Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '07

 
Kategori
İnsan Kaynakları
Okunma Sayısı
1007
 

Emrah ve hayalleri

Emrah ve hayalleri
 

Anadolu'nun bir yerlerinden çıkmış gelmiş Antalya'ya genç çocuk, iş arıyor.
Ne iş olsa yaparım abi diyenlerden değil. Kendisini, eğitimi ve mesleki kimliği ile tanımlıyor.

Öz güven tazelemeye çalışıyor. Kafasında olumluya yakın, ama kaygılı düşünceler.
Ben çocukluğumdan beridirki teknik servis işleri ile uğraşırım. Her ne kadar Çanakke'de iş bulamamış olsamda, Bursa'da iş bulamamış olsamda önemli değil. Antalya'da illaki bir iş bulurum. Nasıl olsa bir otelin teknik servis departmanında banada bir yer düşer. Elektrik teknisyeniyim iş tecrübemde var. Acaba Ertuğrul doğrumu anlattı. Otellerde iyi maaş vermiyorlarsada, en azından lojmanı var, günde üç öğün yemek. Maaş cepte kalır. Antalya'ya geleli bir hafta olmuş Emrah'ın.

İnşaat işçilerinin kaldığı bir inşaat şantiyesindeki barakada kalıyor. Sabah olunca bir kaç işe bakacak. Ama sezon kapanmış acaba nasıl yapsamda bir otele kapağı atsam diye kara kara düşünüyor. Kötü olanda hiç tanıdığı yok Emrah'ın. Sadece kaldığı inşaat şantiyesindeki barakada ona yer verenlerden birisi ile İstanbul'da Bayrampaşa halinde tanışmış. O zamanlar Bayrampaşa halinde hamallık yaparmış Şehmuz.

Şehmuz'da Bitlis, li. Bitlis Adil Cevaz'dan. Bayrampaşa halinde çay ocağında çaycılık yapmış Emrah ve çaycılık yaptığı sırada Şehmuz'la tanışmış. Şehmuz Antalya'ya gideceğim demiş Emrah'a orada inşaat işi çok. Gidip orada inşaatlarda hamallık yapsam günlük yevmiyem cebimde. İstersen sende gel demiş Emrah'a. Ama Emrah kabul etmemiş. Yinede ne olur ne olmaz eğer Antalya'ya gelirsem seni cepten ararım demiş Şehmuz'a.

Ve Şehmuz ertesi gün soluğu Antalya'da alır ve inşaat inşaat dolaşmaya başlar, portakal çiçeğindeki büyükçe bir inşaatta iş bulur. Hemen arkasından Emrah'ı arar ve istersen gel Antalya'ya Emrah der. Burası güzel bir şehir. Gel burada hayatını kazan. Ne yapacaksın İstanbul'da, Bayrampaşa'da. Kokmuş halde çay dağıtarak ömür geçermi. Her gece sandalye üzerinde yatılırmı aslanım. Gel burada benim kaldığım barakada kalırsın bir iş bulana kadar.

Bunun üzerine Emrah çantasını alır doğruca oto gara. Biletini alır ve ver elini Antalya. Yolda türlü hayaller kurar. İnşaallah diye düşünür, bir iş bulsamda hayatımı sürdürsem. Birazda kafamı gökyüzüne doğru kaldırsam ve alabildiğine ufka baksam. Bu gibi düşünceler eşliğinde Antalya'da olur Emrah ve doğruca Şehmuz'un verdiği adrese gider.

Her akşam barakada peynir ekmek zeytin ve çay vardır. Çorba yapma imkanı yok. Kap yok, kacak yok. Sadece çay, zeytin, peynir ve ekmekle idare ediliyor. Ama Emrah Antalya'yı beğeniyor. Daha rahat bir kent. Güneşli hava, trafik yok, insan keşmekeşi yok. İnsanı stresten arındıran bir şehir Antalya diye düşünür.
Nasıl olsa burada bir iş bulurum. Umut ya bu.

