​ Ercişli Aşık Emrah'ın şiirlerinde Erciş'teki yer adları / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '14

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Ercişli Aşık Emrah'ın şiirlerinde Erciş'teki yer adları

Ercişli Aşık Emrah'ın şiirlerinde Erciş'teki yer adları
 

Ercişli Âşık Emrah 16 ila 17. Yüzyıllar arasında Erciş’te yaşamış Türk Halk Edebiyatı’nın meşhur saz ve söz şairlerindendir. Dilden dile dolaşarak gelen yüzlerce şiiri ve Erciş Kalesi beyi Miroğlu Ahmet’in kızı Selvihan’a olan sevdası sebebiyle diyar diyar dolaşmasını anlatan değişik hikâyelerinin günümüze ulaşması, Emrah’ı hafızalarda diri tutmuş, günümüze kadar ulaştırmıştır.

Hayatının baharında iken, babası Âşık Ahmet ile birlikte gittiği Erciş’te, Erciş Kalesi beyi olan Miroğlu Ahmet’in kızı Selvihan’ı gördükten sonra karasevdaya tutularak ömrünün bundan sonraki kısmını gurbette, sevdiğinin peşinde, onu bulmak için sarf eden Ercişli Emrah, gittiği her yerde uçan kuşlar, daha çok turnalar vasıtası ile hasret duyduğu memleketi Erciş’e özlemlerini göndermiştir.

Safevi İran şahı Şah Abbas’ın Erciş kalesine saldırarak kaçırdığı Selvihan’ı aramak için babası ile birlikte yollara düşen Ercişli Emrah, memleketinden uzak düşünce sazı eline alıp gördüğü turnalara söylediğidir:

Beçare Kul Emrah ağla bakayım

Sinen üstün çapraz dağla bakayım

Elin yetmez yara çağla bakayım

Erdiş’e ya Muş’a ya Van’a gider

Adilcevaz, Ahlat, Hınıs, Erzincan, Erzurum, kim Selvihan ile ilgili bir haber vermişse, her tarafı dolaşan Emrah, Palandöken dağında umutlarının tükendiği vakit yorgun düşmüş uykuya dalmıştır. Rüyasında Selvihan’ı gören Emrah, uyandığı zaman yattığı yerin yakınındaki çayırlıkta dolaşan turnaları gördüğü zaman çalıp söylediğidir:

Bizim evler ince yolun yanıdır

Erdişin ortası mehle sonudur

Kime sorsan bugün bayram günüdür

Ağ ellere kına yak ta bize gel

 

Naz eyleme tenhalarda susarak

Zulüm etme Emrah’ına küserek

Onbir ayak nerduvana basarak

Sallana sallana çık ta bize gel

Erzurum’da Selvihan’ın önce Tebriz’e, daha sonra İsfahan’a götürüldüğünü öğrenen Emrah, İran yollarına düşer. Ağrı Dağı’nı ilk defa gören Ercişli Âşık Emrah Ağrı’nın heybetiyle kendinden geçer, Ağrı dağı üzerinden uçan turnalarla hem Erciş’te kendi mahallesi olan Karangu’ya hem Eganis’e, hem de İsfahan’a götürülen Selvihan’a çalıp söylediğidir:

Evlerimiz Karangu’nun başında

Sular akar Han Ağrı’nın döşünde

Sabah sabah Gönenli Göl başında

Yâre arzuhalim veresiz turnam

 

Gölden kalkar karlı dağlar aşarsız

Aganis suyundan içip çaşarsız

Yolu uzun İsfahan’a düşersiz

Yar dizine kanat vurasız turnam

 

Karangu, Emrah’ın doğup büyüdüğü küçük bir mahalledir. Günümüzde Erciş Yatılı Bölge Okulunun olduğu yerde bulunmaktaydı. Eganis ise Erciş’e bağlı bir köy idi, 1841 yılında Van Gölü suları Erciş Kalesine doluşmaya başlayınca Erciş, Eganis’e taşındı. Gönenli Göl ise Ercişli Emrah’ın Van Gölüne verdiği isimlerden biridir. Selvihan’ın Erciş’te iken yaşadığı yer göl yakınında olduğundan eski, Türkçe de mutlu-huzurlu anlamlarına gelen “gönen” adını kullanmıştır.

