- Kategori
- Sevgililer Günü
Eğer; aşkın bir sabun ise, "Köpürt Beni" Pakize

Aşk'ın kanunu: "Eğer, bir örs isen, sabırlı olmasını, çekiç olduğun zaman da kuvvetli vuracaksın."
''Güzelliğin on para etmez, bendeki bu aşk olmasa'' diyen Âşık Veysel' i, daha ''Âşık'' adayı iken tanıdığımda, sazı elinde, dağ taş gezerdi. Görmeyen gözleriyle köy köy dolaşırken, ''Nasıl bulursun yolunu? '' dediğimde, gülmüştü. Ve '' Dağdaki otların kokusundan, böceklerin vızıltısından, esen rüzgârlardan, çağlayan sulardan, meleyen kuzuların dilinden ve dağların 'Heyhey' lerin’den '' diye cevaplamıştı.
Sazı sırtında, kuşağı belinde, mendili boynunda, yüreği elinde değneklerle yolunu bulurdu. Mısraları, ona buna yazdırır, kalbinin sesini de tellere dolayarak seslendirirdi..
Birileri, ballı ballı konuşacak: '' 7 ayrı ilden, 7 çeşit arı getirseler, 7 çeşit arı, 7 ayrı çiçekten bal yapsa, senin kadar ''Tatlı'' olamaz. İyi ki varsın! Bu sözler yürek paralayan sözler. Hem de birinci sınıf. Öyle de, buna, birileri ‘’ Ossaat'' , üçüncü sınıflık cevap verecek tabi: ''Get lân işine Allahsız garı! Sen adam mı gandırıyon be! Dinime, imanıma, Allahıma, "arıların memleketi mi olurmuş?" Oggası gaça lân bunun? Dırnağım gadan arıya mı galdık lân
Hele tüccar kafalısı aşkı tarif etmez mi, balından yenmez: ''Aşk, haftada 5 lira ile geçinemez!'' der. KDV 'si n'olacak? Kolayı var. ''Fiş miş istemez, tenzilât yap'' mı denilecek. Ört ki, ölem!
Bir aklı evvel de, bu sevgililer gününde patlatacak lâfı: '' Eğer, aşkın bir sabun ise, köpürt beni Pakize! İmza: Sabuncu Rıza'' Aşk dedin mi, içinde ''Tutku'' olmalı Bir tutam da sadakat. Bir tutamlık sevgi otu, bir çimdik gözyaşı, bir okka özlem, bir çuval dolusu aşk olmalı içinde..
Aşk, yorucu ve yüceltici bir duygu. Durulduğunda , sevmeye yöneliyor insan. Yoğurdu kese torbasına koy, suyu süzülür gider. Geriye kalanı da tortudur. İşte öyle bir şey. Aşkın bir de ''Acı'' vereni makbuldür. Denemesi de bedavadır. Aşk acısını vaktiyle tadanlar, bu acı biberi çok iyi yiyebilirler. En iyisi mi, aşk'ın da, biberin de tadında olanını seçmek lâzımdır.
Aşk’ta nefret var. Seks var. Özlem var. İtiş kakış var. Gözyaşı, hıçkırık, kıskançlık dırdır var. Otuz iki kısım tekmili birden. Seyri bedava üstelik. Katmerlisi var. Yahnilisi var. Bol acılısı var. Az pişmişi var. Olgunu var. Mübarek aşure kazanı gibi bereketli
‘Aşk’ta ‘’Tutku’’ var derler. İnsan yemeden içmeden kesilirmiş. Aşkın hem yaşı var, hem kurusu hem de gölgede makbul olan kurutulmuşu var. TV’de de yasak olanı da var. RTÜK zılgıt çekmiş. “Ayıpsın!” demiş. Nice aylar sonra aklı başına gelmiş. Ört ki, ölem!
Şimdiki aşklar çeşit çeşit.. Bunun ‘’İlk Aşk’ı’’ var.. Yıldırım’ı var.. ELT.si var.. Kargoya verileni var. Mikro dalgalı olanı var. Çöp kontenyerinden çıkanı var.
Peri Padişahının kızı da aşkı arayanlardanmış. O devirde ‘’Sevgililer günü’’ henüz icat edilmemişmiş. Kız, kendisine talip olanları sınarmış. Haber salmış: ‘’Her kim şu gemiyle karşı sahile geçer, o yiğit, aşkıma değer!’’ Zira, adayların teknesi yarı yolda batarmış.
Bir deli-dolu: ‘’Korkmuyorum! Bu sefere hazırım! demiş. Nehrin tam orta yerinde, stop etmez mi tekne? Eyvah ki, eyvah! Bizim âşık, sarkmış küpeşte’den. Bir de ne görsün? ! Pervanesiyle oynarmış Peri kızı. Var bir hinoğlu hinliği. Dur bakalım n’olacak derken, çekmiş kılıcı delikanlı. Aşağıdan bir çığlık. ’’Yapma dur!’’ tam da kılıç inecekken tepesine. Tabi, kılıç havada kalakalmış. Sudaki yabancıyı almışlar güverteye. Peruk çıkmış kafadan. Böyle yaratmış Yaradan. Ay parçası gibi bir kızmış, pervaneyle oynayan. Gözleri, İri iri. Peri Padişahının kızı değil miymiş kendisi?
Ulaşmış gemi batmadan karşı sahile. Müjdeler olsun herkese. Cin tonikli, KDV si dahil. Kırk gün kırk gece. İrsaliyesi içinde, bitirmişler işi. İşte bu da aşk’ın başka bir türlü çeşidi. Olur a!
Aşk oku, gitti gider. Çağırmayalım geriye. Ya siz? Nerde kalmıştınız?