- Kategori
- Eğitim
Eğitimde dönüştürücü entellektüel olarak öğretmenler.

öğrenciler
Dünüştürüce entelektüel olarak öğretmenler.
Marx derki: Filozlar dünyayı anlamaya çalışır ama asıl olan dünyayı değiştirmektir.
Bu anlamda dönüşüm, ağaçtan-toprağa, sudan- havaya, insandan -hayvana kadar bütün yaşamın temel doğası, döngüsü ve tabiri caizse dinamosudur. Bu büyük gerçeği anlayıp, idrak ettiğimiz zaman, bunu kendi yaşamımızın ve doğal olarak dokunduğumuz diğer yaşamlarında değişmez bir parçası haline getirmeye başlarız. Tıpkı gece ve gündüzün birbirini takip eden şaşamaz gerçekliği gibi bu büyük gerçek hayatımızda bir makinenin birbirine bağlı parçaları gibi otomatiksel bir devinimle işlemeye başlar. İşte makine örneğindeki gibi fiziksel olarak birinin diğerini itip harekete geçirme gücü zihnin işleyişi açısından dairesel döngü de aynı kanuna tabi olup bir nokradan diğerine doğru hareket ederken tekrar kültüründen, tekamül aşamasına doğru sıçramada bulunur. İşte bu, eğitimde dönüştürücü entelektüel olarak öğretmenin varlığı ve bu varlıktan yayılan yaratıcı yaklaşımıdır. Burada Marx’ın başta söylediğimiz sözüne atıfla: bu yaklaşım, eğitimle yaratılmak istenen dünyayı yeniden idealize ve revize etme katalizörüdür. Böyle bir öğretmen, olanı (statüko, doğma, tabu, ezbercilik) olduğu gibi onaylayıp olur diyen pasif bir seçici yada uygulayıcı değildir, aksine O, olması gerekeni oldurmaya odaklanan aktif bir seçici ve güçlü bir iradedir. Çünkü olanı peşinen kabul edip pes etmez, o olması gerekeni hayal edip perspektif geliştirir. Bu, eğitimde öğretilmiş çaresizliğe karşı, dönüştürücü entelektüel öğretmenin yükselttiği özgürlük bayrağıdır. İşte! Onun eğitimde pasiften aktive geçiş yapmasını sağlayan bu pozitif yaklaşımıdır ki, bu onun dönüştürücü entelektüel öğretmen pozisyonunun perspektifidir. Bernard Sow ‘ Bazıları olana bakıp neden böyle derler, ben ise olması gerekeni hayal edip, neden olmasın derim’ Der. Onun bu anlayışı değiştirici ve geliştirici öğretmen tutumunu çok iyi tanımlamaktadır.
Böyle bir öğretmen, kendini eğitim sürecinin süreğen bir sonucu olarak değil bizzat sürecin nedeni ve yarattığı sonucunda sorumlusu olarak algılar. Davranışları ve sözleri ile sebebiyet verdiği durumu hem gözler, hem de gözleyeni (kendisini) gözler şekilde bir içgörüye sahip olur ki, bu görüş açısından öğrenci her yönüyle öğretmenin gözlerinin önüne serilmiş olup tıpkı mikroskop altında kan hücrelerini inceleyen bilim adamı gibi tamamen yargısız bir şekilde egosal güdü ve dürtülerin üstünde bir bakış açısıyla öğrencisini görme, keşfetme,ayrıt etme, ve anlamlandırma ve yönlendirme değerine ulaşır. Dönüştürücü entelektüel olarak öğretmen, kendini eğitimin amacı (vazgeçilmezi) olarak ortaya koymaz. O bizzat bütün maddi ve diğer egosal beklentilerinden bağımsız olarak amaca giden yolda varlığını bir araç olarak bu büyük ve ulvi hizmete sunar. Bu Onun zihinsel ve ruhsal ve bedensel olarak bütün varlığı ile kendini işine vakfetmesi, odaklanması, gerektiğinde feragatte bulunması, eziyet ve