- Kategori
- Sivil Toplum
Ellerin yurdunda çiçek açarken

Ülkemizin birliğe ve dirliğe, bizim insanımızın da şöyle tebessüme, hatta gülmeye ihtiyacı var. Bu da yetmez haykırmaya ihtiyacı var. Ne yazık ki bir tebessümü bile bize çok görüyorlar. Mevsim bahar, yani bahar geldi. Gelmesine de gönlümüzdeki havalar hala parçalı bulutlu. Niye hep bizim güneşimizi çalıyorlar, neşemizi, sevincimizi... Neden mehtaplı gecelerimizi şarkılarda bırakmak istiyorlar. Alabildiğine karartıyorlar gecelerimizi.
Şu ma’kus talihimize bir bakın ki eller gülerken bizim payımıza hep ağlamak düşüyor. Soruyorum kendime hep biz mi ağlayacağız. Hep bizim mi gözyaşımız kurumayacak. Hep biz mi ağıt yakacak, hep biz mi matem tutacağız? Ne zaman şöyle göğsümüzü gerere gere haykırırcasına şenlik türkülerimizi söylemeye kalkışsak bir yerlerden duman geliyor. Birbirimizi göremez oluyor, ardından kör dövüşüne sevk ediliyoruz. Sahi ülkemin genişliğinde yankılanan türküler söyleyip, halaylar çekmeye daha ne zamana dek hasret yaşayacağız?
Dedim ya işte ne zaman içerisinden kardeşlik geçen bir türkü tuttursak, hemen ardından bir kalleşlik yetiştiriyorlar. Kirli bir el sarılıyor gırtlağımıza. Sesimizi boğmak istiyorlar.
Böyle zamanlarda hep Abdurrahim Karakoç' un dizelerini hatırlarım; "Ellerin yurdunda çiçek açarken, Bizim il'e kar geliyor gardaşım, Kimler çizmiş bu hududu gönlüme, Dar geliyor, dar geliyor gardaşım"
Bak yine bahar, yine ellerin yurdunda çiçekler var. Ya ben? Benim ilimdeki bu kar nedir? Biliyorum önce karları yağdırırlar, sonra da çığları üzerimize yığdırırlar. Yine mi çığ altında kalmak var? Kar yolları Yine mi kapayacak? Hani bahar gelmişti. Hani, hava günlük güneşlikti… Kimsenin baharımızı, yazımızı kışa çevirmeye hakkı yoktur. Böyle biline.
Bugün hava çok güzel, günlük güneşlik. Fakat benim yüreğim parçalı bulutlu. Varsın öyle olsun. Fakat ben güneşin bütün ışıklarının, uğruna binlerce kez can vermeye hazır olduğum vatanımın üstüne doğmasını istiyorum. Dedim ya işte, varsın benim yüreğim parçalı bulutlu kalsın.
Tezgâhlanan oyunlar, basılmayı bekleyen düğmeler, bilmem nerelerde hazırlanan planlar, kurulan pusular… Ben sisli ve puslu havaları bu yüzden hiç sevmedim.
Ama yüreği Türkiye sevdası ile çarpanların, vatan aşkına, millet aşkına yüreklerinin parçalı bulutlu olmasına razı olduğu müddetçe, bu ülkenin üzerine doğan güneşi engellemeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Kimse unutmasın ki bazen de örümcekler kendi ördükleri ağların içerisinde can verirler. Yani, gün gelir örümceğinde kendi ağının içerisine düştüğü olur.
Bugün hava çok güzel. Fakat, benim yüreğimdeki hava parçalı bulutlu. Varsın olsun ülkemin üzerine bahar güneşi doğuyor ya. Bana o da yeter. Ne olur bir gülümseyin, inadına, güzel adına bir gülümseyin. Haydi, şarkımıza yine kaldığımız yerden devam edelim. Oyuna gelmeyelim. Biz dengesizlikleri, kırılmaları, dağılmaları, sisli havaları… Hak etmiyoruz. Oyuna mı geliyoruz?