​ Eğer “Meramın” dilemek ise… / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '08

 
Kategori
Haber
 

Eğer “Meramın” dilemek ise…

Eğer “Meramın” dilemek ise…
 

Eğer “Meramınız” dinlemek ise, bugünün teknolojisi içinde, istediğiniz kişiyi, istediğiniz yerde koşulsuz, kuralsız dinlersiniz ve kimse de (yasalar hariç) bunu önleyemez.

Bırakın Türkiye’yi bir tarafa, dünyada en demokratik ülkelerde bile “Dinleme” olayı vardır ve önlenememekte ve hatta önlenmesi yönünde de her hangi bir çalışma söz konusu değildir.

Öncelikle “Dinleme” olmazsa olmaz bir şey mi diye baktığımızda, suçluların takibi yönünden elbette “Şart“ olduğunu söyleyebiliriz. Bu dinlemeler sırasında “Dinlemeye dâhil olmayanların” da dinlendiği elbette olmaktadır.

Zaman zaman başımıza geliyor…

Cep telefonuyla konuşurken, karşıdaki telefonu kapatmıyor, o ortamı dinleyebiliyorsunuz. Ya da, telefonunuzun tuşuna eliniz değiyor, bir telefonu çeviriyorsunuz farkında olmadan, karşınızdaki sizin ortamını kendi telefonunu kapatana kadar dinleyebiliyorsunuz.

Bunlar “Teknoloji”nin size yaptığı “Azizlik”ten öte bir şey değil. Ama bu “Azizlik” ülke yönetiminde birinin başına gelirse, işte o zaman CHP Genel Sekreterinin başına geldiği gibi, büyük işler başınıza gelmesi işten bile değil.

Dahası, iletişim araçlarından faydalanarak, yine bugünün teknolojisi içinde istediğiniz kişinin her türlü telefon konuşmasını dinleme olasılığınız var, bu bilinen bir şey.

O halde…

Elbette ki “Kritik” görevde olanlar, dinlenmesinde sakınca olanlar, dinlenmemesi gereken ortamlarda bulunanların, her hangi bir “Korku” içine girmeden gerekli önlemleri almaları ve dikkatli olmaları gerekmektedir.

Gelelim CHP Genel Sekreteri Önder SAV konusuna…

Burada diyeceğim, dinlenip dinlenmeme meselesi değil. Eğer siyaset yapacaksanız, yapıyorsanız, dikkat etmeniz gereken daha önemli bir konu var, o da “Konuşurken dikkatli olmak” konusu.

Siyasetçi, öncelikle ne dediğini, nereye dediğini, nasıl dediğini, kime dediğini, hangi ortamda dediğini bilecek. Öyle ulu orta konuşmayacak. Nerede ve ne konuşuyorsa, ortaya çıktığında da savunacağı bir konuşma olacak, konuştuğunun arkasında duracak.

Ben, bu olayla ilgili haberi veren, konuşmayı noktasına virgülüne kadar yayınlayan gazeteyi okumadım. CHP Genel Sekreteri, isterse herkesle görüşür. Bu kişi “Devlet memuru” da olur başka birisi de. Önemli olan, görüşmenin içeriğinin ortaya çıkmasından sonra yanlış bir şey var mı, oraya bakmak gerekir.

Eğer bu konuşmanın içeriğinde yanlış bir şey yoksa önünü arkasını hesaplamadan, gerekli dokümanlara bakmadan, dikkatli bir şekilde araştırmadan, muhalefet partisi refleksiyle ortaya düşersen, işte böylesine yanlışın içine girersin ve sen saldırırken, saldırdığın kişi arkayı dolanır ve seni perişan eder.

CHP’nin başına gelen budur. Muhalefet refleksi göstermek, her konu için geçerli değildir, bazen sıkıntı olur, aynen bu olaydaki gibi. Benim “Garibime giden” şey, CHP gibi bir partinin “Genel Başkanı” sıfatını taşıyan deneyimli bir kişinin, yani Deniz BAYKAL’ın da bu faka basmasıdır. Bu açından baktığımızda ise, olay kabul edilir boyutunu aşmıştır.

Dinlemeye karşı ne gibi önlemler alınabilir?...

Ben CHP’lilere önereyim. Bir kere “Dinlenme korkusunu” aşınız. Eğer sizi bir kişi dinleyecekse, bir şekilde dinleyecektir, o nedenle siz, siz olun saydamlık vazgeçmeyin.

İkincisi; kritik görevde olan kişiler cep telefonlarını kendi üzerlerinde taşımayacaklar, normal telefonun bulunduğu yerlerde ise, cep telefonlarını ya kapalı tutacaklar ya da dışarıda birine, güvendiklerine emanet edecekler. Toplumun gözetiminde olan insanların “Özel hayatları”na dikkat etmeleri gerekir. Ve bu insanlar, hiçbir zaman toplumdan kaçamazlar, her zaman göz önündedirler ve istenildiğinde, acil hallerde de nerde olduklarını bulmak o kadar kolaydır.

Özetle… Her zaman ve her yerde, her konuda daha dikkatli olacaklar. Konuşmaları, ağızlarından çıkan laflar da buna dahil.

Yoksa?...

Yoksa hiçbir konuda yakınmaya hakları yok.

Şimdi ben bu yazımla “dinlemeyi savunmuş mu” oluyorum? Hayır, asla öyle bir şey demiyorum. Yasal olmayan dinlemelerin insani olmadığını düşünüyorum. Ancak “dinleme” kapsamına girmeleri muhtemel “Devlet Adamı ve siyasilerin” de dikkatli olmalarının zorunluluğunu vurguluyor ve uluorta suçlamak yerine, belge ve kanıtlarla ortaya gelmelerinin gerektiğini vurgulamaya çalışıyorum.

Neden?...

Ortamı germemek için zorunlu olan şeyler de ondan…

<ı>01 HAZİRAN 2008

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..