çileye katlanması zorluklara karşı sabır taşları ile duvar örmesi ve böylece kendi üstündeki daha yüce bir amaca hizmet etme yolunda muhteşem bir araca dönüşmüş olmasıdır. İşte bu öğretmenliğin günde ,haftada yada ayda yapılan birkaç saatlik bir iş değil bizzat bütün zamanı ve mekanı kapsayan, bir ömrün vakfedildiği ve onunla birlikte diğer ömürlerin de nakış- nakış örüldüğü, ilmek ilmek dokunduğu eğitimde dönüştürücü entelektüel öğretmen yaklaşımıdır. Bu şekilde dönüştürücü entelektüel öğretmen, öncelikle öğrencisine insani ve vicdani yönden içten ve samimi bir tutumla yaklaşarak yakınlık kurar, hem de haysiyet ve şerefinin korunması ve kişiliğinin ince sınarlara dayanan bir saygınlık düsturu içinde gerçek bir özgüven ve özdeğe dayanan iletişim kurar. Böyle açık bir iletişimden tıpkı kapalı bir elektrik devresi gibi sürekli ışık ve enerji yayılır . Ortamda haz, neşe ve sevinç duyguları yükselir. Coşku ve heyecan eğitim sürecinin ayrılmaz bir parçası olur. Böyle bir enerji dinamiği içinde bütün taraflar yapılan işe doğru bir çekim hissederler. O aura içinde herkes kendini faydalı ve değerli bulur çünkü böyle bir ortamda iş yaratma ve işe yarama bilinci mevcuttur. Taraflar deneyimlerinin ve sonuçlarının bilincindedirler. birlikte yaratma ruhu hareket geçmiştir .Zihinsel kodlamaların ötesinde düşünsel ve duygusal güçler devreye girerek dümeni devir almıştır. Ezbercilik elimine edilmiş, evrensel eğitim değerlerinin kapısı açılmıştır. Eğitimde Kalbi duygulardan yoksun, Kafanın içine kodlanmış olan, kullanılamaz kuru bilgi deposu temizlenmiş olup tam anlamıyla yürek ve tekniğin (beynin) birleştiği çağın gerek ve gerçeklerine uygun, zamanın ruhuna denk bir anlayıştan oluşan bol oksijenli temiz bir atmosfer hücrelerine kadar her bireyin yaşamına yayılmış olur. Bu anlamda dönüştürücü entelektüel öğretmen tepeden aşağıya bilgiyi dökmeden (!) önce terapiye büyük önem verir.Çünkü şartlanmışlıklar, alışkanlıklar, ön yargılar, korkularla annenin, babanın, çevrenin ve maalesef bir çok öğretmeninde tepeleme dolduğu bir kafayı boşalmadan oraya yeni bir şey koymak çok zordur ve biraz zorlarsanız hemen taşmaya başlar. O yüzden bizim eğitim sistemimizde terapi hem bireysel düzeyde hem de ulusal düzeyde acil ve önemlidir. Bu yüzden eğitimde dönüştürücü entelektüel öğretmen, öncelikle öğrenciyi öğretilmiş çaresizlikten özgürleştirmek gibi büyük ve ulvi bir misyonu yüklenir. Çünkü o şunun bilincindedir ki, gerçek bilgi kişinin kafasına kodlanan değil, içinde çekilip çıkarılandır. Ve böyle bir bilgi bireyin zaten sahip olduğu bilgidir tek yapılması gereken onu çekip çıkarmaktır. Tıpkı, hastalığa karşı gerçek sağlığın kaynağının yine insanın içinde olması gibi gerçek sağlığın insanın içinden gelen bir moral güç olduğu gerçeği gibi. Dönüştürücü entelektüel öğretmen eğitim sürecinde bireyin içindeki gücü esas alır. Bireyin içinde mevcut olan kuvvet ve kudretti kullanarak ona ulaşmak onu dönüştürmek, eğitimde derinliğin esası ve entelektüel dönüştürücü öğretmenin temel düsturlarından biridir.