Tam 3 sene geçmiştir Selvihan’ın kaçırılmasının ve Emrah’ın yollara düşmesinin üzerinden. Şah Abbas’ın Selvihan’a verdiği süre dolmuş, düğün hazırlıkları başlamıştır. İran’ın, Turan’ın ve Azerbaycan’ın bütün halk âşıkları Safevi şahının sarayında toplanmış, kırk gün, kırk gece sürecek olan büyük bir toyda çalıp söylüyorlardı. Toy vakti İsfahan’a yolu düşen Ercişli Emrah halk âşıklarının saraya davet edildiğini duyunca, belki Selvihan’ı görürüm düşüncesiyle saraya gider, âşıkların arasında oturur. Âşıklar arasında yapılan atışmalarda bütün âşıkları yenen Emrah’ın meziyeti Şah’a ulaşınca, şah Emrah’ı huzuruna çağırır. Halk âşıklarını seven Şah, Emrah’ın neden İsfahan’a geldiğini ve nereli olduğunu öğrenmiş, bunu Emrah’tan da duymak istemesi üzerine Ercişli Emrah’ın çalıp söylediğidir:

 

İlim Al-i Osman durağım Erdiş

Aşk üzünden oldum hayali derviş

Zalım felek etti beni feramuş

Hışmı yeksan payidara gelmişem

 

Bir sultana zulüm etmek yakışmaz

Emrah bu ömrümün çilesi bitmez

Kul dara düşünce Hızır yetişmez

Mürvet eyle nazlı yara gelmişem

İnsafa gelen Şah, âşıkları denemek için eski bir gelenek olan ağu (zehir) içirir âşıklara. Ağu içen Âşıkların ölmediğini görünce, onlara çeşitli hediyeler vererek Erciş’e gönderir.

Üç yıldır Selvihan’ı arayan Emrah’ın, Selvihan’ı İsfahan sarayında gördüğünde çalıp söylediğidir:

Senin o gözlerin kanlıdır kanlı

O maral bakışan kim kurban olsun

Aslını sorarsan Erdişli, Vanlı

O Türkmen gezişen kim kurban olsun

 

Aklım aldın beni saldın yabana

Cemalin benzettim mahı tabana

Kınalı parmaklar altında şana

O nazik ellere kim kurban olsun

 

Sefil Emrah geldi düştü tağa

Aramızda oldu şimdi dağdağa

Bir canım var o da sana sadağa

Öbür güzellere kim kurban olsun

 

Emrah, Selvihan ve Âşık Ahmet hep beraber Erciş’e gelirler. Emrah’ın başından geçenleri duyan Selvihan’ın kardeşleri evlenmelerine razı olur. Emrah düğün yapılmadan önce Erciş’in bağlarında Selvihan’a layık olacak bir köşk yaptırmaya karar verir. Bu arada Selvihan’ın kardeşleri Selvihan’ı Emrah’a vermekten vazgeçerek Tiflis beyi olan akrabaları Kuğu Han ile evlendirmek üzere bir gece gizlice kaçırırlar.

Selvihan’ı bulmak amacıyla yeniden yollara düşen Ercişli Emrah ve babası Âşık Ahmet, tam Erciş’ten çıkmak üzereydiler ki bir bölük allı turnanın Erciş ovası üzerinden geçtiğini görünce Emrah’ın sazı eline alıp söylediğidir:

 

Kalkın turnam kalkın Van’dan sökülün

Erdiş’in gölüne inin dökülün

Malazgirt bey’inden korkun sakının

Onlar avcı sizi vurur turnalar

 

Yağmur yağar Han Ağrı’nın düzüne

Âşık Emrah sazın basmış dizine

Selam edin Ahmet Bey’in kızına

Yar dizine kanat çalın turnalar

 

