​ Efsanenin Gidişi / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '07

 
Kategori
Futbol
 

Efsanenin Gidişi

Efsanenin Gidişi
 

Çocukken, daha 2. sınıf öğrencisi iken çevremde Fenerbahçe-Trabzonspor furyası vardı. Ben ise futboldan anlamayan safların içindeydim. Bunlar nelerden bahsediyor? Fenerbahçe ne? Trabzonspor ne? Diye kendi kendime sorardım. Arkadaşlarımın üzerinde sarı-lacivert ve bordo-mavi formalar vardı. Derken okul tatil oldu. Babamla pazarda gezerken formalar satan bir seyyar satıcının önünde aniden durdum, “Baba bana forma al.” dedim. Onayladı ve tezgâhın başına gittik. Çeşit çeşit forma vardı. İçlerinde en parlak renkleri olanını seçtim, “Bunu istiyorum.” dedim. Hasta Fenerbahçeli olan babam şaşırdı. Çünkü seçtiğim forma sarı-kırmızı renklerden oluşuyordu. Bir formam olmuştu ama daha takımımın adını bile bilmiyordum. Aldırdığım formanın Galatasaray forması olduğunu evde öğrendim. O yıllar için oldukça kötü bir seçim yapmışım. Galatasaray’ın 14 yıl şampiyon olmadığı bir zamanda takımı tutmaya başlamışım. Her futbol konusu açıldığında Fenerbahçeli büyükler “Sen sus, 15 senedir şampiyon olamadınız.” diyerek susturuyorlardı.

1983–1984 sezonunu tam iyi hatırlamıyorum ama 1984–1985 sezonunu çok iyi hatırlıyorum. O yıl Galatasaray’ı çağ atlattıracak bir adamın ülkemize geldiğini nerden anlayayım. Sayın Jupp Derwall beyaz saçlarıyla Galatasaray’a geldi. Sezonun ilk maçı Galatasaray: 0-Denizlispor:1 olunca büyük bir şok yaşandı. Galatasaray ilk sezon ligde iyi sonuçlar almadı ve ligi 5. bitirdi. Ama Türkiye Kupası’nı Fenerbahçe, Beşiktaş ve finalde Trabzonspor’u geçerek kazandı. Cumhurbaşkanlığı Kupası ise penaltılarda kaleci Simoviç’in penaltısını Yaşar kurtarınca kaptırıldı.

1985–1986 yılında ise Prekazi transfer edildi. Galatasaray onun yönetiminde hiç yenilmemesine rağmen averajla 2. sırada kaldı. Kocaelispor maçında son dakikalara 1–0 önde girmiştik. Kocaelisporlu bir oyuncu ceza sahasına orta yaptı. Savunma oyuncusu topun dışarı çıkması için eğildi ama top onun sırtına çarpıp kalenin içine girince ağlayıp kaldım. Sonradan nerden bileyim bu golün şampiyonluğa engel olacağını.

Galatasaray’ı iki yıl çalıştırıp şampiyon yapamamasına rağmen yönetim onun arkasında durdu. Herhalde Canaydın yönetimi olsa, hizmetleri için teşekkür eder kibarca kovardı. 1986–1987 yılına ise daha iyi hazırladı takımı. Uğur Tütüneker, İlyas Tüfekçi, Kocaçeviç ve Savaş takıma kazandırıldı. Sezonun ilk maçı yine şok bir sonuçla açıldı. Kendi sahamızda Trabzonspor’a 1–0 yenildik. Sonra ise takım toparlandı. İlk yarı lider bitirildi. İkinci yarı takım bunalıma girdi maç kazanamamaya başladı. O zamanların fırtına takımı Samsunspor’u 4–1 yenerek tekrar çıkışa geçildi. Önce Beşiktaş 2–0 yenildi yine de fark kapanmadı. Sondan 2. hafta Beşiktaş, Denizlispor ile oynuyordu. Galatasaray ligden düşmesi kesinleşen Antalyaspor ile. Galatasaray’ın maçı kolay geçti, Beşiktaş ise 1–0 öndeydi. Son dakikalara gelinmişti. Denizlisporlu Erol kaleye 35–40 m mesafeden sert bir şut attı. Kalecinin uzanamayacağı köşeye gitti. Artık 14 yıl uzak kaldığımız şampiyonluğa yakındık. Her zaman ters gelen Eskişehirspor ile son maçımıza çıktık. Prekazi ve Muhammet’in golleriyle 2–0 öne geçtikten sonra şampiyonluk geldi derken Eskişehirspor bastırmaya başladı önce bir gol attılar ve son dakikalarda direğin yanından süzülerek geçen Simoviç’in sadece baktığı bir pozisyon, kalbimiz duracak gibiydi. Uzun yıllar sonra bu maçı Zalad’ın sattığı söylendi. Ne satılmış maç ama az daha kalpten gidiyorduk. Satılan maç böyle mi olur? Hakem çaldığında büyük bir sevinç. O beyaz saçlı adam, Almanya ile Dünya ikinciliği, Avrupa şampiyonluğu tadan adam, “Yaşadığım en büyük şampiyonluktu.” demişti yıllar sonra.

Jupp Derwall, Galatasaray’a geldiğinde antrenman sahası bile çim olmayan bir kulübü, Avrupa devi haline getirecek tohumları attı. Güzel anılarla aramızdan ayrıldı. Futbola ilgi duymaya başladığımda adını öğrendiğim ilk teknik trektör oydu. Sonradan anlattığı bir anı ise Türkler ile Almanların olaya bakış açılarını gösteriyordu:

—Mustafa’ya (Denizli) bir konuda eleştiri yaptım. Mustafa buna bozuldu, soğuk davranmaya başladı. Baktım iki gün böyle devam etti, çektim onu kenara, “Mustafa biz Almanlar sorunları doğrudan söyleriz, buna alışmalısın.” diyerek konuştum. Mustafa anlayışla karşıladı.

Öyle güzel bir kulübün taraftarıyız ki gelen teknik adamların hepsi karakter olarak üstün insanlar. Eric Gerets’e şampiyon olunduğunda unutamadığı anı sordular, “Şampiyonluk gecesinde kulüp çalışanları da davet edilmişti (şoför, masör, aşçı, hizmetli) onları orada görmekten çok mutlu oldum.”

Mekânın Cennet olsun Jupp Derwall.

 
Toplam blog
: 150
: 2951
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

1975 Aydın doğumluğum, bir Ege sevdalısıyım. Dostluğa, arkadaşlığa önem veririm...