Emrah bir haftadır Antalyada'dır. Ama bir iş bulma adına bir şansta yakalayabilmiş değil. Bu gün pazar diye düşünür ve bir gazete alır.
Bakar gazeteye, iş ilanlarına göz gezdirir.

Pazar günleri Antalya'daki gazetelerde iş ilanı çok olur.
Ve oteller ilan vermiş. Eleman arıyorlar. Adreslerini alır Emrah ve düşer yollara .
İlk önce Belek'teki ilan veren otellere gidecektir.
Daha önce buralarla ilgili hiç bir bilgisi yoktur Emrah'ın. İlk kez geliyor Antalya'ya. Turizm hakkında en küçük bir bilgisi yok. Öğrencilik dönemlerinden kalma yabancı dili var. Oda bir anlam ifade etmiyor. İlk kez geldiği Antalya'da, ilk kez Beleğe gidecek ve bir otele iş başvurusunda bulunacak. Belek otobüslerinin kalktığı durağa gider ve bir otobüse binerek soluğu Belek'te alır. Beleğin merkezinde iner ve otelin nerede olduğunu sorar. Tarif edilen yer bir hayli uzaktır. Otel yönünde durur ve oraya doğru gidecek bir araca otostop çeker. Allahtan çok beklemez ve tur firmasına bağlı bir minibüs durur, Emrah'ı arabaya alır. Emrah Belek'te turlamaya başlar. Gördüğü yerler çok ilginçtir. Daha önce böyle yerler hiç görmemiştir. Minibüs ormanın içlerine doğru dalınca inanılmaz manzaralar çıkar karşısına.

Ve cennetin yeryüzündeki adresi diye düşünür. Her yer golf sahaları, devasa otellerle doludur. Otellerin etrafında turistler cıvıl cıvıl. Golf sahalarında golf oynayanlar, o sonbahar havasında ortaya çıkmış o güzelim güneşin altında insanlar canlımı canlı.

Emrah'ın yüzünde inceden inceye bir gülümseme, içinde bir heyecan fırtınası kopar. Ve iyikide gelmişim buralara diye düşünür.Otelin önüne gelir. Şoför işte der, burası aradığın otel. Emrah arabadan iner ve otelin resepsiyon giriş kapısının önünde, güvenlik kulübesinin yanında o devasa yapıya bakar. Çam ormanının içerisinde müthiş bir yapı. Her yer tiril tiril. Her yerde müthiş bir canlılık var. O bahçe peyzajıda nedir? Akılla durgunluk verecek cinsten ve Emrah yüreğinde kopan heyecan fırtınasından arınarak birden kaygılanmaya başlar ve beni böyle bir yerde işe alırlarmı diye düşünür. Gözü korkmuştur Emrah'ın. Olsun, ne olursa olsun girip göreceğim içeriyi. Gidip başvuru formu dolduracağım ve vereceğim. Güvenlikteki görevliye yaklaşır ve sorar iş başvurusunıu nereye yapacağım diye. Görevli hemen şuradan dolaşın der ve personel giriş kapısını göreceksin. Oraya git. Oradaki güvenlikçiye sor seni yönlendirir. Emrah personel giriş kapısına geçer ve bir güvenlik kulübeside orada vardır.

Görevliye sorar iş başvurusunu nereye yapacağını. görevli kimliğini ver der ve kimliğini görevliye teslim ederek kendisine tarif edilen yöne doğru yürümeye başlar. Değişik bir dünyanın içerisinde hisseder Emrah kendisini. Acaba sonuç ne olacaktır diye düşünür için için. Yüreğinde yeniden müthiş bir heyecan fırtınası kopar ve soluğu teknik servis departmanının önünde alır. Teknik servis müdürünün odasının önünde bir sekreter vardır. Derme çatma bir masa ve baraka şeklinde bir oda. Masada alımlı çalımlı güzel bir kız vardır. İş başvurusu için gelmiştim der ve sekreterin kendisine uzattığı başvuru formunu alır. Birde kalem rica eder ve formu doldurur, sekretere uzatır. Maaş kısmını boş bırakmıştır. Sekreter formu alır ve telefon yazıp yazmadığına bakar. Yazıldığını görünce Emrah'a formu müdürüm inceleyecek ve uygun görür ise seni arayacağız der. Emrah hepsi bu kadarmı der. Evet der sekreter.