Tiflis Bey’i Kuğu Han, Selvihan’ın güzelliği karşısında kendinden geçip, kardeşlerin yanlış bilgi vermeleri üzerine de Selvihan ile nikâh kıymak istemektedir. Selvihan, Emrah’ın geleceğini bildiğinden Kuğu han’ı oyalar ve nikâh tarihini devamlı uzatır. Böyle bir vakitte Tiflis’e gelen Emrah bey’in konağına giderek Selvihan’ın nikâhlı eşi olduğunu, Şah Abbas’ın kendilerine evlenmek için ferman verdiğini ve onu Erciş’e götürmek istediğini söyler. Kuğu Han, nikâh kıydıklarına inanmadığını söyleyince Emrah’ın çalıp söylediğidir:

 

Erdiş’de babam kesti nikâhı

Yesir düştü Şah’dan aldım billahi

Al etti kayınnar yahdı Emrah’ı

Aslı budur bilir Subhanımız var

 

O yar menim elde külli varımdır

Namusumdur, gayretimdir, arımdır

Âlem bilir, Selvi menim yarımdır

Bizim Şah Abbas’tan fermanımız var

 

Doğruya yürüdük hem gündüz gece

Sen yüce degilsen, tek Mevla yüce

Yavuz Sultan Han’a haber gidince

Bizim senden özge sultanımız var

 

Man Emrah diyerler Kara Koyunnu

Namertler içinde yiğit oyunnu

Kaz gibi pısmazıh, erkek boyunnu

Biz Türkük, Türklükten dermanımız var

Şah Abbas’ın fermanını gören Kuğu Han ikna olur ve Selvihan’ı Emrah’a verir. Erciş’e doğru yola çıkan Emrah, Selvihan ve babası Bendimahi yakınlarına geldiklerinde dinlenmek üzere denizi ve Bendimahi çayını gören bir yerde otururlar. Sevdiğine kavuşan Emrah’ın Bendimahi için çalıp söylediğidir:

 

Bend-i Mahi bent üstüne

Sana geldim Bend-i Mahi

Yolum gider kent üstüne

Sana geldim Bend-i Mahi

 

Bir yanında çaylar akar

Bir yanında güller kokar

Alt yanın Erdiş’e bakar

Sana geldim Bend-i mahi

 

Âlimler bilir öteni

İçinde yeter keteni

Âşık Emrah’ın vatanı

Sana geldim Bend-i mahi

 

Bend-i Mahi’den kalkıp yola revan olacakları sırada Selvihan’ın güzelliğini duyan Bend-i Mahi ağası Koloz Bey, adamlarını göndererek Selvihan’ı kaçırtır. Selvihan’ın yeniden kaçırılması üzerine bütün emekleri boşa giden Emrah’ın üzüntüden dolayı ciğerleri parçalandığından kan kusmaya başlayarak bayılır. Bey’in silahlı adamlarına karşı elinden bir şey gelmeyen ve kahrından ağlamaya başlayan Âşık Ahmet baygın olan oğlunu Erciş yakınlarındaki Ak Bulak’a kadar getirir. Ak Bulak’ta Emrah’ın yüzünü yıkar, Emrah kendine gelince söylediğidir:

 

Sefil Emrah diyer men bahtı kara

Ağ Bulağ altında hal sıra sıra

Ciğer zedelendi oldu bin para

Ver içim men cam-ı senin elinden

Erciş’e bağlı Karangu mahallesindeki evine getirilen Emrah bitkin bir halde Selvihan’ı sayıklarken, son kez eline sazı alıp söylediğidir:

Takatim kalmadı kaşı hilalim

Ardına düşmeye yoktur mecalim

Seni alıp gitti bir kanlı zalim

Gel yetiş Selvihan, Emrah’ın hasta

 
Toplam blog
: 65
: 3764
Kayıt tarihi
: 12.02.13
 
 

Ercişliyim. 2012 yılı içerisinde "Van Gölü Havzası ve Erciş Tarihi" 2015 yılında "Doğu ve Güneydo..