına çalışmalarında kadınlara ne kadar yer veriyorlar?... Bütün bu açılar ayrı bir bakış açısı ile uzun uzun dile veya kaleme getirilebilir.
Merhaba e-günlüğüm; biz en iyisi "dün dündür, bu gün bu gün" diyerek işin içinden sıyrılalım ki yine sinir katsayımız artmasın. Hem nasılsa Milliyet Blog sayfalarında "dünya kadınlar günü" sebebi ile çok anlamlı ve değerli görüşler içeren yazılar yazılmıştır...
İş açısından hareketli bir gün yaşadıktan sonra cumartesi akşamı eve gittik ve robotik işlerimizi yaptık. Bir ara oğlum aradı ve arkadaşlarından birinin doğum günü partisi varmış, ona davet etti. Dinlenmeye ve kafa dinlemeye ihtiyacım olduğunu söyleyip, onlara "iyi eğlenceler" diledim. Sonra bir ara yanıma (eve) uğradı ve tekrar arkadaşlarının yanına gitti. Biraz morali bozuk olduğunu hissettim ama bir şey anlatmadı. Bahçede oturup içkimi yudumlarken de yanıma gelen diğer genç arkadaşım ile (manevi kızım diyebilirim) dertleştik. Onun da morali bozuk muş ama o anlatarak, paylaşarak rahatlamaya çalıştı. (kız, erkek arasında ki duygunun dışavurumu farkı)
Pazar sabahı biraz koyvermiş olacağım ki olması gerekenden geç kalktım. Zaten Linda havlayarak yeterince uyardı. Acele ile kalkıp Boss ve Linda'nın öncelikle Dünya Kadınlar günün'nü kutladım. İkiside anlamsız bir ifade ile "ne diyorsun sen yine" der gibi suratıma baktılar. "kadınlar günü" gibi günlere ihtiyaçları olmadığını iyi biliyorum ama yine de kutlamak istemiştim. Onlar kendi dünyalarında zaten lider konumundalar. Onların dünyasında erkeklerin özel günlere ve korunmaya ihtiyaçları var. Neyse fazla girmeyelim bu konuya. Sabah keyiflerini yerine getirip arkadaşımla yürüyüşe çıktık. Cadde'de biraz yürüyüp eve döndük. Ben, bilgisayarım yine teklemeye başladığından ona bakıp ilaç vermek için iş yerine geldim ve bir süre onunla ilgilendim. Sanırım bir temassızlık, bir ayrımcılık, bir psikolojik sorunu var. Hallederiz. Gerekli mercilere haber verildi, bu konuda çalışma başlatılmıştır. Burası bir hukuk iş yeridir. Hukuki süreç başlamıştır ve kurumlarımıza güvenimiz sonsuzdur. Gerçeği aydınlatacaklarından şüphemiz yoktur. Bu konuda gereken yapılacaktır. (ne diyorum ben ya, sanki bir anda içime bir politikacı girdi... Sapıttım yine) Yok yok bilgisayarım iyi bir şeyi yok...
İş yerinde işimi halledip tekrar eve döndüm. Köpeklerimin lapası bitmişti, oturup onu hazırladım ve büyük bir tencere ile kemikli, etli lapa yaptım. Üç gün idare eder.
Bu sabah işe geldiğimde yine telefonun ekranı dolmuştu. Hemen çayımı demledim ve bir çay içip servislere çıktım. Radyo kanallarında halen "dünya kadınlar günü" muhabbetleri var dı. (araba da dinliyorum) Bazı insanların su istemek için bizi aradığı gibi bazılarıda anlaşılan, radyo kanallarını arayıp günün mana ve önemini belirten konuşmalar yapmak istiyorlar. Arayan kadınlar "kadına şiddet uygulanıyor" diyor, erkekler "kadın dayağı hak ediyor" diyor. Hepsi de kısır bir tartışmanın ortasında olduklarının farkında değil. Bu sorunları, karşılıklı iletişim kurmak yerine, bir radyo kanalını arayarak çözeceklerini sanıyorlar her halde. Yine geçelim... (hep aynı konuya geliyoruz nedense, bu ne medyatik, sistematik, platonik, matik bir baskıdır anlamadım)
Değerli e-günlüğüm seçim mi ne varmış yakınlarda. Neden parti liderleri, başbakan, diğerbakan, yanbakan, düzbakan meydanlarda bağırıp duruyor, mahalli seçim değil mi bu? Onlara ne oluyor? Gerçek adaylar konuşma özürlü mü, eğitimsiz mi, ne yapacaklarını bilmiyorlar mı? Yoksa siz onlara "babalık" mı yapıyorsunuz? Adaylar özgüven eksikliği çekiyor da, siz meydanlarda bağırıp çağırırken, onlar psikolog'a mı gidiyor? Anlamadım gitti. İş arayan bir gencin, kendisi yerine anne veya babasının iş aramasına benziyor... (iğrenç) Hatta ofise gelen anne gibi. Daha sonra ofise anne gelmiyor ama üzeri markalı, ambalajlı, toz haline getirilmiş çorbası geliyor. (anne toz çorba üretim fabrikası kurmuş) İş yerine anne'de gelmesin ama, çorbası evden sefer tası ile gelsin... Üstelik o çalışanlar, annelerinden, bir çorba bile yapması öğrenememişlerse, o iş yerinde nasıl verimli olacaklar, işin inceliklerini nasıl öğrenecekler.
Tayvan'da evlenen erkeğin akraba ya da arkadaşı gelinin bekaretini alıyor muş. Gerekçe: Damat böyle sıkıcı bir işle zaman kaybetmesin... Anlamadım, seçimler hakkında yazdıklarıma iyi örnek olmadı mı? Sen ne anlarsın e-günlüğüm... Olsada kodum olmasa da kodum, şey pardon olsada yazdım, olmasa da yazdım...
Hareketli ve hafif yağmurlu geçen sabahın ardından, öğleden sonra bir ara bulutlar dağıldı ve mavi gökyüzü, güneş ile bir süre dans edip tekrar yerini bulutlara bıraktı.
Öğlen yemeğimi yiyememiştim ama akşam geç de olsa yemeğimi yiyebildim. Akşam yemeğini yiyince ne yapıyorduk? Hoşçakallaşıyorduk (yeni türettim) Yarın yine yazışacağız e- günlüğüm...
Biliyor musun: Virginia'da bir insanı mahkeme binası merdivenlerinde, karısını akşam 8'den önce dövmesi yasak mış...
Çirkin söz: "Kadın, insanın kalbine şeytanın girmesini temin etmek için açılan bir kapıdır. Erkeği yasak ağaca sürükleyen varlıktır. İlahi kanunu bozan, Allah'ın yeryüzünde ki sureti, çehresi olan erkeği aldatan iğrenç bir mahluktur..."
Tertullian (ilk Hıristiyan Liderlerinden)
Güzel söz: "Çağdaş siyasi toplum, "İnsanları umutsuzluğa düşürme" makinasıdır..." Albert Camus