Ne zaman haber verirsiniz diye sorar Emrah. En geç yarın diye cevap alır ve Emrah tekrar güvenliğe gelir, kimliğini alır Şehmuz'un yanına döner. Barakada bir türlü uyku tutmaz ve sabah olur. Öğlene doğru bir telefon gelir Emrah'a tam Kemer'e gidecekken. Birde Kemer'de bir otel var, oraya başvurayım diye düşünürken telefonu çalar ve arayan sekreterdir. Bu gün der saat 16.00'da otele gelebilirmisiniz Emrah bey, müdürüm sizinle görüşecek. Tamam der ve Emrah heyecanla saatin gelmesini bekler. Soluğu tekrar otelde alır, tam saatinde oteldedir. Saat gelmiştir ama halen kendisi ile görüşmeye gelen kimse yoktur. Sekreter Emrah'a, işler hayli çok, o yüzden müdürümüz pek randevularına sadık kalamıyor. Olsun der Emrah. Önemli değil beklerim der. Tam iki saat bekler Emrah ve müdür gelir. Emrah'ın yüzüne bakmadan, senmiydin başvuru formunun sahibi der. Gel der, şöyle karşıma geç. Emrah oturur müdürün karşısına ve müdür başlar sorgulamaya. Tamam der Emrah'a müdür, bu formu genel müdür görüp onaylayacak. Genel müdürlede bir görüşme yapacaksın ve ondan sonra işe alınıp alınmayacağına karar verilecek. Tamam der Emrah ve tekrar yola düşer, şantiyeye gelir, yine uyku tutmaz Emrah'ı heyecandan. Olacaktır diye düşünür, olacaktır. Ah der şu otele bir kapağı atsam. Ah bir atsam, neler neler yapacağım diye kafasında türlü hayaller kurar.

Devrisi gün öğlen saatlerinde tekrar telefon çalar ve saat 15, 30 da otele gelmesi söylenir. Emrah tekrar yollara düşer ve saat 15, 30 da otelde olur. Genel müdürle görüşecektir. Genel müdür saat 15, 30'da, hazır bir vaziyette odasında görüşmeleri kabul etmektedir. Emrah girer genel müdürün odasına. Genel müdür otur der Emrah'a ve Emrah oturur. Formunu inceledim der, teknik servis müdürümüz seni uygun görmüş. Biliyorsun elektrik işleri için personele ihtiyacımız var teknik servisde. Daha önce hiç otel deneyimin olmamış, ama beyaz eşyacılarda görev yapmışsın. Burada iş temposu çok yüksektir. Mesai kavramı diye bir şey yoktur. Sabah erkenden başlanır çalışmaya, gece yarısına kadar sürer çalışmamız. Şimdilik haftada bir gün dahi olsa izin yok. Çünkü hayli yoğun işler. Belki ayda bir defa izin kullanabilirsin. Bunların dışında maaş konusuna gelince, zaten maaş yazmamışsın.

Aslında ben eleman alma konusuna sıcak bakmıyorum, mevcut personel ile bu işi götüreceğimizi düşünüyorum. Ama teknik müdür arkadaşım, bu konuda ısrarcı olduğu için onun ısrarını dikkate alıyorum. Bu alandaki belirlediğimiz bütçeyi zaten çok aştık. O yüzden sana maaş ödemeyeceğim, ama kalacak yer sorununu çözeriz. Buna mukabil, günde üç öğün yemek var. Yaz sezonuda geldiğinde tekrar masaya oturup konuşuruz.

