​ Eksik bir şey mi var? / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '06

 
Kategori
Felsefe
 

Eksik bir şey mi var?

Eksik bir şey mi var?
 

Bir zaman gelir içi tam dolmamış bir kap gibi hissetmeye başlarsın kendini. Ne olduğunu bilmediğin eksik bir şeyler vardır hayatında. Onun içindir ki hayatının kalanı hep aramakla geçer. Aşk mı, kendini gerçekleştirmek mi, inançla dolu olmak mı, huzur mu, derinlik mi, coşku mu bilmezsin ne olduğunu aradığının bazen. Ne olduğunu bilmezsen, nerden bileceksindir ki onu bulduğunda? Ya sen ararken zaten bulmuşsan onu ve farketmemişsen? Ya da öyle dalmışsan ki aramaya, aramak olmuşsa tek gayen? Bu herşeyi altına çevirmeye yarayan taşı arayan adamın hikayesine benzemez mi o zaman?

Adam bulduğu her taşı elindeki zincire sürmekte ve altın olup olmayacağına bakmaktadır. İşe yaramadığını görünce taşı fırlatıp atmaktadır. Bir gün yanından geçen biri "Hey! O güzel altın zinciri nereden buldun öyle?" der. Adam farkeder ki zincir altına dönüşmüştür ama o aramakla öyle meşguldür ki hangi taşın zinciri altına çevirdiğini bilmeden taşı fırlatıp atmıştır bile. Bazen durup bakmak gerekmiyor mu o halde? Aradığının ne olduğu ve şimdiye kadar elde ettiğinin ne olduğuna bakmak için. Hangi taşın içindeki boşluğu doldurduğuna bakmak gerekmez mi onu fırlatıp atmadan önce?

Eksiklik insanın içinde bir kuyu açar. Öyle yaşayıp giderken, ya da sen öylesine yaşayıp gittiğini sanırken, o kuyu minik bir deliktir daha. Önceleri farketmezsin. Daha büyüyüp kocaman bir adam ya da kadın olmamışsındır. Sanırsın ki hayat hep böyle. Sanırsın ki sen hep neşe içinde hayatı bir oyun gibi yaşayacaksın. Sanırsın ki sonun yok, hep hayatta kalacaksın. Sonra açılan o minik delik büyür büyür ve içine bir bakarsın kocaman bir boşluk. O boşluktan düşmekten korkarsın. Hatta o boşluğa bakmaktan bile korkarsın belki. Önemsemeden yaşamak artık imkansız olmuştur o boşluğu. Onu kapatacak, içini dolduracak bir şey bulmak zorundasındır. Bunu kendin için yapmak zorundasındır. Arayışın başlamıştır ve sana sonsuz gibi görünen bir çölün başında durmaktasındır. Geçip geçemeyeceğini bilmediğin, yanındaki suyun yeterli olup olmayacağını bilmediğin, seni karşılayacak olanın ne olduğunu bilmediğin bir çölün başında. Yüreğini alıp çıkarsın yola. O sana su olur, ekmek olur, ev olur. Bunu bilirsen endişeye gerek yoktur. Korkmadan ona dayanarak çıkarsan yola ve yeterince istekliysen o boşluğu doldurmak için hayat zaten sana sunacaktır onu. Gözün ve aklın hep aradığına odaklı olacaktır. Onu bulduğun ve bulduğunu farkettiğinde hissettiğini düşündükçe kendi rüyanla sarhoş olacaksındır.

Ve artık soru kalmayacaktır aklında. Kendi kendine sormayacaksındır eksik bir şey mi var hayatında diye. Tam olacaksındır, o kuyu sonsuza dek kapanacaktır içinde. Ve kendi rüyanla sarhoş olacaksındır....

 
Toplam blog
: 408
: 1090
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..