​ E-günlük uykusuz... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

E-günlük uykusuz...

xUykusuz ve bitkinim... Kısa süre Annemin yanında kaldım. Sonra ateşlendim ve eve döndüm. Oğlum gönüllü olarak Babaannesinin yanında refakatçi kaldı. Bu gün, diğer günlerden farksız olarak çalışacağım. Ancak ben farklıyım...

Günaydın e-günlüğüm; (anla ki sabah erken yazmaya başlamışım.) Hiç bir zaman sorunlarımı çığlıklar atarak paylaşmadım. (hele sen hiç bir şeyi paylaşmazsın) Paylaştıkça çoğalır... Mutluluğumu, sevincimi, güzel olayları hep paylaşırım, çünkü paylaştıkça çoğalır... Alışmışız bir kere yapacak bir şey yok. Çaresizliğimizi, bilgisizliğimizi, başımıza gelince anlıyor ve çığlıklar atıyoruz. Araya olur olmaz kişiler giriyor, olmadık "paniksel" fikirler (mantık dışı fikirlere verdiğim ad) çıkıyor, uygulamalar karışıyor, Her doktor başka teşhis koyuyor ve her kes ne yapacağını, neye inanacağını şaşırıyor... Amaç da bu zaten. Kafaları karıştırıp olaya el koymak. Şirketlerde ki sistem körlüğünün yaşam içinde ki versiyoruna bir isim bulmam gerek. "Panik, depresif körlük" veya "nörolojik, şizo körlüğü" Akademisyen olmadığım için doğal olarak kimse beni dinlemiyor. Oysa akademisyen olmayanlara güzelliklerini teslim ediyor, beslenme fikirleri alıyor, ilaç önerileri alıyorlar. Bana karşı duranların hemen hepsi yaşıtım ve bir çoğu da benden ufak. Aramızda bir fark var: Hepsi doktorlara güveniyor ve hepsi sağlıksız. Ben tıp bilimine güvenmiyorum ve fazlası ile sağlıklıyım. Öyle ilaç kullanmışlar ki beyin gözleri kapandığından bu farkı bile göremiyorlar....

Niye yazıyorum ki bunları nasılsa değişen bir şey olmayacak. Teslimiyetçi karakterimiz ve kaderciliğimiz, evren gibi sonsuz kalacak...

E-günlüğüm yukarıda ki satırları çok yoğun duygularla yazmıştım ama iki kez silip düzelttim. Bu editörden geçmiş hali... Sabah erken yazmaya başladım ve ara verip tekrar yazıyorum.

Bir adam sabah erken saatlerde kedisini gezdiriyordu. Köpek gibi tasma takmış ve gezdiriyor. (bazan böyle gezdirenlere tanık oluyorum) Kedi bizim buradan geçerken uzun uzun miyavladı. Duruyor, gardını alıyor ve derin bir miyavlama. (köpek uluması gibi) Her halde mahallede ki kedilerle iletişim kurmaya çalışıyordu veya onlara bir şeyler söylüyordu. Köpek olsa ne söylediğini anlardım ama, kedilerin dilini pek bilmiyorum.

Öğle yemeğimi yedim ve Linda'yı çıkardım. O ara Elmar geldi. Çevremde ki kimsenin hiç bir şeyden (annemin durumundan) haberi yok. Gelir gelmez palyaçoluklarına başladı ve bizi güldürmeye çalışıyor. Ben de onu gençliğimizin vecizelerinden örnekler vererek güldürüyorum. Böylece ödeşiyoruz.

Siparişlerimiz geldi, kamyonu boşalttık ve şimdi oturuyorum. (ayakta yazacak halim yok ya) Otururken de her zaman ki gibi çay içiyorum.

Akşam yemeğimi yedim ama Linda daha bitirmedi. Genelde hafta sonları ona kemik veriyorum ve bitirmesi zaman alıyor. Yanına da kimseyi yanaştırmıyor.

Mahallemizde öğlenden beri igdaş çalışması var ve bu gün servise gidiş gelişler işkence oldu. Sokaktan çıkışın biri öğleden beri kapalı ve bir yönden çıkıp bir yönden geliyorum. Zaten bu gün trafikte felaketti. Hafta sonu trafiği ne olacak.

Seni de göndereyim de trafiğe kalma e-günlüğüm. Pazartesi yazışmak üzere. Her şeye kafanı takma... Hoşçakal

Biliyor musun? Hiç durmadan çalışan beynimizin asıl görevi, bedenimizi ve iç organlarımızı çalıştırmaktır...

Güzel söz: "Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür." Çin'li arkadaşlarımın Atasözü

 
Toplam blog
: 512
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..