​ Eğitimde ziller çalarken... / Blog yazarları tartışıyor! / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '12

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
 

Eğitimde ziller çalarken...

Eğitimde ziller çalarken...
 

“Eğitimdir ki, bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır veya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terk eder.” Atatürk

                                                  ***

Eğitimin içinden gelen emekli bir eğitim emekçisiyim…

Emekli olmakla eğitimin sorunlarından uzaklaşmadım, aksine eğitimin sorunlarını daha özgürce değerlendirme fırsatını yakaladım…

Ülkemin üç ilinde ve yurt dışında öğretmen olarak çalıştım…

Şöyle bir hesap ettim, tam sekiz kez birinci sınıf okutmuşum…

Birinci sınıf diyorum, en zor sınıflardan biri… Sabır, dayanma gücü, daha fazla çalışma ve pedagojik bilgi isteyen çok önemli bir sınıf…

Öğretmenler genellikle bu sınıfı almaktan kaçınırlar, ara sınıflardan birini kapmaya çalışırlar… Hiç birinci sınıf okutmadan emekli olan öğretmenleri tanıyorum…

Öyle kolay değil, çocuklar ana kucağından aile çevresinden yeni bir çevreye geliyor… Şaşkın tedirgin ve korku içindedirler… Evde alıştığı bir düzenden yeni bir düzene geçmişlerdir…

Okulun fiziki şartları, evlerine benzememektedir…

Okullarımızın fiziki şartları, hijyenik şartları, tuvaletler, merdivenler, okul sıraları dahil daha birçok fiziki durum çocuklarımızın yaşına uygun değildir…

Toplumda, kamuoyunda, bilim çevrelerinde tartışılmadan bir oldubitti ile yasalaştırılan 4+4+4 yasasının gerçek amacının AKP’li bir milletvekilinin de dile getirdiği gibi tüm okulları zaman içinde İmam-Hatiplere dönüştürmektir… Şimdi bunları bir tarafa bırakarak, uygulanmak istenen müfredata şöyle bir göz gezdirelim ve bu müfredatın beş buçuk yaşındaki çocuğa uygunluğunu tartışalım…

1. 2. 3. 4. sınıflar ilkokul, 5. 6. 7. 8. sınıflar ortaokul, 9. 10. 11. 12. sınıfların lise olarak adlandırılan bu sistemde; ilkokul birinci sınıflara haftada 26 +4 = 30 ders saati öngörülüyor… Günlük 6 ders saatine, çocuğun okul hazırlığını, okula geliş, gidiş süresini de eklersek çocukların bu küçük yaşta ne kadar zorlanacağı ve süreç içinde de bir bıkkınlık yaşayacakları aşikârdır… Uzun yıllar birinci sınıf okuttuğum için biliyorum. Öğrenciler 5 ve 6. derslerde sık sık yalvaran bir sesle “öğretmenim ne zaman eve gideceğiz” diye sorarlar… Bu yaş grubunun, fiziksel ve ruhsal olarak kaldırabileceği ders saati en fazla dört ders saatidir… Eğer gittikleri okullarda ikili eğitim yapılıyorsa, teneffüsler zaman darlığı yüzünden çok kısa tutuluyor demektir, bu da bu çocukları her yönüyle olumsuz etkiliyor ve mutsuz ediyor…Okullar, sınıflar bu yaş grubuna göre düzenlenmemiştir…Bu sınıflarda ikili öğretimin gereği aynı sıralarda  sekizinci sınıflarda ders yapmaktadır, beş buçuk yaşındaki çocuklarda ders yapmaktadır… Hele hele bu yaş grubu öğrenciler bir de taşımalı eğitime tabiyseler vay çocuklarımızın haline…  Taşımalı eğitim bahanesiyle kapatılan köy ilkokulları hiç değilse bir ve ikinci sınıf öğrencileri için tekrar açılmalıdır… Bu sayede köylerimiz tekrar okullarına kavuşur, çok sayıda görev bekleyen sınıf öğretmenleri de istihdam edilmiş olur…

Birinci sınıf okuma- yazmanın ve temel becerilerin öğretildiği, yaşama yönelik olumlu davranışların yaşama geçirilmeye çalışıldığı yıldır… Bir binanın temeli gibidir…

Her ne kadar Bakan ve yetkililer açıkladılarsa da; okuma yazma- öğretimindeki adı konulmamış en kısa zamanda okumayı yazmayı öğretme yarışı önlenemeyecektir… Bu yüzden çocuklara daha fazla yük binecek, bu yaştaki çocuklar evlerinde de çalışacaklar, ödev yapacaklar, anneler, babalar da tedirgin olacaklar, çok fazla kaygılı ve mutsuz olacaklardır…

Okul öncesi eğitimden gelen çocuklarımız hazırlık ve uyum yönünden daha şanslı olacaklardır… Ne yazık ki okul öncesi eğitimde de yeteri kadar okullaşmayı sağlayamadık… Asıl ağırlık vermemiz gereken bu bölümdü…

Bu sene birinci sınıfa başlayan öğrenciler arasında da yaş ve okul öncesi eğitimden gelenler, gelmeyenler ayrımıyla başlayacak…

Milli Eğitim Bakanlığı da bir ölçüde beş buçuk yaş grubunun sıkıntılarını anlamış gibi, zorluğunun farkında gibidir… Zorlama ile birinci sınıf müfredatına okul öncesi eğitimin konuları serpiştirilmiş gibidir… Okuma- yazmanın öğretimi nisan ayı gibi düşünülüyor ama bunun böyle olmayacağını, çocukların adı konulmamış bir yarışın ve zorlamanın kurbanı olacaklarını düşünüyorum…

Kısacası eğitimde okul zillerinin değil alarm zillerinin çalındığı bir döneme giriyoruz. Her şeyin karman çorman hale getirildiği bu durumda beş buçuk yaşındaki çocukların durumunu gözden geçirmeye çalıştım… Bu konudaki yazılarım devam edecektir…

 

     

 

 
Toplam blog
: 1410
: 1053
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..