- Kategori
- Güncel
Eğitim Sen böyle gitmez, gidemez...

Eğitim Sen'in 8. Olağan genel kurulu 13/14/15 Mayıs 2011 tarihinde Ankara Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezi’nde yapıldı.
Encümen-i Muallim Cemiyeti, TÖS, TÖBDER’ den bu güne yüz yıllık mücadele geleneğinin devam ettirildiği Eğitim Sen genel kurulunun sonunda, son iki dönemde olduğu gibi sendika üyelerinin yarısının yönetimde temsil edilmemesi, yer almaması tepkilere neden oldu.
DSD ve DEMEP’in yeni yönetimin oluşması için aralarında kurdukları ittifak dayatması genel kurul sonrası oluşan yeni yönetimde demokratik bir temsiliyetin gerçekleşmesini engelledi.
Demokratik Emek Platformu(DEMEP) ve Devrimci Sendikal Dayanışma(DSD)’nın asıl bileşeni olduğu ittifak, koltuk pazarlığını 3+2+1+1 biçiminde dayattı. Emek hareketi ise bu formüle karşı sendikanın ana renklerinden biri olduklarını ileri sürerek 3+2+2+. Önerisini ileri sürdü. Önerisi kabul görmeyen Emek hareketi görüşmelerden çekildi. Daha sonra kendilerine yönetime bir kişi vererek katılmaları için yapılan teklifi kendi aralarında görüştükten sonra kabul etmediler.
Üye tabanının çoğunluğunu temsil eden fakat yeterli sayıda delegesi olmayan Sendikal Birlik Grubuna, KESK seçimlerinde yönetimde bir kişi ile temsil edilmesi teklif edildi. S.B Eğitim Sen ve KESK’te de temsil edilmeleri gerektiğini kesin olarak ifade etti ve geri adım atmadı.
Ana ittifakı oluşturan DEMEP ve DSD’nin daha önce oluşturdukları karar gereğince yanlarına birer grup alarak yönetim oluşturma kararları olduğu yaşanan gelişmeler ile ortaya çıktı.
Emek hareketi kendi listesi ile seçime katıldı..
Gerginliğin egemen olduğu kongrenin sonucunda tüzük ile ilgili değişikliklerde gerçekleştirildi.
Daha önce sendikanın kapatılması için gerekçe yapılan anadilde eğitim hakkı, yönetimlerin meclis tipinde çalışması ve grev hakkının kullanılmasına dair yönetimi kazanan ittifakın değişiklik önergeleri kabul edildi.
Yapılan oylamalara göre Mehmet Bozgeyik, Abdullah Karahan, Sakine Esen Yılmaz, Betül Korkut, Mustafa Ecevit, Tuğrul Culfa ve Ünsal Yıldız Eğitim-Sen MYK üyeliğine seçildi.
Sendikada tabanı temsil etmeyen anlayışların aksine; sınıf ve kitle sendikacılığının mücadelesini veren Sendikal Birlik, yapılan oylamaya katılmayarak yaşanan sürece tepki gösterdi.
Yaşanan süreç ile ilgili Sendikal Birlik açıklaması;“Eğitim Sen 8. Olağan Genel Kurulu'nun sonuna gelinmiştir.
Geçen dönemde yaşanan örgütün yarısının dışarıda kaldığı süreci de aratan yeni bir
şekillenmeyle karşı karşıyayız.
Görülüyor ki, yeni oluşacak yönetim kurulu örgütün ihtiyaçları ve gerçeklerinden çok uzak, grup ve kişi çıkarları ile örülmüş bulunmaktadır.
Sendikal Birlik olarak seçim sürecinde, geçen üç yıllık dönemdeki daralma ve tıkanmaların için illerimizde büyük sorumlulukla çaba koyduk.
Grubumuzla ilgili ayrılık ve farklılık söylentilerini de dağıttığımız deklarasyon ve kürsükonuşmaları ile boşa çıkardık. Birlikteliğimizi her kesime gösterdik.
