- Kategori
- Siyaset
Efendisine âşık olan köle…

Birkaç gündür gündemimiz partilerin milletvekili adayları. AKP hangi ağır topları devre dışı bırakacak? CHP eski topların ne kadarını kullanacak? MHP de neler olacak?
Bütün bunlar toplumun yaşam standartlarını yukarı çekecek icraatları oluşturacak mıdır? Sorulması gereken soru bu olmasına budur da, soruya evet cevabı vermek hayli zordur. Maalesef siyasi hayatımız toplumumuzun yaşam düzeyini yükseltecek bir manivela, bir toplumsal anlaşma, bir ileri dönük düşünce fırtınalarının estiği platform olmaktan çıkıp, tamamen bir futbol oyununa dönmüştür. Bu durumda siyasi partiler birer futbol takımı bizlerse onların taraftarlarıyız. Futbol takımlarımızın milyonlarca taraftarı vardır ama onlara hiçbir faydası yoktur. Kendi aralarındaki oyunlarını kazanmak adına çalışmalar yaparlar, oyuncular transfer ederler. Biz taraftarlarda onların bu yarışları için, onları finanse ederiz. Her türlü maddi olanağı ve övgüyü kendilerine kanalize ederler ama ellerine mikrofon geçti mi her şey taraftar için diye bağırırlar. Kendini bildi bileli Galatasaray’lı olduğunu iddia eden futbolcu Fenerbahçe’ye transfer olur, ilk demeci ise aslen Fenerbahçeli olduğudur. İşin traji komik tarafı ise birçok taraftar buna inanır.
Siyasette de durum hemen hemen aynıdır. Siyaset sahnesine CHP bayrağı altında atılmış, uzun yıllar bu partide yöneticilik yapmış biri kendine bakanlık teklif edilince derhal AKP li oluverir. Üstelik bu kişi o siyasi parti seçmeninden oy da alır. Bu üzerinde ciddi bir şekle düşünülmesi gereken bir konudur.
&&&&&&
İnsanlar, daha rahat ve daha huzurlu yaşamak adına toplumsal yaşamı seçmişlerdir. Bir
İnsanın rahat, mutlu, huzurlu ve her gün daha iyiye giden bir hayatı yaşayabilmesini sağlayan tek araç toplumsal yaşamdır. Bir gününüzü düşünün. Sabah uyandığınızdan akşam yatana kadar kullandığınız tüm aracı, gereci, yiyeceği kendiniz yapmak zorunda olduğunuzu düşünün. Bun hiçbir insanın ne gücü, ne bilgisi ne de zamanı yeter. O zaman yapılacak iş, herkesin en iyi bildiğini yapması ve üretilen mal ve hizmetleri diğerleri ile paylaşmasıdır ki, buna toplumsal yaşam diyoruz.
İşte siyaset sahnesinin asıl kuruluş amacı da insanlar arasındaki münasebetlerin geniş kitlelere yayılması, mutluluğun geniş kitlelere ulaştırılmasıdır. Mutluluk, sanal bir değerdir. Ancak büyük çoğunlukla reel değerlerin yeterli miktarda elde edilmesi ile ivme kazanır.
Bundan anlaşılacağı üzere sorunlar en alttaki insanların aralarındaki anlaşmazlıklardan başlar. Siyaset de bu anlaşmazlıkları en geniş kesimi mutlu edecek biçimde koordine etmek için vardır. Yani, asıl sorunu yaşayan alttaki halktır, onun sorunlarını çözebilecek kişiler de onlardan birileridir. Çünkü sorunları onlar birebir bilmekle kalmıyorlar, bizzat yaşıyorlardır.
Bu da gösteriyor ki siyaset kurumları en alttan başlayarak yapılanmalıdır. Sorun yaşayan halk, sorunlarını en iyi kendi içinden çıkanlarla çözebilir.
Kendileri bizzat çalışıp sorunlara çözüm üretmek yerine bu işi bir lidere havale eden toplumların problemlerin çözmeleri mümkün değildir. Yaşamakta olduğumuz seçim sürecine bir bakalım. CHP 29 ilde ön seçim yaparak çok az da olsa bir kısım milletvekili adayını halkın kendisinin belirlemesine kısmen de olsa izin verdi. Yeterlimidir? Tabii ki hayır. İki gündür parti liderleri merkezlerine kapanmış, yanlarında birkaç danışman, elde kalem kâğıt, milletvekili adayı belirliyorlar. Doğal olarak halkın sorun ve ihtiyaçlarını derinden bilip ona göre politikalar üretecek adayları bulmaları mümkün değildir. Zaten böyle bir istekleri de yoktur. Onlar sadece seçilirlerse bir dönem boyunca kendilerine kesin itaat ve hatta biat edecek adayları aramaktadırlar. Aksi olsa zaten adayları halkın kendisinin belirleyeceği sistemleri işletirlerdi. Bu konuda gazetelerin (Flaş, flaş) diye manşet atıp o, şuradan aday yapılmış, bunun üzeri çizilmiş gibi manşetleri komik ötesidir. Taraftarı gaza getirecek faydasız amigoluk gösterileridir.
Lider, hiçbir zaman toplumun yaşam standardını daha ileri götürecek birlikteliklere, anlaşmalara, beraber uzlaşı metotlarına sıcak bakmaz. Onun kafasında, genlerine işlenmiş eski bilgilerin tekrarı en kolay ve geçerli yoldur. Bunlar, dinler veya sonu izm. le biten eski ideolojiler olabilir. Bu ideolojiler bilinmektedir ve daha önce uygulanmıştır. Ufak birer rötuşla yeniden uygulamak, lider için en kolay ve geçerli yoldur. Bu nedenle de tek adam yönetimleri, olağanüstü haller dışında hiçbir fayda sağlamamıştır.
Liderlerinin atadığı adayları hiç tanımasa bile büyük bir coşku ile seçmeye koşmak anlaşılır bir şey değildir. Bu durum olsa olsa efendisine aşık olan köle durumunu yansıtır. Ne yazık ki bizim siyaset sahnemizde şu günlerde oynanan oyunun adı da budur.
Efendisine aşık olan köle…
İzmir 2011-04-11
a