​ Ehliyet sınavının dünü bugünü / Sınavlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '09

 
Kategori
Sınavlar
 

Ehliyet sınavının dünü bugünü

Ehliyet sınavının dünü bugünü
 

Çınarcık


Bisiklete binmeyi sever misiniz? Ya da gençken biner miydiniz?

Çınarcıkta bir yazlığımız vardı ve okullar kapandığında her yaz aynı arkadaşlarla bir araya gelirdik orada. Hiç birimizin bisikleti yoktu. Lunaparktan kiralardık. Çınarcık sahilindeki caddede bir aşağı bir yukarı gezer dururduk. Neyse ki cadde uzundu. İskeleden başlar körfezin bitimindeki Üç Reislere kadar giderdik. Gidilen mesafenin uzun olması benim işime yarardı çünkü ben bisikletle sadece dümdüz gitmeyi bilirdim. Dönmek gerektiğinde üzerinden iner, bisikleti aksi istikamete çevirir tekrar binerdim. Bu da bana zaman kaybettirirdi. Bisikletten inmeden dönüp gidebilen arkadaşlarıma yetişebilmek için çabalar dururdum. Bisikletle dönmeye çalışırken caddeye yapışmaktan bıktığım bir gün radikal bir kararla bisikletten arabaya terfi ettim.

Babamın Murat 124’ünün direksiyonuna oturduğumda yaşım ondörttü. Ve o gün, araba kullanmanın bisiklet kullanmaktan çok daha kolay olduğuna karar verdim.

Çınarcıkta o tarihlerde trafik yok denecek kadar azdı. Arabayla iskelenin ilerisindeki futbol sahasına gider, ağı olmayan kale direklerinin arasında geri manevra çalışırdım.

Yaşım 18 olduğunda ilk işim ehliyet almak ve İstanbul trafiğine çıkmak olmuştu.

Ehliyet sınavı Beşiktaş Yıldız yokuşunda yapılırdı. Arabayı yokuşta geri kaydırmadan kalkacak, hızlandıkça vitesleri artıracak, yokuşun tam 180 derecelik virajının ortasında durup yeniden kalkacak, daracık bir yerde dönüş yapıp geri aşağı inecek ve sınavı bitireceksin. Bu kadar zorluydu işte o zamanlar ehliyet sınavı.

Gelelim bugüne!

Sınav öncesi sağlık (!) kontrolü yapılıyor…

Göz doktoru, sürücü adayını sandalyeye oturtuyor ve bir eliyle sağ gözünü kapatmasını isteyerek 4 metre ötedeki tabloyu okumasını istiyor.

Aday okumaya başlıyor:

- E M W ???

- Diğerini göremiyor musun?

- Görüyorum da öyle bir harf yok, tarif mi edeyim?

- Et

- Ters dönmüş E

- Şimdi diğer gözünü kapat

- İyi de harfler aynı, iki gözümü de kapatsam söyleyebilirim.

- Olsun, sen söyle

- E M W Ters E

- Tamam

Göz muayenesinden başarıyla geçen aday bu kez de kulak muayenesine alınıyor. Yine bir sandalyeye oturtulan sürücü adayının yanına yaklaşan doktor, eğilip adayın kulağına fısıltıyla “Beni duyuyor musun?” diye soruyor. “Evet” cevabını aldıktan sonra diğer kulağa da fısıldayarak sonuçtan emin bir şekilde sağlam raporunu veriyor.

Titizlikle (!) yapılan bu sağlık kontrolünden sonra sürücü adayı, bir okulun bahçesinde toplanan diğer adaylarla birlikte ehliyet sınavına giriyor. Direksiyonuna oturduğu arabayı hareket ettirip üç beş metre gitmeyi başaran aday ehliyetini alıyor. Yani aynı gün içinde yüzlerce sürücü adayı kendilerine ayrılan üçer dakikalık sürede ehliyeti hak edecek kadar iyi araba kullandığını gösterebiliyor.


Benim şansım araba kullanmanın bütün inceliklerini trafiğin olmadığı bir yazlık beldede yavaş yavaş öğrenmiş olmaktı. Şimdikiler de yavaş yavaş öğreniyorlar ancak İstanbul’un keşmekeş trafiğinde ve ehliyeti aldıktan sonra.


Canımın içine özel not: Ehliyetini sağlıklı günlerde kazasız belasız ve keyifle kullanmanı diliyorum.

 
Toplam blog
: 61
: 2350
Kayıt tarihi
: 24.01.08
 
 

17 yaşımdaydım yazmaya ilk başladığımda. Dünyayı tanımaya çalışırken kendimi de tanıdım zaman içinde..