- Kategori
- Dostluk
Eğer gerçek bir dosta sahipsen!

Gerçek dostu yakalamaya çalış.
Size bir arkadaşımdan bahsedeceğim.
Nerede tanıştım, nerede arkadaşlığımız ilerledi. Ailecek görüşüyor muyuz o kadar önemli değil benim için. İsmini de o kadar da önemli değil. Bunların hepsi mevcut ama esas onunla dostluğum onun benim gibi saf ve temiz kalpli olmasından kaynaklanmaktadır.
Bakın ne diyeceğim size. Hayatta değişik insanlar tanımışsızdır. İyi ya da kötü ve bazen de o arkadaşlar sayesinde hayatımız değişmektedir. Mesela ilkokula giden bir çocuğu ele alalım. İşte o çocuk o küçücük sıralarda itibaren iyi ve çalışkan arkadaşlar edinmişse kendiside çalışkan sorumluluğunu bilen bir çocuk oluverir. Ya pekiyi kötü bir arkadaşı olursa işte o zaman kafası hep şeytana çalışan ve insanları nasıl kandırabilirim diyen bir insan olur çıkar.
Demek ki arkadaş edinmek hele bir dost edinmek bile bulunduğun mevkii etkiler. Hayatım boyunca ne arkadaşlıklar tanıdım, ne dostluklar kurdum kimileri şimdi uzaklarda kimileri de hafızalardan silindi gitti. Onları görsem hatırlayamam ki. İçlerinde iyi olan da vardı kötü olanı da ve ben hep iyi olan arkadaşlar edindim. Kendime onlardan pay biçtim.
Onu tanıdığımdan beri kendimi hep ondan örnek almaya çalıştım. Tıpkı kılavuz gibi bana yön gösterdi. Mesela gözlerimle şahit oldum. Onunla aynı fabrikada çalışıyorduk. Akrabasının arabası ile bir cumartesi günü beni almaya geldi. Ben o gün bisiklete binmedim. Onunla işe gittim. Gelirken beraber döndük. Eve gidecek zannettim birden çalıştığımız şirketin biraz ilersinde bir araba tamircisinin önünde durdu. Kaportayı açtı ve tamirciye bir şeyler söyledi. Ben de neyin ne olduğunu bastan bir türlü kavrayamadım. Sonradan anladım ki arabadan bir ses geliyormuş. Gelen o acayip sesi kendisi gideremeyeceğini anladığı için emanet aldığı arabayı tamirciye yanaştırıp gelen sesi gidermek istemiş. “Kardeşim boş ver cebinden harcayacağına arabanın sahibesi yapsa ya dedim.” O ise “Olmaz dedi, belki ben arabayı aldıktan sonra bu ses gelmeye başladı. Bilemezsin ki. Sonra arkamdan derler arabayı aldı bozdu diye. Arkamdan söylenmesini istemem.”
O günden sonra bu arkadaşın peşinden gitmeye başladım. Çünkü yaptığı şey gerçekten de doğruydu. Arabamız olmadığı halde bazen de arabaya ihtiyacımız olur. Dost, akraba komşu her neyse tanıdıklarımızdan araba isteriz. İsteriz de bakalım alabilecek miyiz? Arabam olsa ben bile vermem. Ne kadar da tanısam da ben vermem. Çevre kötü. Arabanızı verirseniz bu sefer araba nasıl gelecek tereddüt içinde kalırsınız. Ben açıkçası arabam gelinceye kadar tereddüt içinde kalmayı istemem. Arabamı verebilmem için böyle bir dosta sahip olmam lazım ki vereyim.
Onu anlatırken onun bu yönünü anlatmak istedim. Bir yerde kişiliği ile çevreye güven veren bir yapıya sahip.
Aynı zaman da o yardımsever bir dost bir arkadaş canlısı. Bir telefonla yardımına koşan bir arkadaştır o. Şık ıstın mı kendisine telefon açman yeterlidir. Ondan canını al verir. Verirdi.
Verir di diyorum basından geçen tatsız bir olay onu öyle üzmüş ki kendisi ne kadar güven vermiş olsa da, o çevresine o kadar güvenemiyor artık. İnsanlara karşı kendince önlemler alıyor. O olayı duyduğumda ben de üzülmüştüm.
İnsanlar kendi menfaatleri doğrultusunca hareket etmektedirler. Cebime para girsin ve lüks hayat yaşayım der gibiler. Diyorum ya arkadaş edinmek bile bulunduğun mevkii etkiler. Ben bu arkadaşın sayesinde belki iyi yerlerde değilim. Güzel para kazanamıyorum. Bunu söyle açıklayabilirim. Yaptığım işin karşılığını alamıyorum. Yaptığım iş yakma resim yapma. Kullandığım malzeme çok, çok ucuz ve millet yaptığım işin karşılığını değil de malzemenin karşılığı olan bir fiyatla satmamı istiyorlar. Yani sanata karşı önem verilmiyor. Verilmediği gibi benim biçtiğim fiyatın çok aşağılarda fiyat biçiyorlar. Esasında ben müşterilerimden o kadar da çok fazla bir para talep etmiyorum ki. Benim biçtiğim fiyat son fiyat olmalı ve kesinlikle aşağıya çekmemem lazım. İşte burada benim söylemek istediğim ne biliyor musunuz? Ben kesinlikle milleti dolandıramıyorum. Kandıramıyorum.
Sanatta pazarlık edilmemesi gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Sanatımı satarak el emeğimle para kazanacağım ama fiyatı aşağıya çekerek para harcamaya yanaşmıyorlar kısaca o müşteriler beni dolandırmaya kandırmaya çalışıyorlar. Ve ben burada insanları anlayamıyorum da. Ne yazık ki insanlar ceplerinden para gitmesin zengin ve lüks bir hayat sürsün istiyorlar. Sanata önem vermeyip pazarlık yaparak kazanmanın yollarını arıyorlar. Mesele budur.
Tıpkı bu anlattığım arkadaşın başına geldiği o talihsiz olay gibi insanlar birbirlerinin kuyusunu kazımaktadır. Ben de bunun karşışındayım açıkçası.
Ama ne olursa olsun öbür dünya için de namuslu ve şerefli hasiyetli bir yaşam sürdürmemiz gerekir. İşte gerçek bir dost bence namusu, şerefi ve hasiyeti çevresine gösterendir.
Saygılarımla.
Ahmet Üstündağ 26 Aralık 2007