- Kategori
- Güncel
Egemenliğin iki yönü; sandık müşahidine rüşvet!

Egemenlik yönetilenle yöneten arasında, korumayla itaat arasında ve haklarla yükümlülükler arasında bir ilişkidir. Egemen iktidar, ne özerk bir maddedir ne de mutlaktır. Komuta eden kadar itaat edenler de egemenlik kavramı ve pratiğinde merkezi konumdadır. Dolayısıyla egemenlik ikili bir iktidar sistemidir.
Egemenlik yönetilenin rızasını gerektirir. Askeri zor tek başına istikrarlı bir yönetim ve idare sağlayamaz. Askeri zor kısa süreli ve tekyönlüdür ve gücün en zayıf biçimidir serttir ama çabuk kırılır.
Zor kullanımının dışında egemen, tebası üzerinde hegemonya da kurabilmelidir; esnek ve yumuşak güç kullanarak, teba da hürmet, bağlılık ve itaat yaratarak.
Egemen iktidar yönetilenle arasındaki ilişkiyi sürekli pazarlıklarla yenilemelidir. Yeni anayasalarla, yeni paylaşımlarla..
Silaha sahip olan egemen/hükümdar ölüme de egemendir. Egemenliğe meydan okuyan hayatını gönüllü feda ettiğinde hükümdarın yaşam ve ölüm üzerindeki gücü işlevsiz kalır. Egemenlik sürekli mücadele içeren ikili bir ilişkidir. Egemenle ilişkiyi kestiğinizde egemenlik biter.
Özgürlük uğruna kendini yakmak, birazcık özgürlük için yeni anayasa talebi, temel haklar talebi vb. egemenlik biçiminin sürekli yönetmesi, içermesi veya yok etmesi gereken tehditlerdir. Egemen özerk bir madde olsaydı tebanın uyup uymaması sorun olmazdı, bu bir ilişkidir; binlerce hinlikle gizlenmiş bir ilişkiler ağı.
Kriz de daha çok tüketin ve daha çok tüketime aracılık eden düzenlemeler, oyumuzun saydırılması egemenliğin kendini tedavi süreçleri. Bu ilişkiyi içleştirmenin de bir ötesi sandık müşahidine pazarlıkla rüşvet verip kendini muhtar seçtirmek, bu da en yüce en kuvvetli milletin en evlatlarına özgü..