​ Engin denizin parçası... (Başbakan dev bir dalga değil engin denizin bir parçasıdır...) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

20 Ağustos '13

 
Kategori
Siyaset
 

Engin denizin parçası... (Başbakan dev bir dalga değil engin denizin bir parçasıdır...)

ENGİN DENİZİN PARÇASI…

Başbakan Türkmenistan’a yapacağı ziyaret öncesinde havaalanında Mısır’daki olaylar ile ilgili konuşmuş.

Haberin ana metni aynen şöyle;

“Batılı ülkeleri Mısır'da yaşanan katliamı 'müdahale' diye adlandırdığı için eleştiren Erdoğan, batının bu ikiyüzlü tavrının sürmesi halinde tüm dünyada demokrasinin sorgulanacağını bunun Türkiye için de geçerli olduğunu söyledi...”

*** 

Birinci sorum şu; Başbakan ya da Bakanlar yurt dışına çıktıklarında ve dönüşlerinde havaalanında “konuşmak” zorundalar mı?

İkinci soruma geçmeden önce bir kıssadan hisse tadında bir şey paylaşacağım…

***

Küçük bir dalga rüzgârın ve güneşin keyfini çıkara çıkara engin denizlerde mutlu mesut bir şekilde dolaşıyormuş.

Gönlünce olabildiğince ve alabildiğince de mutlu; ta ki kendinden önceki dalgaların kıyıya ulaşıp ne olduğunu görene kadar.

Allah’ım bu korkunç bir şey, diye endişeyle bağırmış, kendi kendine “başına neler gelecek gördün mü” diye konuşmuş korkuyla…

Yanındaki bir başka minik dalga onun yüzündeki korku ve endişeyi görünce sormuş; neyin var senin?

Küçük dalga minik dalgaya; görmüyor musun, hepimizin sonu aynı. Hepimiz birden bir sahile kayalara çarpıp yok olacağız, hiç olup gideceğiz. Bu ne korkunç bir sondur…”demiş…

Minik dalga gülümsemiş ve “Sen anlayamıyorsun değil mi, sen küçük bir dalga değil bu muhteşem engin denizin bir parçasısın…”

***

Ülkemizde son on buçuk yılda bir moda oluştu; Batıyı suçlamak. Ülkede sosyal yaşamda ekonomide sporda adalette hukukta başarısızlıklar sorunlar mı yaşanıyor, halk itiraz ediyor meydanlara mı dökülüyor suçlusu belli; Batı…

Her şeyi “Batıya” atmak ne kadar doğrudur, nedir bu batı düşmanlığı nedir bu batı aymazlığı anlamak mümkün değil. Ama yeri geldi mi çocuklarını aileni eşini batıya gezmeye eğitim görmeye hatta tedaviye gönderiyorlar. Madem “batı” bu kadar kötüyse niye gönderiyorsun ve niye gidiyorsun Batı’ya…

Ama bugüne kadar yaptıkları gibi pohpohlasalardı kendilerini “kıçlarından” ayrılmayacaklardı “Batı’nın…”

Hadi anladık bizim ülkemiz için durum böyle ama Doğu da yani Arap yarımadasında hatta İslam coğrafyasında asırlara dayalı özellikle dini dayatmalara bağlı sorunlar yaşanıyor ya; suçu hemen “batının” üzerine atıyorlar.  Batı niye sessizmiş, karışsalar bir suç karışmasalar bir başka suç…

Niye; Müslümanlar olarak bizim aklımız beynimiz yok mu Batılı insanlar gibi düşünemiyor muyuz?

Nedir bu aşağılık duygusunun, batıya duyulan korkunun nefretin hıncın adı, bilen var mı?

Hem bir taraftan Batı ülkelerine çatacaksınız diğer taraftan da Mısır’da kanın dökülmesine neden olan terörü destekleyen besleyen Arap ülkelerine ve ABD ye laf söylemeyeceksiniz…

Kimi kandıracaksınız ki? Adama bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi?