Örneğin: Dönüştürücü entelektüel öğretmen modelinde, bir tarih öğretmeni öğrencilerinin karşısında bir ucu geçmişte, diğer ucu geleceği işaret eden ve ikisi arasında gözleri ve sözleri ile şimdiye odaklanmış bir ruh haliyle mevcudiyette tek vücut halindedir. Çünkü O ister geçmişten ister gelecekten söz etsin işini tam şu anda, şimdide yapmaktadır O şimdinin bilinciyle dikkatleri kendinde toplama titreşimine sahiptir. O nihayetinde şimdiden başka zamanın olmadığını ve Eckhart Tolle’nin dediği gibi: Geçmiş ve geleceğin şimdiden ödünç alınmış olduğunu bilir . Bu anlamda O, ne dediğinİ bilir ve bu Onun kendini dinletme gücüdür. Bu şimdinin bilinciyle ortamda yaratılan sinerjidir. Böyle bir ortamda ilgi, heyecan ve dikkat doruk noktasındadır çünkü bütün taraflar ortamda bulunmaktaki faydalarının bilincindedirler. Ortamda herkesin yararına söz konusu olan bir yaratım mevcuttur. İşte bu, dönüştürücü entelektüel öğretmen modelinin yaratıcı eğitim eğilimidir. Ortamda herkes düşünce ve duygularını açığa çıkarma ve yayma isteği duymaktadır. Bu Şekilde kendini ifade etmek, var etmek,tanıtmak ve tanımlamak arzusu eğitim sisteminin doğal bir dışa vurumu haline gelir. Böylece fertlerde kendisinden başlayarak , diğer insanlara, çevresine ,doğaya, bütün yaşama karşı harika bir fayda duygusu uyandırılmıştır. Bütün tarafların iyiliğine olan böyle bir fayda duygusu fertler üzerinde mıknatıs etkisine sahiptir, dokunduğu her şeyi kendine çeker ve her şey kendiliğinden ona doğru çekilir. Zorunluluk kavramı bu eğitim modelinin zihninde asla kendine yer bulamaz. Bilgilenme edinme süreci nefes alıp vermek gibi doğal ve bir o kadar da kaçınılmaz olur. Çünkü bir anlamada herkes her şeyi sadece kendisi için kendi iradesiyle yapmaktadır. Bu bireysel irade o kadar doğaldır ki, sonuç olarak evrensel realiteye kaçınılmaz olarak kendini katılmış bulur. Şöyle ki, bir tarih öğretmeni geçmişten söz etmenin, onu anlamanın temel amacının geleceğe hizmet etmek olduğu anlayışını derinden idrak ederse; o geçmişteki hangi konuyu seçerse seçsin nihayetinde kendini geleceğin aydınlatmasına adamış olur . Çünkü onun tarihe bakışı düz,sığ, tekerrürden ibaret bir anlayıştan arınmış ve mutlak bir arzuyla tekamüle adanmıştır. Aslında tarihi bilim olarak var eden ve ona değer kazandıran anlayışta budur çünkü geleceğe hizmet etmeyen hiçbir geçmişin geleceği de yoktur.(m.ali şirin) İşte! tarihi bilim yapan, onu insanlığın geleceğine yön verme deneyiminde acil ve kaçınılmaz bir araç kılan bu büyük gerçektir. Ve yine Marx derki: Tarihte her ne olmuşsa, başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur. Dönüştürücü entelektüel öğretmen ancak değiştirilemeyecek bu büyük gerçeğin eşiğinde sadakatle durarak büyük ufukların kapıları aralayabilir. Bu şekliyle tarih gençlerin büyük ilgisine mazhar olur çünkü genç kuşaklar geleceğe karşı o kadar duyarlıdırlar ki, geleceğin altın tozu ile yoğrulmuş bir geçmişi anlama arzusundan kendilerini asla alamazlar. İşte! dönüştürücü entelektüel öğretmenin karşılıklı sinerji ile yarattığı enerji budur. Böyle bir modelde öğrenci işçi arlar gibi hem istediği yere uçmakta, istediği çiçeği seçmekte