- Kategori
- Futbol
Engelli taraftarlar ve maçlarda yaşanılan sıkıntılar

futbol aşkı...
Maça gitmek birçoğumuz için çok önemlidir. Herşeye rağmen, her engele rağmen gidebilmeyi isteriz. Tuttuğumuz takımı, orada yanlarında olarak destekleme mutluluğunu yaşamak için… Atılan gollerde sevincimizi doyasıya yaşamak, yaşadığımızı da orada canı gönülden mücadele eden futbolcu arkadaşlarımıza göstermek için… İyi ama gittiğimiz maçlardan sonra hasta olup günlerce yatma tehlikemiz vardır. Çünkü taraftar olmanın en güzel yanı yağmur, çamur, kar demeden tribünde olmak, takımını desteklemektir. Fakat engelli taraftarlar için maç izlemenin bedelleri daha bir ağırdır.
Bu anlamda bu sıkıntıları yaşayan, takımının yanında olmak için sağlığını bile ikinci plana atan sevgili İsmail ile bir maç sonrası söyleşi yaptık. İsmail koyu bir Galatasaray taraftarı, hemen hemen takımının hiçbir karşılaşmasını kaçırmayan sadık taraftarlardan birisi... Kendisine engellilerin maçlarda yaşadıkları sıkıntıları ve ona bunun hissettirdikleri ile ilgili sorular sormaya başladığımda, bunları açık yüreklilikle cevapladı.
Selma: Merhaba İsmail sadık bir taraftar olarak İstanbul içinde takımının oynadığı tüm maçlara gittiğini biliyorum. Eğer girişler engellinin girişine uygun yapılsaydı İsmail, sen ve diğer engelli arkadaşların stada aynı kapıdan girmek ister miydiniz?
İsmail: Aslına bakarsan bende ve diğer (engelli) arkadaşlarım gayet memnunuz ayrı kapıdan girdiğimize. Bunun bizler için olumsuzluklara ve tehlikelere karşı düşünüldüğünü biliyoruz.
Selma: Maça giren herkesle aynı kapıdan içeri girememek psikolojini nasıl etkiliyor?
İsmail: Açıkçası beni etkilemiyor, sebebi de o kalabalık anında karşılaşabileceğimiz tehlikeler aklıma geliyor. Çünkü milletçe henüz sıralarda ve kuyruklarda nasıl çevremize zarar vermeden medeni insanlar gibi beklemeyi beceremediğimiz için başımıza nelerin gelebileceğini sen düşün istersen!
Selma: Kesinlikle haklısın İsmail, ayrı kapıdan içeri alınmak önemli fakat yine ayrı kapıdan tribüne yani taraftarlarınızın olduğu yere gitmek güzel olmaz mıydı?
İsmail: Tabii ki arkadaşlardan ve taraftarlardan ayrı seyretmek biraz etkiliyor açıkçası, ama gel gör ki bu da mümkün değil. Sebebi de, düşün ki! takımımız gol attı; ne oluyor o zaman biliyor musun millet bir birine giriveriyor, sevinçlerimizi abartıyoruz. Eh düşün bizler ne hale geliriz o curcunada!...
…))) (Uzunca gülüşüyoruz o durumu ‘sevgi yumağını’ düşünüp)
Selma: Kendi taraftarlarından, arkadaşlarından uzakta olmak bir yana; engellilerin maçı izlemesi için ayrılan yer nasıl? Buradan rahat bir şekilde maçı izleyebiliyor musunuz?
İsmail: Tabii taraftarımızın içinde seyretmek bambaşka bir haz ve duygudur, anlatması bile zordur o duyguyu inan bana Selmacım. O konudaki tek sıkıntımız, karşılaşmaları zemin hizasında seyrediyor olmamızdır. Buradaki sıkıntımızda şu, önümüzde polisler, ayrı güvenlikler ve basın mensupları oluyor. Pozisyonları seyredebilmemiz o kadar zor oluyor ki, çoğu pozisyonları kaçırdığımız için diğer arkadaşlarımıza soruyoruz ‘sen görebildin mi?’ diye.
Selma: Maça girerken bir refakatçi alma hakkın var peki refakatçine oturulacak bir sandalye veriliyor mu?
İsmail:…))) (İsmail de bu soruya bir süre gülüyor, Ne kadar elemde olsa, ağlanacak hailimize güler olmuşuz)
Selma: Yıllar önce (on yıl önce) ilk ve tek bir kez maça gitmiş biri olarak, o zaman refakatçim saha kenarında yanımda ayakta beklemişti. Yine aynı durumda mı diye düşünerek sordum bu soruyu(diyorum, bir şeylerin değiştiğini fark etmiş olarak)
İsmail: Evet, en büyük sıkıntılarımızdan birisi de bu Selma. Ne yazık ki refakatçimizi yanımızda bırakmıyorlar.( büyük bir şaşkınlık yaşıyorum) Ben çok şükür kendi ihtiyacımı görebiliyorum ama ne yazık ki ellerini kullanamayan arkadaşlarımız oluyor. Oradaki görevliler yardımlarını esirgemiyorlar sağ olsunlar ama başka birisinden ne kadar fazla yardım isteyebilirsin ki? Hiç birisi refakatçin kadar şefkatli ve ince davranamaz ki. Haksız mıyım?
Selma: Bu gerçekten de çok önemli bir sıkıntı, haklısın. Yani refakatçiniz yanınızda olmuyor. İsmail: Evet, refakatçimizi tribüne yolluyorlar, onlarda diğer taraftarların içinde seyrediyorlar.
