​ Emperyalist Güçler ve Uşaklar / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '18

 
Kategori
Güncel
 

Emperyalist Güçler ve Uşaklar

Emperyalist Güçler ve Uşaklar
 

Tarihe yön veren devletlerin belli başlı ve benzer özellikleri vardır. Hemen her çağı etkileyen merkez hale gelen devletler her zaman var olagelmiş, bu güçlerin ortak özellikleri sineğin üşüşmesi gibi herkesi, her şeyi kendine çeker olmuştur. Bilim ve teknolojide önderlik, askeri liderlik, korkulan güç olmak, çağın etkin gücü olmak yazarlardan sanatçılara, yeteneklilerden yeteneksizlere kadar akın akın göç edilmek istenen güç merkezi; bunları ayıklar ve işine yarayanları kullanmasını bilir. Asker, bilim adamı, teknokrat, asker, sporcu, film yıldızı diğer ülkelerin en değerli işe yarayanlarını herhangi bir yatırım yapmaksızın, yetiştirme faaliyetlerine karışmaksızın çekilen bu kaynaklar güç merkezinin cazibesinin sürekli artmasın sağlarken bunun için çok fazla bir şey yapmasına gerek kalmaz.  Değişmez kural ise; zirvenin de ciddi riskler içerdiği kimsenin iktidarını, kimseyle paylaşmak istemediği bir dünya zirve süreklilik manasına gelmez.

Tarihte bilinen tüm imparatorluklar, hâkimiyeti sağladıkları andan itibaren sistemde müttefikleri olmasına rağmen bir anda yalnızlaşırlar. Güçlünün düşmanı, zayıflar değil bilakis güçlülerin gölgesinde kalan az güçlülerdir.

Zamanımızın güçlüsü doğal olarak ABD’dir ve birçok insan için cazibe merkezidir. Özellikle üçüncü dünya ülkelerini yönetenler, o güce biat ettikleri gibi, üçüncü dünya ülkelerinde neredeyse hiçbir söz sahibi yoktur ki, ABD’nin “acaba ne der” diye ağzının içine bakmasın.

Üçüncü dünya ülkelerinin gençleri hatta yetişkinleri için o ülkede çalışma hakkı elde edebilmek, orada eğitim almak, oradan burs koparıp akabinde orada çalışma hakkı elde etmek onur ve gurur sebebidir. Birçok insan sırf çocukları ABD vatandaşı olsun diye, mutlaka orada ve o ülkenin vatandaşı bir çocuk yapmak isterler. Bizim nice ünlülerimiz doğuma bilmem kaç ay kala soluğu ABD'de alır, hem ABD sağlık kuruluşlarına , hem de sistemine yüz binlerce doları bayılıp gelirdi. Bu akım hala devam ediyor mu bilmiyorum ama bir ara ünlüler arasında ABD'de doğum yapmak çok değerliydi!  

İnsan kaynakları kendi öz kaynaklarını kullanmasına gerek kalmaksızın hemen her işini yaptırabilecek seviyededir. Bilim adamı sıkıntısı olmaz, kendi ülkelerinde yetişmiş ve birçok çağın geçerli kriterini karşılayan genç bir insan kitlesi maliyeti yine diğerleri, üçüncü dünyanın zayıf devletleri tarafından karşılanacaktır. Asker lazım olduğunda dahi kendi gücünü kullanmasına gerek olmayan “süper güç” bedeli karşılığında ölecekleri bulmakta zorlanmayacaktır. Muhtemelen ABD ordusunda ilk kuşak İngiliz, Hollandalı veya Alman yoktur. Varsa bile özel görevler için hazırlanmış olduklarından cephede çatışmalarına gerek yoktur.

"3 Mart Tezkeresini" hatırlayınız! Askerlerimize çuval geçirmiş, askerlerimiz ABD askerlerince tutuklamış ABD askerleri arasında bulunan Giresunlu çavuş "tesellimiz"  olmuştu! Nitelikli bilim adamlarımızı elimizde tutamayıp, ABD’de NOBEL almalarına, sanki o bilim adamına çalışma şartlarını sağlayıp bizzat Nobel’i ülkemize getirmesi gibi haber olmuştu. ABD ordusunda göçmen gönüllü bulabileceği gibi, kimi zaman bırakın terör örgütlerini, çoğu zaman devletler dahi Amerika’nın çıkarlarına asla “hayır” diyebilme kabiliyetinde olamamıştır. Adı koalisyon kılıfıyla paketlenen yapılar aslında var olduklarından beri bir veya iki ülkenin amacına hizmet etmişlerdir. ABD koalisyonu ise genellikle önce İsrail, sonra ABD, belki daha sonra İngiltere. İnsan kaynağı sıkıntısı olmayan devasa yapılar, egemen tüm imparatorluklarda hatta Thomas Moore’un Ütopyasındaki "ideal devlette" de bu şekilde betimlenmiştir.

Hiçbir öncesi olan şey, sonsuza kadar devam edemez. Bu da geçer geçmesine de yaşayanlar birçok dostun zamanla düşman, düşmanların dost, var olanların yok, yok olanların da var olduğuna şahit oluverir. Değişim ve dönüşüm kaçınılmaz olarak devam eder. Tıpkı gelecek yirmi yıl boyunca değer kazanacak şeyler için ömürlerin bitirilip tükendiğinde, zamanın neyi değerlendireceğinin belirsizliği gibi bu da geçer. Bugünün güçlüleri yirmi yıl sonra kalabalıklar tarafından bir hayal olarak kalır ve belki de yirmi yıl geçmeden tamamen unutulur. 

Güç süper gücü, günümüzün Amerika’sını, hemen herkes için cazip hale getirir, bazıları istenmedikleri halde onlara yamanmak için koşuştururlar. Bilim adamları, din adamları, şaklabanlar, akıllılar, uyanıklar.  Kısacası güçlü devlet olmanın yaydığı çekim gücünün etkisine bağları güçlü olmayan hiçbir canlı veya cansız dayanmaz ve güce doğru akar. Yağmurlar dereleri, dereler nehirleri, nehirler ırmakları, ırmaklar da denizleri beslediği gibi diğerlerinden akanlar da büyüğü daha büyük hale getirir ancak mutlak güce erişen her güç veya tamamen dolan bir su kovası gibi dolduktan sonra daha da fazla dolamaz. Dolan kap bir müddet sonra boşalmaya başlar. Ta ki boşalma başkaları tarafından aynı oranda doldurulabilirse su dolu kap boşalamaz, boşalmayan kap ise sürekli başka kaynakları içine alabildiği sürece dolu kalabilecektir ancak bu sonsuza kadar sürdürülebilir bir durum değildir.

Şu anda "Batı" düşük bedelli fedaileri olan 3. Dünya ülkelerinin, farklı sınıf insanlarını kullanmak suretiyle bize karşı operasyon yönetiyor. Kazansa veya kaybetse de bedeli Araplar muhtemelen Suudi veya diğer Arapların petrolleriyle ödenmiş silahlarını yine kendi insanlarına zarar vermeden kullandırıyor ve bir vekalet savaşını yönetiyorlar. O böyle demiş, bu şunu demiş Amerika'daki silah fabrikasının çok da umurunda değil!

 

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..