- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ellerim ceplerimde

Bugün işe gelmek ayrı bir külfet oldu benim için… O sıcacık yataktan çıkıp, tokat gibi olsun diye mırıldanarak girdiğim duş beni bu güne hazırlamış oldu. Sokağa adım atar atmaz, “mecburen mecburen “ diye başladım. Kulakların çınlasın MFÖ! Gerçi biraz “Gözün kör olmayasıca” der gibi söyledim ama olsun.
Böyle, evden bir zorunlulukla çıkıp, işe gitmek ağırıma gidiyor. Bu sabah ellerim ceplerimde, Kızılay’da yürüyerek işe geldim, ta ki kapıya gelinceye kadar da saate bakmadım. Eziyet biraz azalmış oldu. Sürekli şarkılar mırıldandım. Lenslerim olmadığı için bulanık gördüm yakınım hariç. Sanki yeni piyasaya çıkacak albümümün ilk video klibi çekimlerinde gibiydim. Sokaklar benim için boşaltılmış, etraftakiler de ne zaman nerede duracaklarını biliyorlar gibiydi. Craig David’in “Seven Days” videosunu hatırlar mısınız? O sokaktaki cebinde bozuk para olmadığı için gazete alamayan adam gibiydim biraz da. Kendimi rahatlatmayı biliyor olmalıyım.
Haa ne diyeceğim. Hepimiz bir ara okullarımızı bırakıp, “bambaşka” şeyler yapmak istemişizdir. Neden tırnak içinde bir bambaşka biliyor musunuz? Yıllarca hiç başarılı olamadığımız tür konuların ağırlıklı olduğu mesleklere ilgi duyduğumuz için. Genel eğilim de bu şekilde. Hele ki mühendisler, resmen şaka yapıyorlar. Ama seviniyorum. Çünkü artık insanlara istedikleri, mutlu olabilecekleri işleri yapabilecekleri ortamlar yaratılmış oluyor. Sen şunu okumuşsun bunu okumuşsun ne alaka olayı kalmadı, yavaş yavaş. Mesela şu anda trend reklamcılık, tüm gençlerimiz kendilerini yaratıcı sanıyorlar. İştah sorunumuz var diyebilir miyim?
Biliyorsunuz ben de hergün düşünüyorum köşe yazarı olabilir miyim diye… Hep kaçışlardayım, o konuda sıkıntı yok. Çok istiyorum yazar olabilmeyi, ama acaba iş olarak yapmak nasıldır ki, ama yaşam tarzı olarak benimsersen ve bundan para kazanırsan, hiç fena olmaz değil mi? Ben paramı yatırayım kitaplara cdlere, filmlere, gideyim konserlere, müzelere… Entel olmak istemiyorum. İnsanların düşündüklerini, onlara bilinçaltlarından çıkararak sunmak istiyorum. Popüler olmak değil olay, ama o klasik halka inmek mevzusunu da sevmem ben. Beni okuyun, bir iki beğendiğinizi söyleyin, sonra vurun tekmeyi. Bir yerlerde karşılaşırsak, siz merhaba ben geçen gün size mail göndermiştim dediğinizde, aaa hatırladım şunun bunun hakkındaydı diyerek sizi şaşırtmak isterim. Cevap vermiş olmayı da umaraktan…
Ben inanın mesleğimi çok ama çok seviyorum. Tüm o şehirlerden uzaklık, gözden ıraklık mevzuları bir yana, ölçeklerin kocaman, yapılan işin çok somut oluşu beni tatmin ediyor. Anında görüntü mesleklerinden birisi benimkisi, mesela ben sizin bindiğiniz arabaları çoktan ellemiş oluyorum. Hammadde sektöründeyim çünkü. Avantajım bu. Ama bana ters gelen çalışma durumu.. Benim esnek bir çalışan olmam gerekiyor. Sadece çalışma saatlerim değil, davranışlarımın, pozisyonumun… Bugün muhasebede çalışmak istiyorum diyip… Anlatabildim mi? Çünkü bana her şey ters.