özgürdür hem de bilgiyi (balı) işleme esnasında kraliçe arının etrafında bütün koloninin gerçeğine şaşamaz bir şekilde uyar. İşte! Dönüştürücü entelektüel öğretmen de öğrencisinin düşünce ve duygu dünyasını bir anlamda olabildiğince serbest bırakır hayalleri yönünde uçmasına izin verir ama nihayetinde topladıklarını bilimin ve aklın şaşmaz gerçekleri içinde süzmesine ve orada işlenmesi konusunda da şaşmaz bir disipline sahiptir. Dönüştürücü entelektüel öğretmen kendisi dışında kendisinin fikren ve yürekten katılmadığı bir şeyi öğrenciye aşılamaya asla çalışmaz. O ideolojik ve teolojik tabulardan tamamen uzak sadece nörolojik evrimin evrensel döngüsünde ilerler. O tam anlamıyla ezbercilikten ve ezik bilgi şartlanmışlığından uzak evrensel bir enerji dinamiğinin emrindedir. Bu anlamda onun yüreği evrene enerji pompalayan bir enerji dinamosu gibidir. Onun beyni alıcılarını en geniş açı ile uzaya yöneltmiş bir çanak anten gibidir .Sürekli bir frekanstan diğerine doğru hareket edip mükemmel görüntüler elde etmenin peşimdedir. O tarayıcı si ile sürekli evrenden en yüksek düşünceleri süzmenin ve bunu öğrencinin özüne aktarmanın peşindedir. Tekrar tekrar dener ve asla vaz geçmez. O, hayattın yenilgi yada kazanımlar değil deneyimler dizi olduğunu bilir. Bu anlamda onun hayatında başarısızlık yoktur sadece deneyimler vardır. O sürekli içinden yükselen enerji ile dışındaki her şeye dokunmaya çalışır çükü o içsel olanın herkesin içindeki birlik noktası olduğunu ve birlikte hareket ettiğini bilir. İşte! Onun içsel enerjisinin dokunduğu her şeyi değiştirme ve entelektüel olarak dönüştürme gücü buradan gelmektedir. Bu anlamda o kelimelerin gücünün bilincindedir çünkü kelimeler bu enerjinin taşıyıcı kablolarıdır. Einstein’ın dediği gibi ‘kelimelerin gücünü anlayamadan insanların gücünü anlayamazsınız ‘ Bundan dolayı o kelimelerin bilgece ve etkin kullanılması halinde kemikleşmiş bir düşünce kalıbını dahi dağıtabileceğinin bilincindedir. Kelimeler onun askerleridir. Onlardan dünyanın en muazzam ordusunu vücuda getirip; yaratıcılık, güven, güç, enerji,dostluk, zenginlik, sağlık,barış, neşe ve sevinç için seferber edebilir. O, kendi dünyasında yer almayan bir şeyi asla başkasına dayatmaya kalkmaz. Örneğin o sigara içip, sigaranın zararlarını anlatmak gibi öğrencinin karşısında asla bir ikircikliğe düşmez. O, eğer böyle bir mesaj vermek istiyorsa öncelikle yapacağı tek şey sigara içmeyi seçmemektir çünkü egosundan feragat etmek, bir bağımlılığa kesin bir dille hayır demek onun et etkili ve tutkulu anlatım yöntemidir. Diğer bir şekilde O, kitap okumanın faydalı üzerine vecizeler dizmez. O bu faydayı anlatmak istiyorsa kelimenin tek anlamıyla o yürüyen bir kütüphane olur. Onun bilme ve bildirme arzusu o kadar güçlüdür ki, okumanın oku hedefe vurmak olduğunu bilmenin anlayışı içinde okumaya odaklanır ve onun bu aura alanından çevresindeki herkes etkilenir. Bundan dolayı dönüştürücü entelektüel öğretmen, öğrencide ve çevresinde okuma hevesi yaratmak hususunda doğal bir okul gibidir. Çünkü okumanın gücünü, okun hedefini 12 den vurma etkisi gibi kendi yaşamında yaratmış ve karşısındakilere hissettirmiştir.
