- Kategori
- Siyaset
Erbakan kahin mi?

Sevgili blogcu arkadaşlarım, inanın şaşırmış durumdayım. Olayın neresinden başlayacağımı, neresinden tutacağımı bilemiyorum. Neresinden tutarsam elimde kalıyor.
Bir blogcu yazar arkadaşım çok güzel bir olay yakalamış. Kendisini tebrik etmek istiyorum. Ama mantık tiplemesine kendisinin de inanmadığını sanıyorum.
Ben Erbakan hakkında, seçim arifesinde kanal kanal dolaşıp, son olarak da 28 Şubat sürecinde kendisine en fazla yüklenen haber yönetmenlerinden Tuncay Özkan'a misafir olup aynı şeyleri tekrar etmesi ve hele "AKP'ye oy veren Cehennem'e bilet alır" demesi üzerine bir yazı yazmayı düşünüyordum. Kısmet bugüneymiş.
Erbakan Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük beyinlerden biri. Büyük hatip; hala nasıl konuştuğunu görüyorsunuz. Güçlü ikna kabiliyeti var. Dindar; siyasete atıldıktan sonra dindar olduğunu düşünmeyin, okul yıllıklarında beş vakit namazını kıldığı yazılmaktadır.
Ve Erbakan eski siyaset anlayışının en güçlü temsilcilerinden. Bu siyaset anlayışı nedir; kısaca, demagoji sanatından olabildiğince yararlanmak ve kendi siyasi menfaatleri için her şeyi mübah görmek. Bunun İslam'la bağdaşması mümkün değildir. Çünkü; İslam dürüst olmayı emrediyor ve yalan en büyük günahlardan. Kendilerince fetva üretip "Siyasette her şeyin serbest olduğu" hükmünü ileri sürmek, sadece bir aldatmacadır.
Erbakan'ın siyasi hayatından bazı anekdotları kısaca hatırlayalım;
1- Yıl 1974, CHP-MSP hükümeti iktidardadır. Ecevit Başbakan, Erbakan başbakan yardımcısı. Bir gün gazetelerde manşetten bir haber: "Erbakan 100.000 tank yapacağız dedi." Ecevit'in haberi yoktur. Gazeteden okur ve Erbakan'ı çağırttırır. Ecevit her zamanki nezaketiyle: "Sayın Erbakan bu nedir?" diye sorar. Belki de Erbakan'dan bir yalanlama bekliyor, umuyor ama, haber doğrudur. Erbakan: "Siyasette böyle şeyler olabilir, bu bir temenniden ibarettir." der. Ecevit şaşırır ve ortağına olan güvenini kaybeder ve kısa süre sonra da hükümet bozulur.
2- MSP; Milliyetçi Cephe hükümetlerindeki koalisyon ortağı olarak yaptığı icraatlerden dolayı, 77 seçimlerinde oy kaybetmiş, 79 ara seçimlerinde de varlık gösterememiştir. Millet başarısız Ecevit hükümetine karşı, Demirel'in lideri olduğu AP'ye yönelmiş ve AP ara seçimlerini 5-0 kazanmıştır. Ecevit hemen istifasını vermiş ve milletin teveccühüne göre yeni hükümet kurulacaktır. AP'nin milletvekili sayısı yetmediğinden MSP'nin dışardan desteğiyle
Demirel azınlık hükümeti kurulur. Ülke çok zor günlerden geçiyordu, hükümete destek olunması gerekirdi ama;
"Demirel'e köşeyi tersine döndüreceğim.", "Kadayıfın altının kızarmasını bekliyorum" sözleri Erbakan'ın tarihe geçen sözleri oldu.
3- Yıl 1996, ANAP-DYP-DSP'nin anlaşmalarıyla Mesut Yılmaz hükümeti kurulmuştu. Erbakan Refah Partisi'nin genel başkanıydı. RP, hükümet kurulur kurulmaz DYP lideri Tansu Çiller hakkında yolsuzluklarla ilgili soruşturma önergeleri verdi. Mesut Yılmaz Erbakan'a güvendi; soruşturma önergelerinin arkasında durur da Tansu Çiller'den kurtulurum diye, önergelere o da destek verdi. Hükümet doğal olarak bozuldu. Erbakan kendi önergelerine ret oyu verdi, RP-DYP hükümeti kuruldu ve Erbakan başbakan oldu. Güya Mesut Yılmaz'a oyun oynadı ama, bunun bırakın müslümanlığı, ahlak kuralıyla da bir izahı var mıdır? Yolsuzluklar yoksa niye iftira attın? Eğer varsa, hani tüyü bitmemiş yetimin hakkı?
