- Kategori
- Siyaset
Elinde silah olanlarla barış olurmu(ş)

Pkk ve Dtp kartlarını artık açık oynuyor. İstedikleri bir bölgenin ÖZERK ilan edilmesini istiyorlar.
Gün geçmeye görsün, DTP kendinden söz ettirmeyi çok iyi beceriyor. Mecliste diğer vekillerle DTP’li vekiller arasındaki münasebet belli. AKP hükümetinin de öyle. Sebep DTP’nin Pkk çizgisinden çıkmamakta diretmeleri elbette. Çok dile getirmelerine rağmen devletin üstündekilerden randevu koparamamalarının nedeni de biraz da bu ?
Geçenlerde DTP’li vekiller Cumhurbaşkanına ve başbakana verilmek üzere bir dosya hazırladılar. Dosya da yazılanlar ve anlatılanlar haberlere ve manşetlere konu oldu mu bilmiyorum ama okuduğum ve takip ettim yayın organlarının satır aralarında biraz bahsediliyor. Şöyle diyor DTP : Öncelikle kalıcı barışın sağlanması için karşılıklı bir görüşme ortamı yaratılmalı ve muhatap olarak ya İmralı’daki terörist başı Öcalan ya da Kandil’deki terörist başları muhatap alınmalıymış. Bir de şöyle diyor Dtp’nin başkanı ;
<ı>
"Eğer siz bu halkın öncülerini dikkate almazsanız samimi değilsiniz, çözüm istemiyorsunuz anlamına gelecektir. Siz Kürt sorununun demokratik yollardan çözümünü isteyenleri dikkate almazsanız, Kürtlerin Hamas'ı da Hizbullah'ı da çıkar ve bu iş çok ileri gitmiş olur. O zaman çağrı yapıyoruz. Bu barış ve demokrasi anlayışını dikkate alın ve adım atın. Katkı sunmazsanız vebali sizin boynunuzadır. Eğer yapmazsanız Türk ve Kürt halkına kötü bir miras bırakmış olacaksınız."
ı>
Söylem oldukça keskin. Her seferinde İmralı’dakinin muhatap alınması gerektiği dayatmalarını eskiden beri dinliyoruz zaten. Durun daha bitmedi. Ondan aşağıda kalmayan DTP’nin şahin kanadının vekili Emine Ayna’da aynı dileklerle Öcalan’a kulak verilmesini istemiş ve <ı>"Çünkü PKK'nın elinde silah var. Elinde silah olanlarla barış olur. Barış iki kişinin tokalaşması ile olur. Çatışan kişiler bir araya gelirler ve tokalaşırlar. Başka yolu yoktur. Barış için silahı elinde tutan bir kesim hazır. Gelin siz de hazır olun. Çağrımıza kulak verin, hepimiz kazanalım." ı>demiş.
Evet doğrudur. Pkk’nın elinde silah var. Bu onların çok güçlü olduğunu ve Türkiye devletinin onların her söylediğini kabul edeceği manasına gelmez. Pkk konusunda çok uzman biri olmamama rağmen Pkk’yı masaya yatırıp, karakteristik bir tablo çizebiliyorum. Bu konuda da pek çok yazı yazdım. Hatta Pkk’nın asıl derdinin dile getirdikleri “Kürtçe”, “vatandaşlık”, “kültürler”, “barış” vs. olmadığını da yazılarımda belirttim. Özellikle Kürt kültürü ve Kürt dilinin kesinlikle onların derdi olmadığını üstüne basa basa söyledim. Çünkü Türkiye’deki Kürt kökenli vatandaşın derdi dilini kullanamaması değil. Bu arada, başka kentlere geldiğinde, Türkçeyi iyi bilmediğinden dolayı insanlarla iletişim kuramaması Kürtçe konuşmak istemesi bu yüzden de tepki görmesi kadar da doğal bir durum söz konusu olamaz. Bu onların Kürt dillerinin kabul edilmediği ya da kullanma yasağı getirildiği anlamına da gelmezdi. Netice de bu ülkenin ve devletin resmi dili Türkçe’dir. Pkk’nın da diretmesi ve dayatması ile Kürt kökenli vatandaşların Türkçe öğrenmeleri ve konuşmaları engelleniyor. Yoksa Türkiye devletinin Kürtçe’ye karşı sistematik bir denetim ve Türkçe konuşulmasına yönelik bir zorlaması geçmişte belki olmuş olabilir ama günümüzde yok. Buna ben kendi cephemden şahidim. Kaldı ki, Pkk’nın kendisi bile kendi içindeki görüşme ve yazışmalarını dahi Türkçe yapıyorsa, Kürtçe serbestisinin olduğu tarihte, Güney Doğu’da açılan Kürtçe kursları açıldıktan birkaç ay sonra kapatılıyorsa, devletin açtığı TRT 6 (Şeş) bile açıldıktan sonra eleştirilere maruz kalıp, bunun propaganda amacıyla açıldığı halen söyleniyorsa, insanlar inatla RojTv benzeri yasal olmayan kanalları izlemeye devam ediyorlarsa, asıl amacın Kürtçe ve kültürler olmadığı anlaşılmalıdır.
