- Kategori
- Edebiyat
Elli yaş şiiri

Nazirecilik edebiyatımın da yaygın olarak kullanılan bir gelenekti. Şairler, beğendikleri şiirlere, aynı formatı kullanarak kendi duygularını ifade eden benzer şiirler yazarlardı. Divan edebiyatında özellikle çok kullanılan bu tarz, sonraki dönemlerde de zaman zaman karşımıza çıkmıştır. Cahit Sıtkı'nın en tanınmış ve en sevilen şiiri olan "Otuz Beş Yaş" hepimizin daha okul sıralarında öğrenip mutlaka bir şekilde etkilendiğimiz şiiri olmuştur. Cahit Sıtkı'nın "yolun yarısı" dediği 35 yaş bugün için erken sayılabilecek bir yaş olmakla beraber şairin kendisi için, ne yazık ki yolun yarısı bile olamamıştır.
Pekala, insan elli yaşına gelince neler söylemeli... Ben de Cahit Sıtkı'ya nazire olmak üzere, "Elli yaş şiiri" ni sunuyorum:
Yaş elli, yolun yarısını geçtik çoktan
Ne Dante kaldı, ne komedya
Cevher kalmadı delikanlılığımızdan
Yaşadığın artık tragedya
Esintiler başladı gelmeye "yok"tan
Şakak mı kaldı ki yağsın kar
Yüzün artık izotop haritası
Göz altı mı.. Morarmadık yer mi var
Yok artık ne boy, ne dev aynası
Tanımıyor bile o sevgili yar
Elli yıl çok değiştiriyor insanı
Resimler solmuş, sararmış kağıtlar
Kaynamıyor artık insanın kanı
Gülmeler nerde, yakılıyor ağıtlar
Bu da hayatın hakikat yanı.
İlk aşkın ne hayalı var ne meyali
O benden önce sarıldı toprağa
Nerdesiniz dostlar, ey ahali
Kuruyup gidiyor bu yaşlı kurbağa
Arkadaşlık, kardeşlik bu mu yani..?
Gökyüzü zaten hep mavi değildi
Taşların sertliğini daha çocukken anladım
Ateşe de suya da boyun eğildi
Her doğan günden bir haber aldım
Mesajlar ölüm meleğindendi.
Ayvalar kurudu, nar çürüdü mevsim artık kış
İster kabul et, ister etme, farketmez
Kısmetini bekliyor havadaki kuş
Ecel gelince bir saniye bekletmez
Dikilir kalır tavana, son bir bakış
Neylersin her nefis tadacak ölümü
Uykulara dalar gibi gidersin
Bu da senin dizinin son bölümü
Kim bilir, ne kadar izlenirsin
Musalladan başlar raiting ölçümü