Diğer bir yönüyle dönüştürücü entelektüel öğretmen, doğal bir motivasyoncudur. O çevresiyle canlı ve cansız her şeyle ilgilidir. Domino taşı etkisiyle dokunduğu her şeyi harekete geçirir. O doğrudan duygulara hitap etme konusunda yetkin ve etkindir. Bu anlamda o bir tarih öğretmeniyse tarih anlatmaktan ziyade o şimdide yaratan, yaşayan ve yaşatan bir tarihtir. O duygularının ve başkalarının duygularına dokunmanın nasıl dalgalandırıcı bir etkisi olduğunu bilir. Bu anlamda o bir düşüncenin fırtınalı denizlerinden ,karanlığın dehlizlerinden, iğnenin deliğinden geçmiş bir duygu insanıdır. O duygusal coşku aktarma ve uyandırma konusunda bir aşı etkisine sahiptir. Sevgi, sevinç, coşku, tebessüm onun işinin iksiridir çünkü o Montaigne’nin ’insan sevmediği şeyi anlayamaz’ sözünü idrak etmiştir’ O kendini ifade etmede, beden dilini doğal ve bir o kadar da etkili kullanır çünkü o insana ulaşmada bedenin en doğrudan vasıta olduğunu bilir . Buna bedenin evrensel olduğu gerçeği de eklendiğinde beden dilinin iletişimdeki gücü tartışmasız bir gerçek olarak ortaya çıkar. Dönüştürücü entelektüel olarak öğretmen bilgi aktarımında göz temasına büyük önem atfeder yine bir düşünürün dediği gibi ‘Gözlerinin içine bakmadıklarınıza kendi sözünüzü anlatamazsınız’ Gerçeğinden hareketle göz temasında sözlerin yerinin bulmasında ne kadar etkili olduğunu bilir ve sözlerden şüpheye düşülen yerde gözler şaşamaz bir terazi gibidir. Bu yüzden göz iletişimi dönüştürücü entelektüel öğretmenin, gönül gücünü harekete geçirmede en etkili yöntemlerinden biridir.Dönüştürücü entelektüel öğretmen her zaman en iyiye odaklanmıştır onun niyeti bu yönde yayılmaktadır. O yüzden o her zaman en iyisi bulma, onu keşfetme ve açığa çıkarma niyetinin taşıyıcısıdır. O cesaret verme ,yönlendirme, uyandırma hususunda doğal bir yaşam gönüllüsü olarak çalışır. O hayır cevabını asla kabul etmez tıpkı Edison’un başarısız binlerce deyim girişiminin ışığı bulma yolundaki hataları elimine etmekten başka bir şey olmadığını bilir. Bu anlamda dönüştürücü entelektüel öğretmen için ‘hayırlar’ sadece olur demenin bir diğer deyişidir. Dönüştürücü entelektüel öğretmen yaşama karşı mutlak bir saygı ve naziklik duygusu içindedir bir bütün olarak yaradılışın her veçhesi ile ilgilidir. Bu anlamda karıncanın ayağından, kuşun kanadından, ağacın yaprağına kadar yaradılışın her veçhesine karşı kendini sorumlu ve ilgili hisseder. Bundan dolayı onu çoğu zaman ıssız bir yerde, çocuk sevinci içinde karınca katarını büyük bir hayranlıkla izlerken, yada bir ağacın yaprağını bir filozof edasıyla incelerken bulabilirsiniz.