İkinci sorum şu; Türkiye Batı’ya mı yakın doğu ya mı yani medeniyete mi yakın bedevi yaşamına mı onu söyleyin…

Siz geçmişin içine gömülüp kalmışsınız, sizin yandaşlarınız “bedevi yaşamını” yeğleyebilir ama bu ülkenin yönü ve hedefi “batı” toplumları gibi olmak refah içerisinde çağdaş bir şekilde “insanca” yaşamaktır…

Bu millet asırlardır bunu hak etti.

***

Hemen her şeye burnunuzu sokarak öncelikle insan olduğunuzu unutarak ve taraf olarak hiçbir yere varamazsınız…

Korkuyla hiç yaşanmaz, korkunun ecele faydasının olmadığını Mısırdaki sağır sultan bile biliyor artık.

Ama Başbakan muhalefetten öyle korkmuş ki bakın haberin sonunda ne diyor aynen alıyorum;

 “Mısır'da darbe karşıtlarına yönelik katliamla ilgili, "Şehadete inanmış olan bu insanlar, er veya geç Mısır'da bu demokratik haklarının neticesini de kazanacaklardır diye düşünüyorum. Batı bunu anlamak durumundadır. Eğer Batı demokrasi testinden geçmek istiyorsa bunu anlamak durumundadır. Ama demokrasi testini kaybetme noktasında veya demokrasinin sorgulanması gibi bir sürece karar vermişse o ayrı bir konudur. Nitekim bu konuda Batılı ülkeler eğer samimi davranmazlarsa, samimi adımlar atmazlarsa ben inanıyorum ki artık demokrasi dünyada sorgulanmaya başlanacaktır. Buna biz de dâhiliz. Niye? Çünkü ben ülkemdeki muhalefete bakıyorum, muhalefet iktidar Mısır sorununda çok daha farklı adımlar atabilir, burada etkin olabilirdi gibi saçma sapan şimdi de Mısır üzerinden nasıl oy devşiririz diye bu tür açıklamalar yapıyorlar” dedi…”

***

Mısırdaki “şehadete inanmış insanlar” nasıl kazanacaklar söyler misiniz? Kavga ederek kan dökerek karşı çıkarak, halkı kışkırtarak isyan ederek mi? O zaman niye “şehadete” inanıyorlar?

Kastettiği onlarca yıldır terörle beslenen “Müslüman kardeşler” örgütü ise hepten yandı kül oldu keten helva.

İyi ki “batı” böyle düşünmüyor.

Tüm siyaset bilimcilerinin ve liderlerin ortak bir yaklaşımı vardır o da; “Ülkeler ve yönetenleri Dış İşlerde anlamadan bilmeden aceleyle taraf olmaları kaybetmeleri demektir.”

Dış işlerde ülkeler arası ilişkilerde duygusallığa yer olmaz, dini ayırım olmaz etnisite olmaz ırkçılık olmaz yandaşlık olmaz; olduğunuz anda çok güvendiğiniz dağlara kar yağar, çarklar aniden geriye döner sap gibi ortada kalırsınız.

Tıpkı Irak da olduğu gibi…

Bir koyup üç alacaktık ne oldu üçün birini aldık…

Suriye’deki gibi Afganistan İsrail’deki gibi tükürdüklerimizi yalamak zorunda kaldığımız gibi…

***

Başbakan artık anlamalıdır; kendileri dev bir dalga değil küçük ama Türkiye gibi engin bir denizin parçasıdır. Yaptıkları söyledikleri unuttukları her şey bu ülkeyi yediden yetmişe ilgilendiriyor…

Demokrasiden özgürlükten laiklikten hele hele muhalefetten korkmalarına hiç gerek yok. Hem artık yolun da sonu göründü yani korkunun ecele faydası da yok…

İyi haftalar efendim…

Erdoğan ÖZGENÇ

 
Toplam blog
: 846
: 425
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..