- Kategori
- Siyaset
Erdoğan tamda köprünün ortasında
Başbakan Erdoğan şimdi tamda köprünün ortasında duruyor.
Köprünün bir tarafında düşmanlığı hep var olan ama gizlemeyi politik beceri haline sokabilen Ermanistan ve dost bildiğimiz halde düşman haline getirdiğimiz Araplar ve bize karşı kullandıkları Kürdistan özlemi çeken PKK.
Diğer tarafta düşmanlığı hiç bitmeyen, İstanbul'u "Kostantinapolis" zanneden Bizans hayaliyle yatıp kalkan Yunanistan ve her fırsatta himeyesi altında görmeye çalıştığı, istediği gibi kullanmak istediği Türkiye' nin dosthane görünen düşmanı ABD ve AB var.
Verilen bütün tavizlere karşılık doymak bilmeyen emperyal düşüncenin esas amacının Türkiye ile İran çatışmasını çıkarıp Esad bahanesi ile Türkiye' yi karanlık yola çıkarmak olduğu gün yüzüne çıktı.
Sonunda PKK' nın, Türkiye' ye gizli ve açık düşmanlığı olan her ülke tarafından taşeron bir terör örgütü olduğunu başbakan açıklamak zorunda kaldı.
Açık açık demese bile, Esad üstüne gönderilmek istenen Türkiye, işin içinde Esad rejimi değil hedefin Esad üstünden İran olduğunu ima etti.
Peki Türk başbakanı ve dışişleri bakanı neden hep Esad' a parmağını salladı?
Muhalif isyancılara destek verdi. Hatta silah temin ive eğitim verdiği iddia edildi.
Gerçek şu ki; bizim Suriye ile bir problemimiz yok iken hasmane olmamızdaki neden hala insani ölçülerde mi izah edilecek?
Tabiki hayır.
Mezhepsel bir faktör mü ortaya konacak?
Tabiki hayır.
Olayların sonucu bizi ABD' nin Ortadoğu politikalarında taşeron olarak kullanması esasına dayanıyor.
Bu heyacanvari olay neticesinde savaştırılmak istenen bir ülkenin uçağını Suriye güya düşürüyor.
Allahtan başbakan dışarda imiş, içerde olabilseydikarşılık verecekmişiz.
İnanması kolay değil ama, bir çılgınlığa giden yolun hazırlıkları yapılılıyorsa laf olsun diye değildir.
Olayları yanyana getirdiğinizde yalnız bir adam durumuna düşen Erdoğan, onarımı yapılan köprüde hangi istikamete gidecek ?
Ya da köprüde durabilecek mi?