- Kategori
- Gündelik Yaşam
En çok kimi kandıra bilirsin?

Tane tane, ince ince ruhumuza damlayan şeyin farkında olabilmemiz çok zamanımızı alıyor. Onsuz yapamadığımız, onsuz iletişim kuramadığımız zamanların sayısı küçümsenmeyecek kadar fazla. Kimi zaman biz, kimi zaman en yakın arkadaşımız, kimi zaman hayranlık duyduğumuz bir idolde hissediyoruz varlığını egonun.
Benmerkezcilik ne kadar hoş ve haklı görünse de çevremizde ve içimizde yıktığı kaleler; ileri ki hayat yolumuzda heybetli bir engel olarak bizleri karşılıyor.
Kalpler kırıyoruz, niyetlerin bize güzel gelenlerine sarılıp güzel gelmeyenleri parçalıyoruz. Bir maske takıyoruz. Tenezzülün ve tevazunun kıyısından geçip uzak bir diyarda bir saray yaratıyoruz ve kendimizi kral olarak atıyoruz. Ordumuzu kuruyoruz. En önde çıkarlarımız koruyor bizi. Sonra güvensizliklerimiz...
Her ne olursa olsun içimizdeki savaşın anlamsız olduğunu algıladığımızda yavaş yavaş çözülüyor ipler. İçimize dönüp baktığımızda ve gönlümüz ile fısıldaştığımızda; aslında en çok kandırılabilir olanın kendimiz olduğunu anlıyoruz. Çünkü bir insanda ki mantığı, ancak o insanın kendisi çözer. Ve en çok kendisi saklar gerçeği kendinden. Korkmadan haykıramadığını, egosunun omzuna yaslanmadan sohbet edemediğini, kırık bir olasılığın peşinden sürüklenmenin sonunun hüsran olduğunu, kopya bir aşkın, suratsız bir sonu olduğunu gizler; elinden gelen onca meşguliyetle örter üstünü. Oysa farkında olduğunda çok geç olacaktır; zarar gören, kemirilen hiç bir duygu, ilk farkedildiğinde gösterdiği o muhteşem görüntüyü sergileyemeyecektir.
Hayali düşman yaratmadan gerçek düşmanlar yaratırız. En büyük düşman kendi algınız, kendi vurdum duymazlığınız, kendi egonuzdur. ( Bu cümle alıntıdır )