- Kategori
- Siyaset
Elin namusu üzerinden "çağdaş" olma lüksü!...

internetten alınmıştır
Türkiye'deki "cumhuriyet" uygulamasının bu ülke halkının çoğunluğu olan dindarların namus anlayışı ile bir meselesi olmuştur.
Cumhuriyet bu milletin dini başta olmak üzere kültürel, ahlaki ve geleneksel değerleriyle mücadele etmek gibi bir yere konuşlandırmıştır kendisini...
Çağdaşlaşmak, aydınlanmak gibi kavramların perdelediği bu temel anlayış zaman zaman haklı gerekçelere de oturuyordu...Ancak, asıl amaç toplumu dönüştürmek ve böylece Cumhuriyet ideallerine bağlı bir toplum yaratmaktı...
Esasen rejim bunu inkar da etmiyordu...Dahası bunu bir marifetmiş gibi yapıyordu...Çünkü, bu ülke geriydi, tüm değerleri kötüydü ve illa ki batılılaşmalıydı...
Osmanlı'dan başlayan bu "aydın" yaklaşımı cumhuriyetle birlikte eline sopa da alarak yeni toplum yaratma işini birincil meselesi yaptı.
Bu cümleden olarak bir örnek verelim; 19 Mayıs, gençlik ve spor bayramlarında ta yetmişli yıllarda liseli kızlar, ailelerinin muhalefetine rağmen, belki de o günlerde ABD'nin bile yapamayacağı açıklıkta dekolte kıyafetlerle çıkarırırlardı stadyumlara...
Muhafazakar bir çok aile, bu "zilletten" korunmak adına, kızları için doktor raporu alırlardı ki beden eğitimi derslerinden muaf olsun ve 19 Mayıs "çağdaşlığına" bulaşmasın...
"Çağdaş" ve "aydın" öğretmenler eliyle yürütülen bu dayatmadan, bu öğretmenler genellikle kendi çocuklarını uzak tutarlardı...Bunun örneklerini daha önceki yazılarımda verdim...Kendi kızını erkeklerle arkadaşlık yapmasın diye kız lisesine veren bir "çağdaş" öğretmenin, çalıştığı okulda lise son sınıf öğrencilerini kızlı erkekli sıralara oturtmak için not dahil her türlü tehditi kullandığını biliyorum.
Herneyse...Bunlar geride kaldı diyebiliriz artık...Şimdi konu üniversiteli gençlerin kızlı erkekli aynı mekanlarda yaşıyor olmaları...Hükumet, böyle bir birlikteliği muhafazakar kimliğine yakıştıramadığından seçmenleri adına olaya müdahale etmek istiyor...
Burada, fazla tartışmaya girmeden, insan hakkı, çağdaşlık, demokratlık gibi kavramları zer zebil etmeden şunu söylemek istiyorum:
Ey, Başbakan'ın tavrına isyan eden çağdaşlar, söz konusu olan sizin kendi kızlarınız olsaydı da aynı tepkiyi verir miydiniz??...
Daha açık söyleyelim, siyasetçi, gazeteci, şucu,bucu, siz üniversiteye giden kızınızın elalemin oğlanlarıyla aynı evi paylaşmasına razı olur muydunuz??..Ya da oluyor musunuz?
Bunu çağdaşlığın, aydınlığın bir gereği sayar mıydınız?...Ya da sayıyor musunuz?
Evet, ben kızımın erkek arkadaşlarıyla aynı evde yatıp kalkmasından şikayetçi değilim, diyorsanız kendi adınıza yazın çizin...
Ama, bu ülkenin büyük çoğunluğu olan muhafazakar halk (Müslüman diyeceğiz alınacaksınız, bu yüzden muhafazakar diyoruz), böyle bir şeyi kabul etmez...Burada söz konusu olan sadece cinsellik de değildir üstelik...
Hükumet, bu konuda oy aldığı geniş kitlelerin hassasiyetini değerlendiriyor ve alabildiği kadar önlemler almak istiyorsa, buna "namus bekçiliği" diyerek aşağılama hastalığından vaz geçin...
Evet, devlet ya da hükumet bu milletin namusunu bekliyorsa, görevini yapıyor. Ama önler ama önleyemez...En azından bizim örfümüze, inancımıza ters böyle bir "yozlaşmışlıkla" mücadele etmek istiyor..
Peki, size ne oluyor!