Selma: Bu durumda yardımcı olan görevliler bulunuyor yanınızda, sizinle ilgileniyorlar ama dediğin gibi refakatçin gibi olmaz!
İsmail: Tabiatıyla Görevlilerin orada bulunmalarının sebeplerinden biriside bizlerle alakadar olmalarıdır, Lakin biraz daha ince ve kırmadan olsa çok güzel olur. En basiti ellerini kullanamayan arkadaşlarımızın (engelli) doğal ihtiyaçlarını (WC) bir görevli arkadaş ne kadar sağlıklı yaptırabilir ki? Hadi yaptırabildiğini düşünelim, o engelli arkadaşımız ne kadar sıkıntı yaşar düşünebiliyor musun? Ama kendi refakatçisi olsa tabii bambaşka olur. Bu tür yardımlar, engelli arkadaşlarımızın her ihtiyaçlarında böyledir hemen hemen... Lakin kendisiyle gelen refakatçisi yanında olsa her şey daha keyifli, zevkli hale gelir.
Selma: Maçı izlemek üzere engelliye ayrılan yerde, engelliyi soğuktan, yağmurdan koruyucu bir şeyin olmaması hatta şemsiye bile almaya müsaade edilmemesi nasıl değerlendiriyorsun?
İsmail: Selma bu sorunun ve buna benzer konuların cevabını kısaca ve özetle şöyle anlatayım (o anda yaşadıklarımız bizi çok üzdüğü için) Düşün ki ülkemizde ciddi anlamda değişimler (engellilere karşı olumlu yönde) oluyor, çünkü yaşıyoruz ve görüyoruz, ama birde bakıyorsun aynı tas aynı hamam (özür diliyorum bu benzetme için) Her şeye rağmen kendince bazı zorlukları aşıp stada geliyorsun, bir keyifle ve neşeyle; gene her şeye rağmen saatlerce kapıda bekliyorsun sıranın gelmesini ve sana diyorlar ki şemsiyeni yanında içeriye alamıyoruz!!! O anda insan, insan olduğuna utanıyor gerçekten. Biliyorsun, normaldede zaten hareketsizlikten bacaklarımızı ısıtmamız zor oluyor. Düşünki ıslanınca ne hal alıyoruz. Yani hangi akla hizmet ediyorlar anlamak mümkün değil.
Selma: Maçı izlemek isteyen engelli yine su şişesini bile yanına alamıyor. Yani saatlerce maça girebilmek üzere bekleyen engelli kişi, içeri girdikten sonra şemsiyesiz yağmurda ıslanarak ve susadığında içecek suyunu da yine yanına vermedikleri için bir anlamda büyük sıkıntılarla maçı izliyor olmalı. Tüm bunlardan dolayı maça gitmek istemediğin oluyor mu?
İsmail: Tabii ki zaman zaman bu durumlarda Lanet ediyorsun (tekrar özür dilerim) ama ne faydaki taraftar olmak bu olsa gerek, her türlü zorluklara rağmen yine o stadların kapısında çile bülbülüm çile diyoruz ve yine gidiyoruz.
Selma: İstanbul içindeki tüm stadlarda maçı gidebilme şansın oldu mu? Gittiğinde tüm stadlarda maç izlemenin aynı şekilde mi olduğunu gördün yoksa örnek gösterebileceğin engellinin rahat bir şekilde maç izleyeceği stad var mı?
İsmail: Evet, İstanbul’da ki tüm büyük stadlara gittim (Mecidiyeköy'deki, Alisamiyen stadyumu / Beşiktaş'daki, İnönü stadyumu / Fenerbahçe'deki, Şükrü Saraçoğlu stadyumu / Beylikdüzü, Olimpiyat stadyumu. En modern olanı) Ama ne yazık ki hepsinin ayrı ayrı zorlukları var. Yani içerisinde rahat ettiğimiz stad ne yazık ki henüz yapılmadı. Seyrantepe’ye yapılan ve inşaatı devam eden stadyum için çok modern diyorlar ama bunu da ileride göreceğiz İNŞALLAH TAM İSTEDİGİMİZ GİBİDİR!!!
Selma: Son olarak şunu sormak istiyorum. Engellilerinde rahat bir şekilde maçı izleyebilmesi için sence neler yapılabilir? Maça sık sık giden biri olarak neler yapılırsa bu sorunun çözüleceğini bizlerle paylaşır mısın?
İsmail: Bu konudaki düşüncem şöyle; Stad içerisindeki bizlere ayrılan bölümlerin yağmuru ve rüzgârı almayacak şekilde, kapalı ama görüş alanımızı kapatmayacak şekilde olması. Daha rahat ve engelsiz seyredebilmemiz içinde zeminin çok üstünde, yani tribün hizasında ama ayrı olması çok iyi olur. Ayrıca bizlere ayrılan yerlerdeki WC'lerin daha temiz ve daha bizlere hitab eden dizayn ve biçimde olmasını çok isteriz. Bu arada, suyumuzu ve yiyeceklerimizi yanımızda içeriye almalarını isteriz.
Selma: Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum İsmail. Hepimizi bu anlamda çok bilgilendirmiş oldun, sağ olasın. Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?
İsmail: Umarım bu yazdıklarımız gerçekten gerekli mercilere ulaşır ve onlarda artık daha duyarlı düşünerek tüm ihtiyaçlarımıza karşılık verirler. İnşallah bu isteklerimiz gerçekleşirse, vesile olmanın onurunu ve sevincini yaşamayı çok isterim.
Selma: Tekrar teşekkürler İsmail, inşallah herşey daha güzel olacak.