Dönüştürücü entelektüel öğretmen giyim- kuşam, temizlik ve beslenmesinde şık, hijyen ve dengelidir. Çünkü o yaşamın bir bütün olduğunu bu anlamda insan olarak bütün yönlerini ve ihtiyaçlarını önemsemesini gerektiğini, hayatın temel yasasının bir ayna misali yansıma yasası olduğunu bu anlamda kendisinden yayılan her şeyin yasa gereği kendisine döndüğünü ve şık ve ince görünmesin realitesi üzerindeki etkisini deneyimlerinden bilir.
Dönüştürücü entelektüel öğretmen çocuklara ve gençlere karşı mutlak bir sevgi ve ilgi besler çünkü o çocukların hayatın doğallığını gerçeklerini dışa vurma konusunda tabiri caizse meleklerin dilini kullandıklarını bilir. Çocuklar yetişkinlerin gerçeği gizleme, çarpıtma mantığa vurma yada öyle değilmiş gibi gösterme çabaları karşısında ‘’ama neden’’ gibi tekrar tekrar ta derinden sordukları soruları ile yetişkinleri dürüst olmaya davet eden harika öğretmenlerdir onun için. Diğer taraftan dönüştürücü entelektüel öğretmen gençlerin toplum içinde en sağlam, en menfaatsiz, kesim olduklarını ve hayatlarının incinmeye, kırılmaya ve dönüşmeye müsait en nazik dönemlerinde bulunduklarını bundan dolayı mutlak bir şekilde dürüst, sağlam ve cesur bir ilgiyle karşılanmaları gerektiğin bilir ve yaklaşımlarında bu acili yeti esas alır. Atatürk’ün ‘öğretmenler yükselen yeni nesil sizin eseriniz olacaktır’ Sözü bu acili yetin can damarına şırıngalanmış olan serumudur. Ve yine Atatürk’ün ‘Gençler! Cumhuriyeti biz kurduk onu yaşatacak ve yüceltecek olanlar sizlersiniz’ sözünün altındaki büyük gerçek onun mutlak bir şekilde gelecekle ilgili olmasıdır. Çünkü gençlik, bu günden şekillenen bir gelecekten başka bir şey değildir ve gençliğe dayanmayan, onu esas almayan hiçbir sitemin geleceği yoktur. Bu anlamda bir ülkenin gençliği neyse geleceği de o dur ve bir ülkenin kendi geleceğini görmek için bakması gereken tek yer, kendi gençliğidir (m.ali şirin Cumhuriyet Bayramı kutlama konuşmasından bir bölüm) sözlerin de ifade edildiği gibi bu büyük toplumsal ve sosyal gerçeklik hepimizi okulda, ailede, çevrede ve yaşamın her alanında gençlere yaklaşımımız onlara karşı niyet ve tutumumuz konusunda bizi büyük bir sorumluluğa davet etmektedir. Bu yaklaşım ayını zamanda dönüştürücü entelektüel öğretmenin motor gücüdür çünkü değişimin gençlikle başlayıp gençlikle birlikte devam edecek olan sonsuz bir gerçektir ve gerçek asla değişmez çünkü gerçek sonsuza kadar gerçek olarak değişir…ve bu gerçek dönüştürücü entelektüel öğretmenin yazının girişinde Marx’ın işaret ettiği dünyayı değiştirme gücüdür …… (Mehmet Ali şirin Erzincan Kazım Karabekir Lisei tarih öğrt)
Not: Bu çalışmam Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nün eğitimde kamusal dönüşüm sempuzyumuna bildiri olarak sunulmuş lakin güdük bir algı va anlayışa dayayanan vasat bir düşünce düzeyi sonucu kabul edilmemiştir..