Peki asıl amaç ne ? Asıl amacın, söylemlerinin altında yatan bir takım planlar olduğunu herkes görmelidir. Bunu da yakın zaman da dillendireceklerdir diye de yazmıştım. Nitekim de öyle oldu. Zaman zaman gayri resmi olarak, zaman zaman da Pkk’ya yakın yayın organlarında dillendirilen bazı projeler yavaş yavaş resmiyet kazanmaya başladı. Şimdi, devlete sundukları dosyaların içinde yer alıyor bu düşünceler ve bunları kemikleştirmeye arkalarına aldıkları Avrupa devletlerinin ve Amerika’nın desteği ile de sözüm ona barış adına koparabildiklerinden fazlasını koparmaya çalışıyorlar.
Pkk’nın ve onun siyasi uzantısı olan DTP’nin resmi açıklamasında Kürtler dolayısı ile pekeke ayrı bir devlet kurmak istemiyormuş. Böyle talepleri yokmuş. Bugün hepimiz biliyoruz ki, hatta onlarla masaya oturulması gerektiğini söyleyen, yazan köşe yazarları ve kalemşorlar da biliyorlar ki, öncelikle Kürt kökenli vatandaşların temsilcisi ne Dtp, ne Pkk’dır ve asıl istekleri barış ortamının sağlanması değil, Türkiye’den toprak koparıp, ayrışma sürecine girerek, bağımsızlıklarını ilan etmeleri ve ileri bir zamanda güneyimizdeki Barzani bölgesi ile birleşip büyük Kürt devletini kurmaktır. İnternet’te dolaşan haritaları hatırlayın !. Bu ülkenin neresinden neresine uzanan topraklar sözüm ona Kürdistan sınırları dahilinde ilan edildi? Bu haritaları kim çizdi ? Bugün mecliste bile Kürdistan ismini kimler kullanıyor? Kimler bu sınırlar dahilinde bildiğimiz gibi konuşup, ülke dışında farklı konuşuyorlar ? Takip edin !..
Bakın geçenlerde Cumhurbaşkanına verilmek üzere hazırlanan rapordaki listede neler yazılıymış. Aynı raporun bir benzerinin Obama’ya verildiğini düşündüğüm liste de, eyalet sisteminin tekrar tartışılması gerektiği, kendilerinin belirlediği bir alanın “demokratik özerk bir bölge” olarak tayin edilmesi gerektiği, bu bölge içinde yer alan doğal zenginliklerin paylaşılması konusunda bölge belediyelerine hak tanınması gerektiği belirtiliyor. Kısa bir zaman önce, yer altı ve yer üstü kaynaklarının bölgedeki belediyelere devredilmesini dile getirmişlerdi. Ayrıca, kürtçe dil ve eğitim özgürlüğünün Anayasal güvence altına alınması da isteniyor. Bu proje içinde İspanya ve İskoç modelinin (özellikle Bask bölgesi projesi) önemle örnek alınması talep ediliyor.
Şimdi kısalttığım bu öneriler doğrultusunda siz hala DTP’nin samimiyetine inanıyor musunuz? Neden inanmıyorsunuz DTP’nin arkasında silahlı güç olan pekeke var. Onlar netice de barış için silahlanmamışlar mıydı ?
DTP samimi değil. Pkk ile aynı dili konuşuyorlar. Masum Kürt vatandaşlarını da hem boşuna umutlandırıyorlar, hem onların sırtından yanlış ve yönlendirmeli siyaset yapıyorlar.
../..