Emrah'ta tam bir şok vardır. Ne yapacağını bilmez bir vaziyettedir. İlk defa böyle bir teklifle karşı karşıya kalmıştır. Ne demektir maaş yok. Olurmu böyle şey. Peki benim hiç bir ihtiyacım olmayacakmı diye kara kara düşünür ve işin garip tarafı kabul etmekten başkada çareside yoktur.
Tamam der Emrah ve ücretsiz çalışmayı kabul eder. Ve müdür ekler. Eğer işini iyi yaparsan ve işi tam olarak öğrenirsen, seni sezondada otelde tutarım, yok eğer beklediğim performansı alamazsam, sezonda seni düşünmem, derhal görevine son veririm. Ayrıca işini iyi yapman demek bahşiş demektir. İşini iyi yap, müşteri memnuniyetini sağla, müşteriler bahşiş verirler, unutma bunu. Eğer canını dişine takıpda çalışırsan, bahşiş bile iyi toplarsın der.
Emrah bir nebze olsun rahatlamıştı, ama genel müdürün devamlı çelişkilere bezenmiş konuşmaları karşısında adeta şoka girmişti.
Tamam der ve genel müdürün odasından ayrılarak tekrar inşaata döner. Suratından düşen bin parçadır. Olanları Şehmuz'a anlatır. Ama yapacak bir şey yoktur. İşsizlik canına tak demiştir ve otelde çalışacaktır. En azından üç öğün yemek, yatacak yer ve servisi var. Ama sigortası yok. Olsun ama der, bahşiş alırım müşterilerden diye düşünür.
Kafası önde ve buruk bir şekilde.

NOT: Anlatılanların hepsi gerçektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Düşüncelere daldım... Evet malesef bunlar hepimizin bildiği, yaşamasa da gördüğü gerçekler ama çok zaman bu kadar ayrıntılı düşünemiyoruz. Alışıyoruz... İnsan ne düşüneceğini şaşırıyor gerçekten, düzenin ezdiği bu insanlar için yapılabilecek hiç mi birşey yok diye. Bu sabah benzeri bir haber okudum, Çin'de oyuncak fabrikalarında çalışan işçilerle ilgili. Hikayeler, kişiler farklı, durum aynı. 3 kişinin lüks arabalarla gezmesi uğruna ezilen binlerce insan. Zayıf ekonomilere karşın hızla artan nüfus... Tüm bunlar olurken, başbakanın çıkıp 3 çocuk tavsiyesinde bulunması gercekten şaka gibi...

Semih Özyiğit 
 25.11.2008 14:53
Cevap :
Rekabet sistemi ve piyasa ekonomisinin doğal uzantısıdır bu gibi olaylar. Hakikaten ekmeğin aslanın ağzında olduğu bir süreç. Tehlike ve kaygı dolu bir yaşam.  27.11.2008 12:23
 

Günümüzün esnek çalışma sistemine oldukça iyi bir örnek. O kadar esnek ki, aldığın nefese dua edecek haldeyiz. Eskiden artı değer sömürüsünden bahsedilirdi, artık bırakın artısını, tüm varoluş değerlerinin kendisi sömürülüyor. Geçen yıl National Geographic dergisinde 21. yüzyılın köleleri başlıklı bir konu işlenmişti. Orada ABD'nin güney eyaletlerinde, doğu avrupa ülkelerinde, doğu asya coğrafyasında yaşanılan işçi-köle örnekleri yer alıyordu. İşte 21. yüzyıl kölelerine bir örnekte bizden. Ellerinize sağlık

Bibliyofil 
 14.11.2007 13:23
Cevap :
Evet. Son derece doğru bir örneklemede bulunmuşsunuz. Maalesef çalışna kesim aldığı nefese dua edecek durumda. 21. yüzyıl köleleşmesi sizide dikkat çektiğiniz gibi.  14.11.2007 13:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1509
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1138
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster