- Kategori
- TV Programları
Eleştirmenin ‘men’ edene dönüşüm davası…

Günlerdir çekişmesi süren bir dava hakkında suskun kalmayı tercih etmiştik. Ancak Özen Film’in yolladığı açıklama üzerine yazma ihtiyacı hissettik. SİYAD üyesi Kerem Akça’nın ‘Bu filme gitmeyin’ başlıklı yazısının itibar zedelediğini öne süren Özen Film, Haber Türk’ün eleştirmenine tazminat davası açtı. Dava konusu, Akça’nın ‘Geceler Bizim’ hakkındaki yazısı! Davanın geri çekilmesini isteyen SİYAD ise girişimi ifade özgürlüğüyle ilişkilendirmekte. Görüş bildirenlerden Atilla Dorsay her iki tarafı hatalı bulurken yazıyı gençlik hatası olarak gören Uğur Vardan da Akça’nın ‘Bir Ayrılık’ filmini beğenmemesini eleştirmekte…
Eleştirmen cephesinde yorumlar sürerken yanlış algılanmamak için NTV Haber’e konuşan Özen Film Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soyarslan, Kerem Akça’nın geçen yıl da hakaret ettiğini belirterek tepkilerinin sebepsiz kişisel saldırıya olduğunu söylemekte. Salonların kapanmasına ve yerli yapım hâsılatına karşı hassasiyetini dile getiren Soyarslan’ın bir diğer sıkıntısı, ciddi masraflarla çekilen filmlere ‘Gitmeyin’ demenin vicdani yönü! 1941’den bu yana sektöre emeği geçen Özen Film, Akça’nın film eleştirmeyip karalamak adına yazı yazma alışkanlığına dikkat çekmekte.
Özetle, dava eleştiriye değil hakarete açılmış! Bize göre de hangi konuda olursa olsun eleştiri yıkıcı değil yapıcı nitelik taşımalı. Görülen hata ve eksikler emeği rencide etmeden uygun bir dille ortaya konmalı. Kısacası tarafsız bir gözle bakması gereken eleştirmen, filmin verdiği mesajı öne çıkartıp yönlendirmeden şahsi fikrini aktarmalı. Birinin beğenmediğini bir başkası pekâlâ güzel bulabilir. Dolayısıyla eleştirmen kendini herkesten üstün görüp ‘men eden’ olamaz. DVD’den izleyip eleştirme konusuna gelince… Salonları zaten boş olan, internetten korsan izleme alışkanlığının tavan yaptığı bir ülkede sinema sektörüne bundan büyük darbe yapılamaz. Ayrıca bu film hak etmedikleri övgülerle yükseltilen nicelerinden daha ileri bir yapım. Sinema filmlerinin keyfini evdeki DVD'den değil, sinema salonundaki koltuktan sürdürmek adına... Özgürce eleştiriye, EVET. Eleştirilenin hakkını gasp etmeye, HAYIR!
Anibal Güleroğlu