4- Erbakan 28 Şubat kararlarını başbakan olarak imzaladı. Şimdi inkar ediyor.
Daha bir sürü anlatılacak olay var ama, sayfam musait değil.
Erbakan dini siyasete alet etti mi? Evet, bana göre etti.
Erbakan türbanı ve İmam-Hatip okullarını siyasete alet etti mi? Evet, bana göre etti ve oya tahvil etmeye çalıştı.
Erbakan bugünkü kaos ortamından sorumlu mudur? Evet, bana göre en az karşı taraf kadar sorumludur.
Her zaman kuşkuyla baktığım Erbakan'a benim de söyleyecek bir kaç sözüm var;
Sayın Erbakan, dini siyasete alet etmeseydiniz keşke.
Bu sayede İslam'a karşı nötr veya biraz meyilli kişiler için İslam'ı, sempati erozyonuna uğratmasaydınız, İslam'a zarar vermeseydiniz, tartışılır hale getirmeseydiniz keşke
Seçim dönemlerinde halk arasında söylenen ve benim hala ihtimal vermediğim; "Erbakan İkindi namazını 5 kere kıldı" dedikodularına fırsat vermeseydiniz keşke
Halkın ve kameraların önünde abdest almasaydınız ve korumalarınıza ayaklarınızı yıkattırmasaydınız keşke.
28 Şubat sürecinde, o sıkıntılı memleket ortamında, çoluk çocuk, cumbur cemaat hacca gitmeseydiniz keşke
Belli yerlere mesaj için Libya'da bedevi çadırına girmeseydiniz keşke.
Tarikat liderlerine başbakanlık konutunda iftar yemeği vermeseydiniz keşke
Siz başbakanken ve halkımız yine ekonomik sıkıntılarla inim inim inlerken Altınoluk'larda görünmeseydiniz ve oğlunuz bilmem kaç trilyonluk yat pazarlıklarıyla gündeme gelmeseydi keşke
Çocuklarınıza saraylarda şaşaalı düğünler yaptırmasaydınız keşke.
Siz de biliyorsunuz ki, İslam'ın en önemli, fakat üzerinde her nedense pek durulmayan açık ayet hükmü;
"Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Muhakkak Allah israf edenleri sevmez" demektedir.
Büyük camilere namaz kılmak için gidip, cami ortamında taraftarlarınıza slogan attırmasaydınız keşke.
Versace değil de, Türk markalarıyla anılsaydınız keşke
Peygamberimizin yolundan gittiğinizi söylüyorsunuz ama, hareketleriniz ve tavırlarınız Peygamberimize, az da olsa benzeyebilseydi keşke
O peygamber ki; kısa sürede gelişen ve zenginleşen bir devlet kurduğu halde, komşu krallar saraylarda yaşarken, o, eski mütevazi hayatında en ufak bir değişiklik olmadan bu dünyadan göçüp gitti. İsteseydi kendine Boğaz manzaralı, pardon! Kızıldeniz manzaralı bir saray yaptırtabilirdi. Özel bahçevanları, özel korumaları, özel aşçı ve hizmetçileri olabilirdi. Onun bütün derdi ve tasası dul ve yetimler oldu.
Ve Sayın Erbakan, herkes sizin hakkınizda: "Namazında, niyazında değildi ama, dürüst, ciddi, vatan-millet aşkıyla yanan ve fakir fukara, garip gureba babasıydı" deselerdi de, siz yine de sabahlara kadar namaz kılıp Allah'la baş başa kalsaydınız keşke.
Ve şimdi, Milliyet Blog'da bir yazı: "Erbakan'ın kehaneti"
Güldürmeyin beni...
Erbakan kahin olsa; 12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı, kayıp trilyonları, daha da önemlisi; R. Tayyip Erdoğan'ı öngörürdü.
Erbakan'ın türbanıyla bu türban çok farklı. Köprülerinin altından çok sular geçti. Kimsenin kimseyi türbana selam durdurtmaya niyeti yok. Hala anlamadınız mı?