Ellerim cebimde dolaşmayı çok seviyorum, size de bunu yaparken hissettiklerimi aktarmak istiyorum. Ne hayal ettiğimi de söyleyeyim, gizlimiz saklımız kalmasın. Kaldırımda yürürken, düşecek gibi olunca dengemizi sağlarız diye kullanmayacağımız, durağa gelsek bile el kaldırarak dolmuş, otobüs durdurmadığımız, güvenlik için kendimizi kollamak zorunda kalmadığımız bir mahalle düşünün, ellerimiz ceplerimizde yürüyoruz. Hepimiz istediğimiz meslekleri yapıyoruz, ya da ek iş olarak böyle idare ediyoruz. Harika olmaz mı? Benim ülkeme gelin siz de, vergileri düşüreceğim, işi biliyorum. Çok Sims oynadım zamanında…
Böyle, evden bir zorunlulukla çıkıp, işe gitmek ağırıma gidiyor. Bu sabah ellerim ceplerimde, Kızılay’da yürüyerek işe geldim, ta ki kapıya gelinceye kadar da saate bakmadım. Eziyet biraz azalmış oldu. Sürekli şarkılar mırıldandım. Lenslerim olmadığı için bulanık gördüm yakınım hariç. Sanki yeni piyasaya çıkacak albümümün ilk video klibi çekimlerinde gibiydim. Sokaklar benim için boşaltılmış, etraftakiler de ne zaman nerede duracaklarını biliyorlar gibiydi. Craig David’in “Seven Days” videosunu hatırlar mısınız? O sokaktaki cebinde bozuk para olmadığı için gazete alamayan adam gibiydim biraz da. Kendimi rahatlatmayı biliyor olmalıyım.
Haa ne diyeceğim. Hepimiz bir ara okullarımızı bırakıp, “bambaşka” şeyler yapmak istemişizdir. Neden tırnak içinde bir bambaşka biliyor musunuz? Yıllarca hiç başarılı olamadığımız tür konuların ağırlıklı olduğu mesleklere ilgi duyduğumuz için. Genel eğilim de bu şekilde. Hele ki mühendisler, resmen şaka yapıyorlar. Ama seviniyorum. Çünkü artık insanlara istedikleri, mutlu olabilecekleri işleri yapabilecekleri ortamlar yaratılmış oluyor. Sen şunu okumuşsun bunu okumuşsun ne alaka olayı kalmadı, yavaş yavaş. Mesela şu anda trend reklamcılık, tüm gençlerimiz kendilerini yaratıcı sanıyorlar. İştah sorunumuz var diyebilir miyim?
Biliyorsunuz ben de hergün düşünüyorum köşe yazarı olabilir miyim diye… Hep kaçışlardayım, o konuda sıkıntı yok. Çok istiyorum yazar olabilmeyi, ama acaba iş olarak yapmak nasıldır ki, ama yaşam tarzı olarak benimsersen ve bundan para kazanırsan, hiç fena olmaz değil mi? Ben paramı yatırayım kitaplara cdlere, filmlere, gideyim konserlere, müzelere… Entel olmak istemiyorum. İnsanların düşündüklerini, onlara bilinçaltlarından çıkararak sunmak istiyorum. Popüler olmak değil olay, ama o klasik halka inmek mevzusunu da sevmem ben. Beni okuyun, bir iki beğendiğinizi söyleyin, sonra vurun tekmeyi. Bir yerlerde karşılaşırsak, siz merhaba ben geçen gün size mail göndermiştim dediğinizde, aaa hatırladım şunun bunun hakkındaydı diyerek sizi şaşırtmak isterim. Cevap vermiş olmayı da umaraktan…
Ben inanın mesleğimi çok ama çok seviyorum. Tüm o şehirlerden uzaklık, gözden ıraklık mevzuları bir yana, ölçeklerin kocaman, yapılan işin çok somut oluşu beni tatmin ediyor. Anında görüntü mesleklerinden birisi benimkisi, mesela ben sizin bindiğiniz arabaları çoktan ellemiş oluyorum. Hammadde sektöründeyim çünkü. Avantajım bu. Ama bana ters gelen çalışma durumu.. Benim esnek bir çalışan olmam gerekiyor. Sadece çalışma saatlerim değil, davranışlarımın, pozisyonumun… Bugün muhasebede çalışmak istiyorum diyip… Anlatabildim mi? Çünkü bana her şey ters.
Ellerim cebimde dolaşmayı çok seviyorum, size de bunu yaparken hissettiklerimi aktarmak istiyorum. Ne hayal ettiğimi de söyleyeyim, gizlimiz saklımız kalmasın. Kaldırımda yürürken, düşecek gibi olunca dengemizi sağlarız diye kullanmayacağımız, durağa gelsek bile el kaldırarak dolmuş, otobüs durdurmadığımız, güvenlik için kendimizi kollamak zorunda kalmadığımız bir mahalle düşünün, ellerimiz ceplerimizde yürüyoruz. Hepimiz istediğimiz meslekleri yapıyoruz, ya da ek iş olarak böyle idare ediyoruz. Harika olmaz mı? Benim ülkeme gelin siz de, vergileri düşüreceğim, işi biliyorum. Çok Sims oynadım zamanında…