Seçimin ilk gününden başlayarak bu tavrımız birileri tarafından her şeye razı olacak uyumluluk olarak değerlendirilmiş olacak ki, seçimin ikinci günü akşamında oluşturulan yeni yönetimde Sendikal Birlik Grubunun olamayacağı ifade edildi.
Bir grup dışarıda kalabilir, ancak grubun tüm açıklama ve yazılarına rağmen “Siz Sendikal Birlik değilsiniz.”, “Bizim atadığımız şu kişi Sendikal Birlik temsilcisidir.”, demek ve yönetimde yer vermek kimsenin haddine değildir.
Yıllardır grubumuzun içine oynayarak çakma sendikal birlik yaratanların ve yandaşsendikal birlikçilerin sendikamıza bir hayrı dokunmayacaktır.
Eğitim Sen'in tabanını oluşturan Sendikal Birlik Grubu fikir ayrımı gözetmeksizin her yapıyla birlik olmak anlayışıyla yönetimlerde olmayı hedeflemiştir. Ancak esas amacı sınıf ve kitle sendikacılığı olan Sendikal Birlik anlayışından korkan bazı gruplar ısrarla bizim Eğitim Sen yönetiminde bulunmamızdan rahatsızlık duymaktadırlar.
Bu tavrın örgüte vereceği zararların sorumluluğu, oluşan yeni yönetime ve yönetimde temsil edilen anlayışlara aittir.
Sendikal Birlik olarak etik olmayan bu tavrı kabullenmeyeceğiz. İşyerlerinde, ilçelerde, illerimizde tartışmaya açacağız.
Grubumuzun yönetim ve organlardaki duruşunu da tartışacağız.
Bütün bu değerlendirmeleri Sendikal Birlik Türkiye toplantısında karar aşamalarına getireceğiz. Örgütsel sorumluluğumuz gereği emek verdiğimiz, mesleki yaşamımızın büyük bir kısmını harcadığımız Eğitim Sen'de bu anlayışla bir yönetim oluşturulmasına rıza göstermeyeceğiz.
Seçimleri belirleyen grupların tavrını da ayrıca değerlendirerek 8. Olağan Genel Kurul'da oy kullanmayacağımızı kamuoyuna duyururuz. 15.05.2011
Sendikal Birlik Yürütmesi”
Genel kurula katılım düşüktü. Çoşkusuz, genel kurulda delegelerin konuşma hakkının yönetimi oluşturan ittifaklar tarafından verilen önergeler ile engellendiği, sınıf ve kitle sendikacılığının ötelendiği, emekçilerin çıkarlarının değil grupların, gruplar içerisindeki kliklerin birbirleri ile mücadeleleleri dikkat çekti.
Eğitimde yaşanan onlarca sorunun enine boyuna tartışılamadığı; Eğitim Sen’in “bilimsel, laik, demokratik anadilinde eğitim” taleplerinden, “anadilinde eğitim”in öne çıktığı genel kurul sürecini Kemal İnal BirGün’de özetliyor;
“Kurulda coşkudan çok ajitasyon vardı. Eğitim Sen, bir eğitim sendikası. Ama Genel Kurulda neredeyse değinilmeyen tek konu, eğitimdi sanki. Kurulda ne küresel kapitalizmin eğitim üzerindeki etkileri ne Bologna Süreci ne de giderek niteliksizleşen okullaşma tartışıldı. Öğretmenlerin özlük sorunlarına değinilmedi, MEB eleştirilmedi, anadilinde eğitimin imkânları üzerine konuşulmadı. Hiçbir konuşmacı konuşmasını kanıtlar, istatistikler ve veriler üzerine kurmadı..
Eğitim Sen bu şekilde gitmez, gidemez. Sendika içi gruplaşma ve düşmanlıklar, azalan üye sayıları, etkisiz eğitim politikaları, seçimlere endekslenen genel kurullar… Bunlar sendikamızın krizde olduğunun göstergeleridir. Krizi hep birlikte çözebiliriz. Seçilmeyenler, seçilmişler kadar çalıştıkları sürece krizler aşılabilir.”